|
Ünsal Öztürk; Alevi Deyişleri Tevrat’ı Tamir Edebilir Mi -4-
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Kas 25th, 2010Ekleyen: Ünsal Öztürk
...
PEYGAMBER YAKUP, HİLE, HIRSIZLIK, KATLİAM; Alevi Deyişleri Tevrat’ı Tamir Edebilir Mi Aşağıdaki okuyacaklarınız Kitabı Mukaddes Şirketi tarafından yayımlanan Kitabı Mukaddes adlı kitabın 24-36 sayfaları arasında anlatılmaktadır. Aşağıdaki yazıda sayfa numaraları vermeyeceğim. İsteyen arkadaşlar işaret ettiğim sayfalar arasını okuyabilir.
İbrahim, Hacer’den olma oğlu İsmail’i ve Hacer’i Allah’ın ve Sara’nın talimatıyla çöle attıktan sonra, bütün mallarını Sara’dan olma oğlu İshak’a bırakmıştı. Mal dediysek taşınmaz mal değil. Koyun ve eşek sürüleri, Mısır Firavunundan aldıkları gümüş şekeller falan filan. Çölde gezen bu insanların taşınmaz malları yoktur. O kadar yoktur ki İbrahim, kız kardeşi ve karısı Sara öldüğünde onu gömecek bir avuç toprak bulamamıştır da Het Oğlu Efron’dan içinde bir mağara da bulunan toprak satın almıştır. Satın alma sırasında pek çok pazarlık yapılmıştır. İbrahim, oğlu İshak’ın da zürriyetinin yerli halklardan sürmesini istemedi. Kölesini Harran’a gönderdi. “Ve İshak Arami Labanın kızkardeşini, Paddan-aramdan Arami Betuelin kızı Rebekayı kendisine karı olarak aldığı zaman, kırk yaşında idi.” Rebeka kısırdı. Oğlu olmuyordu. Bu durum karşısında İshak Rab’be yalvardı, Rebaka’nın çocukları olmasını diledi. Rab yalvarışı kabul etti… Rebeka gebe kaldı. Rebeka karnında itişmeler hissettiğinde “Rabden sormaya” gitti. Demek ki Rab’bin nerede olduğunu Rebeka yakından biliyordu. Rab’le Rebeka konuşmaya başladı. O zamanlar Rab herkesle konuşuyor maşallah. Dertlerine derman oluyor. “Senin rahminde iki ümmet var, Rebeka’ya ikiz doğuracağı haberini veriyor yani. Ama kulluktan da söz etmektedir. İnsanın insana, kardeşin kardeşe kulluk edeceğini bizzat Rab söylemektedir. “Büyük küçüğe kulluk edecek.” Büyüğün küçüğe kulluk edeceği söylemini unutmamak gerekiyor. Bunları kim söylüyor? Tabii ki Tevrat’ın tanrısı, yani Yahve… Peygamberliğin babadan büyük oğula geçtiğini okurun dikkatine sunmam gereklidir. Geleneğe göre baba, oğullarından büyüğünü kutsamakta ve peygamberlik büyük oğula geçmektedir. Artık bu yazıyı daha da dikkatle okumanın ve anlatılanları bilince çıkartmanın zamanı gelmiştir. Nihayet Rebeka doğum yaptı. Önce kızıl bir çocuk geldi anne rahminden, o çocuğun topuğundan tutmuş olarak bir erkek çocuk daha doğdu. İlk doğan kızıl ve kıllı çocuğun adını Esav koydular. İkinci doğan çocuğun adı ise Yakup’tu. Daha sonraki yıllarda Esav’ın esamesi okunmazken Yakup çok önemli bir peygamber olacaktır. “İsrail” olarak anılan kişi Yakup’tur. Çocuklar büyüdüler. Esav avcı bir kır adamı oldu, Yakup ise çadırlarda oturan sakin bir adam. Demek ki “ev”den söz ederken çadırı anlamak gerekiyor, çünkü Yakup çadırda oturmayı seviyormuş. İshak Esav’ı, Rebeka da Yakup’u severdi. Bir gün Yakup çorba pişiriyordu, Esav yorgun argın avdan geldi. Karnı çok açtı. Kardeşi Yakup’tan yiyecek istedi. Yakup ise ona, ilk oğulluk hakkını kendisine satarsa Esav’a yiyecek vereceğini söyledi. Esav için ilk oğul olma önemli değildi. Sattı. Yakup, Esav’a bir de yemin ettirdi ve Esav ekmek ve mercimek çorbasını yemeye başladı. Esav, bir tas mercimek çorbasına ve bir parça ekmeğe ilk oğulluk hakkını Yakup’a satmıştı!
