|
AMAN NE BÜYÜK LÜTUF!…
Kategori: Aleviler, Makale, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Kas 11th, 2010Ekleyen: Kemal Bülbül
...
“Haksızlık edilmesin, Alevi kesimden rektör atadım.” diyor.
Sanırım Sayın Cumhurbaşkanı bu “atama” ile “ayrımcılık” yapmadığını söylemek istiyor.
Oh ne ala! O kadar üniversite rektörü içinde bir tane Alevi rektör olunca ayrımcılık ortadan kalkmış (mı?) oluyor?…
Devleti alinin aklı egemen zihniyete göre çalıştığı için “Ayrımcılık yapmadığını söylemek” isterken bile ayrımcılık yapıyor. “Alevi kesimden (bu ‘kesim’ ne demekse?!)” bir “rektör atamak” ayrımcılığı ortadan kaldırıyor! Üstelik bu konuda eleştiri yapmış olanlar da sayın Cumhurbaşkanına “Haksızlık” etmiş oluyorlar!… Öyle ya, “Bir Alevi rektör atanmış” ve “hak yerini” bulmuş.
Egemen inkarcı zihniyet bunu “Ötekiler için bir lütuf olarak” görür. Kimdir bu memleketin ötekileri? Aleviler, Kürtler, Romanlar, Ezdiler, Süryaniler… “Gayri Müslimler” (Bu ‘gayri’ lafı da lügat tan çıkarılsa gayri!)
87 Yıldır devlet ve hükümet eden iktidarlar, devlet kurumlarına kendi zihniyetlerine göre atama yaparlar, araya bir de kendi kafalarına uyan Alevi, Kürt vb. karıştırıp “Ayrımcılık yapmadıklarını” göstermek isterler.
87 Yıldan önce Devleti Ali Osmani’nin makamı şahanelerine devşirmeler atanırdı. Türklüğünden hicap duyar olacaklar ki “Etrakı bi idrak!” dedikleri Türkleri “reayadan” sayar devlet makamlarını onlara da teslim etmezlerdi.
Hani Cumhuriyet kuruldu, “Reaya ve Ümmet” olmaktan kurtulup “Millet” ve giderek “Yurttaş” olduk ya, başımız göğe erdi! Artık biz itiraz etsek bile hepimize “Türk ve İslam” deniyordu. Deniyordu da mesele devlet kurumlarında “vazife ifa etmeye” gelince “Türk, İslam” olduğumuz unutulup sicil defterimizin üzerine “gizli” ibaresi eklenip, içine “Tehlikelidir! Kızılbaş’tır… Kürt’tür… Gayri Müslim’dir… Zinhar vazife tevdi edilmeye!” yazılıp defterimiz dürülür ve zulaya atılır oldu. Ancak, insanlar etnik ve inançsal kimliklerini unutup “Yurttaş” olunca her şey olabiliyorlar. 1990’lı yıllarda şu teraneyi adeta slogan haline getirmişti egemen zihniyet. “Kürtlere ayrımcılık yapılmıyor. Bakın cumhurbaşkanı, başbakan bile olabiliyorsunuz! Daha ne istiyorsunuz?” (Neyse ki Alevi cumhurbaşkanı ve başbakan olmadı da Aleviler bu teraneye maruz kalmadı!)
Evet, “Kürtler cumhurbaşkanı ve başbakan olabildi.” Ama “Kürt olmayı unutmak” koşulu ile.
Kaldı ki, sorun Alevilerin, Kürtlerin, Romanların, Ermenilerin, Sürayanilerin, Ezdilerin üniversite ve devlet yönetiminde olması değil. Sorun inkarcı, ayrımcı, anti demokratik sistem sorunu.
Örneğin, neden hala YÖK diye bir kurum var ve bu kurumadaki rektör atamalarını cumhurbaşkanı yapıyor? Neden özerk, demokratik üniversite yapılanmasına geçilmiyor? Üniversiteler özerk, demokratik olsa, rektörler seçimle gelse, rektörün etnik ve inançsal kimliği yerine başka ölçütler devreye girmez mi? Üniversitelerde sadece devlet İslam’ını, devlet Hanefiliği’ni içeren “İlahiyat fakülteleri” değil, Türkiye’deki tüm inançları kapsayan kürsüler, enstitüler, fakülteler olurdu. Dolayısıyla yurttaşlar birbirlerinin inanç ve kültürlerini, etnik kimliklerini ve dillerini kanıksar, anlar ve tanır, böyle rezaletler de yaşanmazdı.
Devlet TRT 6’da Kürtçe yayın yapmayı, bu yayında kerameti kendinden menkul “ilahiyatçılara” saatlerce cami avlularından devlet dini propagandası yaptırmayı kendine hak olarak görüyor. Ama Kürtlere kendi dillerinde konuşmayı, Kürtçe eğitimi, Kürtçe savunma yapmayı yasaklıyor!!!
Yılda bir İmam Hüseyin orucunda TRT ekranlarında “Muharrem sohbetleri” adı altında “Türk/ Alevi, İslam” propagandası yaptırmayı “Lütuf olarak” görüyor. Ama Alevi inancı hala yasaklı!
Devlet zihniyetine göre “Kürtçe geleneksel dil”, Alevilik ise “Geleneksel inanç” tır. “Geleneksel” tabiri “Eh olsa da olur, olmasa da! Dikkate almaya bile değmez!” anlamına gelmektedir.
Toplumsal barış ve eşit yurttaşlığın birinci koşulu zihniyet değişimi ve buna bağlı olarak kullanılacak çoğulcu dildir. Bir toplumun dili ve inancı yasaklanıyorsa bu yasakları koyan ve hala utanmadan yasağı savunan sistemin müdavimleri, yasakladıkları dil ve inanca mensup insanların insanlığını inkar ediyor demektir. Dilimizi ve inancımızı inkar edenler, yasaklayanlar, hakaret edip aşağılayanlar bize “Siz insan değilsiniz!” diyorlar… Kemal Bülbül |
|