|
“Pir Seyit Rıza”
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Kas 24th, 2010Ekleyen: Kemal Bülbül
...
“Şifre” buyruldu “Manevi evlada!”
Umum Müfettiş bir eliyle anlının derin çizgilerinde tortulaşmış utancı gizleyip, ötekinin işaret parmağını tehditkar titreterek, “Şifrenin” şifresi “Kırım!” dedi.
“Şifreyi” veren “şifreden sonra gelecek!” “Şifre” yek cümle, “Beyaz donlular gelmeden, şifre hızında kırım…!” Bilirdi Evledı Kerbelanın bilge aklı Halbori’de kırmızı elma üzerine ahdi kavil ederken çürük elmaların varlığını. Lakin “Ahde vefa için Yol’da cefa gerekir!” …!“Köprü açılacak, kırımdan arta Kalan’lara” Malazgirt Meydanı’nda şavkıyan kılıçta Kürt ile Türk’ün eli “Yekvücut” tek kabzayı kavramıştı… Yaslanıp köprünün korkuluğuna, “Huzur içinde, gökte süzülen kahraman kadın, manevi evladın geçit resmi izlenirken!… İstikbal göklerdeydi!…” “Unut gitsin!… Muvacehe ne hacet? Zihin kirliliği Sakallı Nurettin… Muhafız Alay Komutanı olmazdan önce sürülerce katille kırım yapan Topal Osman da nerden geldi aklına?…” …!“Şifreyi” şifreye şifrelenmiş demir kilitli beyninde çözüp “Toplandı maiyet!” “Halli cihetine gidilmeliydi, tren gelmeden!” Dersimlinin kanıyla sulanmış dağ çiçeklerinden “Çelenk yapılıp sunulacaktı trenin penceresinden!” Tren zifiri karanlığı yararak ziftli dumanıyla Anadolu Yaylası’ndan bir karayılan gibi akıyordu Harput’ta… Harput’ta bir telaş… Pür telaş… Gece bitmeden “İpe çekilmeliydi şaki sergerdeler!” Şifreye şifrelenmiş beyinlerde “Karar daim emre matuftu.” Hışımla ayağa kalktı “Maiyet”… “Tatil, mesai kılındı şifrenin hükmüyle!” “Mazbut olunmuş mazbutat, mezbahalık koyundu maiyettin nazarında!” “Şefkat buyurup tomofile konuk ettiler” Evledı Kerbelayı. “Senin oyunlarınla başa çıkamadım bu bana dert oldu! Ben de senin önünde eğilmiyorum bu da sana dert olsun!” sözünden cellat utanmadı. Mansur’un Dar’ı Evladı Kerbelaya niyaz eyledi… “Evladi Kerbelayımo be gunayımo ayvo zulmo cinayeto!” Pir Sultan Abdal “Sarı tamburasını” inletti, Seyit Nesimi “Gökyüzünden” sedasını yükseltti… Darı Mansur’dan Hak katına erenler Ulu Divan’da semaha durdular… Fırat köpürüp kabardı… Dicle Mansur’un küllerini yıkayıp Munzur Dağı’na serpti… Munzur yeşile kesti… Zilan Deresi kan kırmızı, Harran Ovası gün sarısıydı… …Dersimde zaman durdu!… Munzur suyu akmadı, yüce dağların rüzgarı ağaçların dallarına takılı kaldı. Cümle canlar “Aşk olsun sana Rızo, Aşkı niyaz olsun!” dediler… “Yeter içimdeki fırtına dinsin! KEMAL BÜLBÜL – ANKARA |
|