İshak’ın döneminde de büyük bir kıtlık oldu. Ve İshak aynen babasının yaptığı gibi göçü toplayarak Filistinlilerin topraklarına gitti. Biliyorsunuz buranın kralı Abimelek’tir. Maşallah Abimelek de uzun ömürlüydü. Babası ile de, oğlu ile de karşılaşıyor. Baba İbrahim, Abimelek’le karşılaştığında, baba bir anne ayrı kızkardeşi olan karısı Sara’nın kız kardeşi olduğunu söylemiş, Abimelek de Sara’yı yanına almıştı. Bakalım İbrahim’in oğlu İshak ne yapacak? İshak, Gerar’a gelmeden önce Rab ona yol gösterdi. Mısır’a gitmemesini, sözünü dinlemesini, memlekette oturmasını istedi ondan. Şöyle dedi: “… Bu diyarda misafir ol, ve seninle olacağım; çünkü bütün bu memleketleri sana ve zürriyetine vereceğim, ve baban İbrahime ettiğim yemini pekiştireceğim; ve senin zürriyetini göklerin yıldızları gibi çoğaltacağım, ve zürriyetine bütün bu memleketleri vereceğim; ve yerin bütün milletleri senin zürriyetinde mübarek kılınacaktır…” Ama öyle olmadı. İshak ailesi gelip Gerar’da kondu. Ahali, İshak’a, yanındaki kadının kim olduğunu sordu. İshak ne cevap verdi dersiniz: Kız kardeşimdir dedi, karısı Rebeka için! “İshak da Gerarda oturdu; ve bu mahalin ahalisi karısı için sordular; ve Kızkardeşimdir, dedi; çünkü: Karımdır, demeğe korktu; yoksa Rebeka için bu yerin ahalisi beni öldürürler, dedi; çünkü o bakılışta güzeldi.” Bir süre sonra Abimelek pencereden baktığında İshak’la Rebeka’nın oynaştığını gördü. Rebeka’nın İshak’ın karısı olduğunu anladı. İshak’ı yanına çağırdı: “İşte, bu gerçekten senin karındır; ve nasıl: Bu benim kızkardeşimdir, dedin?” diye sordu. “Çünkü onun yüzünden ölmeyeyim dedim.”
İshak ihtiyarlamış, kocamıştı. Gözleri görmez olmuştu. Oğullarından büyüğü olan Esav’ı yanına çağırdı. İshak’ın bilmediği bir şey vardı: Yakup şantaj yaparak, bir parça ekmek ve bir tas mercimek çorbası karşılığından Esav’dan ilk oğul olma hakkını satın almış, uzun vadeli yatırım yapmıştı. Kocadığını, ölümün yaklaştığını, söyledi İshak, oğlu Esav’a. Av getirmesini, güzel yemekler yapmasını ve kendisine yedirmesini, onu mübarek kılacağını söyledi. İshak bunları Esav’a söylerken Rebeka duydu, dikkatle dinledi. Sonra da hiç vakit geçirmeden Yakup’un yanına koştu. Durumu anlattı. Rebeka panik içindeydi. Her ikisini de kendisi doğurmasına, çocukların ikiz, Esav’ın da büyük olmasına rağmen, Rebeka, Yakup’un tarafını tutuyordu. Çünkü daha çocukları doğurmadan Rab Allah Rebeka’ya ikiz doğuracağını ve büyük oğlun küçüğe kulluk edeceğini söylemişti! Rebaka’nın akıl hocasının kim olduğunu biliyoruz… “… Oğlum sana emrettiğime göre sözümü dinle. Şimdi sürüye git, ve oradan bana keçilerden iki iyi oğlak al; ve bana getireceksin, ta ki, o, ölümünden önce seni mübarek kılsın” dedi Rebeka oğlu, Yakup’a. Yakup tereddütle