Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
“Pir Seyit Rıza”
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Kas 24th, 2010Ekleyen: Kemal Bülbül
...
“Şifre” buyruldu “Manevi evlada!”
Umum Müfettiş bir eliyle anlının derin çizgilerinde tortulaşmış utancı gizleyip, ötekinin işaret parmağını tehditkar titreterek, “Şifrenin” şifresi “Kırım!” dedi.

“Şifreyi” veren “şifreden sonra gelecek!”

“Şifre” yek cümle, “Beyaz donlular gelmeden, şifre hızında kırım…!”
Sahiden “Şifreye ne hacet, Rayber varken?”, “Her ağacın kurdu kendi özünden olur!”

Bilirdi Evledı Kerbelanın bilge aklı Halbori’de kırmızı elma üzerine ahdi kavil ederken çürük elmaların varlığını. Lakin “Ahde vefa için Yol’da cefa gerekir!”

…!“Köprü açılacak, kırımdan arta Kalan’lara”
“Tunç dökecek Manevi Evlat” gökyüzünden Dersimin canına… “Ergenekon’da” eritilen demirden, “Dörtnala, Uzak Asya’dan gelip Akdeniz’e kısrak başı gibi uzanan yurdun” kalıbını dökecek Malazgirt Meydanı’nda Kürde mihman olanların torunu!…

Malazgirt Meydanı’nda şavkıyan kılıçta Kürt ile Türk’ün eli “Yekvücut” tek kabzayı kavramıştı…

Yaslanıp köprünün korkuluğuna, “Huzur içinde, gökte süzülen kahraman kadın, manevi evladın geçit resmi izlenirken!… İstikbal göklerdeydi!…”

“Unut gitsin!… Muvacehe ne hacet? Zihin kirliliği Sakallı Nurettin… Muhafız Alay Komutanı olmazdan önce sürülerce katille kırım yapan Topal Osman da nerden geldi aklına?…”

…!“Şifreyi” şifreye şifrelenmiş demir kilitli beyninde çözüp “Toplandı maiyet!”

“Halli cihetine gidilmeliydi, tren gelmeden!”

Dersimlinin kanıyla sulanmış dağ çiçeklerinden “Çelenk yapılıp sunulacaktı trenin penceresinden!”

Tren zifiri karanlığı yararak ziftli dumanıyla Anadolu Yaylası’ndan bir karayılan gibi akıyordu Harput’ta…

Harput’ta bir telaş… Pür telaş…

Gece bitmeden “İpe çekilmeliydi şaki sergerdeler!”
72 İdiler Evladı Kerbela ve yarenleri… “Tesadüf bu ya!” Kerbelanın şehitleri kadın, çocuk 71, Deşti Hüseyni Mücteba… 72 idiler!…

Şifreye şifrelenmiş beyinlerde “Karar daim emre matuftu.”
“Tatil” de olsa, “Karanlık” da olsa, “Samiin” olmasa da… “Şifrenin lüzumu üzre!… Harput’ta varmadan tren, derdest edilen şaki mevta olmalıydı!…”

Hışımla ayağa kalktı “Maiyet”… “Tatil, mesai kılındı şifrenin hükmüyle!”
“Karanlığa far tutuldu, Tek dişi kalmış medeniyetin lütuf-u mazharlarıyla, ışığa gark oldu şifreye kitlenmiş gözler…”

“Mazbut olunmuş mazbutat, mezbahalık koyundu maiyettin nazarında!”
“Yaşına tanık” gösterilenler nerden bilir bilgeliğin yaşını? Hak’tan halka giden Yol’dur Evladı Kerbela. Yol’un yaşı mı olur?…

“Şefkat buyurup tomofile konuk ettiler” Evledı Kerbelayı.
Sureti Hakkın sureti gülümsedi celladına… Cellat, yüzünü alev sarmış gibi ürperdi, kaçırdı korkak bakışlarını.

“Senin oyunlarınla başa çıkamadım bu bana dert oldu! Ben de senin önünde eğilmiyorum bu da sana dert olsun!” sözünden cellat utanmadı.

Mansur’un Dar’ı Evladı Kerbelaya niyaz eyledi…
Evveli Mansur, ahiri Mazlum, Evladı Kerbela “Yeri sarsarcasına heybetlice yürüdü!”

“Evladi Kerbelayımo be gunayımo ayvo zulmo cinayeto!”
“Ulu Divan” kuruldu!… Bedrettin devetüyünden ördüğü ilmiği çıkarıp koynundan Evladı Kerbelaya verdi…

Pir Sultan Abdal “Sarı tamburasını” inletti, Seyit Nesimi “Gökyüzünden” sedasını yükseltti…

Darı Mansur’dan Hak katına erenler Ulu Divan’da semaha durdular…
Pervane oldu erenler… Bir derin girdaba dönüştü zaman… Girdabın dehlizi sarmalayıp Evladı Kerbelayı Ulu Divan’a götürdü.
Dolu içti Kırkların elinden Evladı Kerbela… Esrik oldu!
Rıza Şehri’nin Seyit Rızası, yareni Bese, yoldaşı Ali Şer, haldaşı Zarife semah döndüler…

Fırat köpürüp kabardı… Dicle Mansur’un küllerini yıkayıp Munzur Dağı’na serpti… Munzur yeşile kesti… Zilan Deresi kan kırmızı, Harran Ovası gün sarısıydı…

…Dersimde zaman durdu!…

Munzur suyu akmadı, yüce dağların rüzgarı ağaçların dallarına takılı kaldı.

Cümle canlar “Aşk olsun sana Rızo, Aşkı niyaz olsun!” dediler…

“Yeter içimdeki fırtına dinsin!
Gök kubbe çatlasın yerlere insin.
Işıklar, lambalar, kandil de sönsün!
Gece cennet bana Pir Seyit Rızo”

KEMAL BÜLBÜL – ANKARA




Sitemiz Yazarlarından