itiraz edecek oldu: “İşte, kardeşim Esav kıllı adamdır, ve ben kılsız adamım. Belki babam bana el sürer, ve onun gözünde aldatıcı gibi olurum, ve üzerime bereket değil, lanet getiririm” diye cevap verdi anasına. “Senin lanetin benim üzerime olsun oğlum; ancak sözümü dinle, ve git, bana al” dedi Rebeka. Bu konuşmaları İbrahim’in Allah’ı duymamış mı acaba? Biliyorsunuz o konuşmaları işitmektedir. Sesini çıkartmadığına göre yapılanları onayladığı, olayların kendi isteği doğrultusunda geliştiği anlaşılmaktadır. Aksi takdirde İshak’ı uyarması gerekirdi. İbrahim’den İshak’a gelen yolun Yakup’a geçmesini Yahve’nin planladığı ve bu plan doğrultusunda olayların geliştiği anlaşılmaktadır. Alevilerin İbrahim’i, İshak’ı ve Yakup’u iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bu anlatılanlar hak mıdır, yani haklı mıdır? Yakup iki oğlağı anasına getirdiğinde kadın oğlakların derilerini bir tarafa bıraktı. Lezzetli yemekler yaptı, İshak’ın seveceği cinsten. Daha sonra oğlakların kıllı derilerini Yakup’un kollarına ve boynuna geçirdi. Şu hileyi görüyor musunuz? Plan, hile tamamlandığında, Rebeka yaptığı yiyeceklerle ekmeği Yakup’un eline tutuşturarak İshak’ın yanına gönderdi. Yakup babasının yanına girdiğinde kendisini Esav olarak tanıttı. Rebeka, Yakup’a ağabeyi Esav’ın elbiselerini de giydirmişti. “Çünkü senin Allah’ın RAB bana rast getirdi” diye yalana yalan kattı Yakup. “Yaklaş, rica ederim, sen gerçekten oğlum Esav mısın, yoksa değil misin diye sana el süreyim.” İshak, Yakup’u yokladı. Kolundaki, boynundaki kılları fark etti. “Ses Yakubun sesi, fakat eller Esavın elleri diye” düşündü. Yakup’un getirdiklerini yiyen, üzerine de şarap içen İshak, Esav sandığı Yakup’a yanına yaklaşmasını söyledi. Yakup yaklaştığında ise Yakup’un üzerindeki Esav’ın elbiselerinden Esav’ın kokusunu alan İshak, Yakup’u mübarek kıldı: “Bak, oğlumun kokusu İshak’ın mübarek kılmasını izleyebildiniz mi? “Kavmlar sana kulluk etsin” diyor. “Milletler sana baş iğsin” diyor. “Kardeşlerine efendi ol” diyor. “Ananın oğulları sana baş iğsinler” de diyor. Krallık kuruyor İshak. Yakup Allah’ın bir kulu olduğuna göre, kavimlerin Yakup’a kulluk etmesini nasıl isteyebiliyor? Kardeşlerinin efendisi olmasını nasıl istiyor? Kula kulluk da istiyor. Bu anlatımların başka açıklaması var mıdır? Bu yüzden Aleviler “kula kulluk yakışır mı?” demektedirler. Kulluğu, efendiyi, köleyi, cariyeyi reddediyoruz. Bu yüzden ceme giren canlar eşittir. Kimse kimsenin kulu değildir. Cemde hiç kimse eleştirilemez değildir. Oysa yukarıdaki masaldan izlediğiniz gibi cariyeler, uşaklar, köleler, kullar, baş eğmeler anlatılmaktadır. “O dönem eski bir dönemdir, bu işler olabilir” anlayışı da yanlıştır. Mademki Allah her şeyi bilendir, öyleyse o, çok gelişmiş olmalıdır. Köleliğin, kulluğun, baş eğmenin insan onuru ile insan değerleriyle bağdaşmayacağını bilmesi gerekir… Esav’ın Avdan Dönüşü Yakup mübarekliği hile ile alıp İshak’ın yanından çıktığında Esav avdan gelmiş, lezzetli yemek yapmış ve babasına getirmişti. “Sen kimsin?” diye sordu İshak. Ve İshak büyük bir titreme ile sarsıldı. “Öyle ise av avlayan, bana getiren kimdi? Sen gelmezden önce hepsinden yedim, ve onu mübarek kıldım; ve o da mübarek olacaktır” dedi İshak. Esav babasının sözlerini duyduğunda büyük bir acı ile bağırdı. “Beni mübarek kıl, beni de, ey babam” dedi. “Kardeşin hile ile geldi, ve senin bereketini aldı” dedi İshak. “Onun adı hakkı ile Yakub çağırılmıyor mu? Çünkü bu iki keredir beni aldattı: İlk oğulluk hakkımı aldı; ve, işte şimdi bereketimi almış… Benim için bereket alıkoymadın mı?” İshak’ın Yakup’u kast ederek “Kardeşin hile ile geldi” sözünü ve “Onun adı hakkı ile Yakub çağırılmıyor mu? Çünkü bu iki keredir beni aldattı: İlk oğulluk hakkımı aldı; ve, işte şimdi bereketimi almış” sözlerini not etmiş bulunuyorum. Ayrıca, Yakup’a söylediklerini bir kez de Esav’ın yüzüne karşı, değerlendirmemiz gereken bir belge gibi söyledi İshak: “İşte, onu sana efendi ettim, ve bütün kardeşlerini ona kul olarak verdim…” “Sende yalnız bu bereket mi var, baba? Beni mübarek kıl, beni de baba” diyen Esav yüksek sesle ağlamaya başladı. Baba İshak son olarak şunları söyledi ilk oğul Esav’a: Alevilere soruyorum. Bu anlatımlar sizde nasıl duygular uyandırdı? Hakk, haklılık, hakikat bu anlatımların neresinde? Çok açık soruyorum: İbrahim, Sara, Rebeka, İshak, Yakup, ceme gelseler, cemevine girebilirler mi? Yukarıdaki anlatımlar bende öfke, acı, reddetme duyguları uyandırdı. Bu anlatımlarda sorgu-sual, Hakk olma nerededir? Yakup hile ile yönetimi ele geçirirken Allah neden karşı çıkmamıştır? Bu kadar kritik bir durumda karşı çıkmıyorsa, onaylıyor demektir. Tıpkı Hacer ile İsmail’in çöle, ölüme terk edilmesi sırasında yaptığı gibi. İbrahim’e Sara’nın sözünü dinlemesini Rab Allah söylememiş miydi? Bu anlatımları hangi Alevi deyişinde bulabilirsiniz? Bu anlatımları hangi Alevi deyişi ile tamir edebilirsiniz?
Esav, Yakup’a kin bağladı, doğal olarak. Babası öldükten sonra, matem günlerinde Yakup’u öldüreceğini söyledi içinden. “Esav yüreğinde dedi…” diye anlatılıyor Tevrat’ta. Söylediğini hiç kimse duymadı, ancak Rebeka’nın haberi oldu. Nasıl haberi olmuş dersiniz? Esav’ın yüreğinde söylediklerini bir kişi duymuş olabilir. O da Rab Allah’tır! O her şeyi duyan ve bilendir çünkü! Zaman geçirmeden Rebeka’ya durumu anlatan ondan başkası olamaz. Böylece Allah’ın da bu hilelere yol verdiğini, Yakup’un tarafını tuttuğunu, haksıza yol verdiğini kesin olarak saptamış bulunuyoruz.
Rebeka hemen Yakup’u çağırdı. Esav’ın onu öldürmeyi düşündüğünü söyleyerek Yakup’a şöyle dedi: “Oğlum, sözümü dinle, ve kalk Harana, kardeşim Labanın yanına kaç, ve onun yanında, kardeşinin öfkesi geçinceye kadar, kardeşinin gazabı senden dönünceye, ve kendisine yaptığın şeyi unutuncaya kadar, bir müddet otur, o vakit gönderir ve seni oradan alırım; niçin bir günde ikinizden mahrum olayım?” Rebeka iyi ki Esav’ı öldürmeyi düşünmemiş. Bu “kutsal yazma”da kardeşin kardeşi öldürdüğünün anlatıldığını biliyoruz. Kabil, Habil’i öldürmüştür… Ana da oğlunu rahatlıkla öldürebilir. Rebeka Yakup’u kendi akrabalarının yanına gönderdiğine göre mutlaka bir bildiği de vardır. Yakup’un kendi soyuyla evlenmesini, oradan da miras almasını düşünmüş olabilir. Yakup Harran’a gitti. Dayısının iki kızını kendisine karı yaptı. Yetmedi, onların cariyelerini de kendine karı yaptı. Dayısının sürülerini hile ile çaldı. Dayısının kızları ve onların cariyeleri ile yaptığı evlilikleri bir sonraki yazıda anlatacağım. Bu yazıda son olarak Yakup ve çocuklarının yaptığı katliamı aktaracağım.
Yakup zürriyeti ile birlikte Harran’dan döndüğünde karılarından Lea’nın kızı Dina, misafir oldukları memleketin kızlarını tanımak için gezmeye çıktı. “Memleketin beyi Hivilerden Hamor’un oğlu Şekem” onu gördü. Kızı yakalayıp onunla yattı. Kızı alçalttı diye anlatıyor Tevrat. Ama Şekem Dina’ya âşık olmuştu. Babasına Dina’yı kendisine karı olarak almasını söyledi. Bu sırada Yakup’un oğulları kırda, sürülerinin yanındaydı. Yakup kızının murdar edildiğini duymuş ama oğullarının gelmesini beklemeye başlamıştı. Hamor, oğlunun isteğini yerine getirmek için Yakup’un yanına gitti. Yakup’un oğulları da kırdan gelmişler, haberi duyduklarında ise çok kızmışlardı. Onlar da Şekem’in bacıları ile yatmasını çok çirkin buluyorlardı. Hamor ısrarla Dina’yı oğlu Şekem’e istedi. Rica etti: Hamor’un ısrarları karşısında Yakup’un oğulları bir hile düşündüler. Tevrat’ta aynen şöyle geçiyor: “Ve Yakubun oğulları Şekeme ve babası Hamora hile ile cevap verip söylediler…” Daha sonra şu açıklamayı yaptılar: “Kızkardeşimizi sünnetli olmayan bir adama vermek, bu şeyi yapamayız, bu bize utanç olur. Ancak bu şartla size razı oluruz; bütün erkekleriniz sünnet edilip bizim gibi olursanız, o zaman kızlarımızı size veririz, ve kızlarınızı kendimize alırız, ve sizinle otururuz ve bir kavm oluruz. Ve eğer bizi dinlemez ve sünnet olmazsanız, kızımızı alır gideriz.” Hamor, “giderseniz gidin, sünnet olmuyoruz” demedi. Bu anlatımlardan kızın neden murdar olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz. Sünnetsiz Şekem, Dina ile yatmış… Yakup’un kızını çok beğenen Şekem, “o şeyi yapmakta gecikmemiş.” Bütün şehrin erkekleri de sünnet olmuş. Sonra ne mi olmuş dersiniz: Dina’yı Şekem’in alıkoyduğu, Yakup ve oğullarının hileli bir plan yaptığı anlaşılıyor. Çok ustaca bir plan yapılmış. İnsan aklından çıkmayacak kadar hile dolu, haince ve iyi bir plan. Şehrin içindeki erkekler sızı içindeyken, kılıç kullanamaz durumdayken tüm erkeklerin öldürülmesi… Şehrin yağma edilmesi, kadınların ve çocukların ele geçirilmesi, koyunların, sığırların ve eşeklerin bile götürülmesi… Bu durumu İbrahim’in ve İshak’ın Allah’ı nasıl karşıladı acaba? Kadınlar ve çocuklar götürüldüğüne göre, köle veya cariye yapılacaklar demektir. Söyleyecek söz bulamıyorum. Tevrat’ın tanrısının, İbrahim, çocukları ve torunlarıyla ilişkisini vicdanlarınıza sığdırabiliyorsanız, buyurun sığdırın! Bir kere daha diyorum ki: Tevrat’taki anlatımlarla bizim bir ilgimiz yoktur. Gideceğimiz yoldan gidilecektir, başka yol yoktur. Ünsal Öztürk |
|