Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
KORAY ve UĞUR
Kategori: Makale, Manşet, Siyaset, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Kas 27th, 2010Ekleyen: Kemal Bülbül
...

Koray Kaya… Sivas’ın Şarkışlalı, masum ve mazlum bir Can. 12 yaşındaydı 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde ablası Menekşe Kaya ve 31 Canla birlikte yakılarak katledildi… Katillerinden “yakalanabilenler” düzmece bir iddianame ile yargılandı… Kimi “beraat etti, kimi katliamın boyutları karşısında komik sayılacak “cezalar” aldı! Kimi de Türkiye’de “Çok arandı, ama bulunamadı!” Avrupa’da tatil yapıyor! Annesi Hüsne Kaya, Ankara’da yaşıyor.

Uğur Kaymaz… Mardin’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinden masum ve mazlum bir Can. 12 yaşındaydı 21 Kasım 2004’te “Terörist(lerce)” olduğu gerekçesi ile evinin önünde babasıyla birlikte 13 kurşunla vurularak katledildi. Katilleri “Katil bile sayılmadı!” “Meşru müdafaa haklarını kullandıkları” gerekçesiyle “Beraat ettiler!”

Annesi Makbule Kaymaz ve amcası Reşat Kaymaz “Örgüt propagandası yapmaktan” yargılandı, amcası bir yıl ceza aldı.

Koray, Alevi, Türk bir ailenin çocuğu…

Uğur, Sünni, Kürt bir ailenin çocuğu…

Çocuklar, çocuktur. Çocuktan daha masum ve mazlum bir insan yoktur. Koray ve Uğur çocuktu, milliyet, din, inanç bilmezdi onlar. Çevresinden gördüklerini anlamaya ve yaşamaya çalışırlardı. Anasının dilini konuşur, babasının inancını yaşarlardı.

Koray ve Uğur yaşarken tanışmazlardı. Onları 87 yıldır “Türk olmaktan mutluluk duyduğu için doğru ve çalışkan olmayı mütemadiyen çocuklarına emreden” devlet tanıştırdı.

Şairin, “Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında

Bir teneffüs daha yaşasaydı,

Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür

Devlet dersinde öldürülmüştür.”

Şiirini ateş ve kurşunla yaşanmış kıldı “Türk, doğru ve çalışkan olmayı” emreden zihniyet…

Koray’dan, Uğur’a uzanan katliam kavşağında kaç çocuk katledildi, kaç çocuk lağım çukurlarına düşerek boğuldu, kaç çocuk tecavüze uğradı, kaç çocuk taş atarken “Terörist olduğu için” tutuklandı, kaç çocuk bulduğu top mermisiyle oyuncak diye oynarken katledildi…???

Koray, Sivas Şarkışlalı… Ozan’ın “…düşürmesin Allah sevdiği kulunu” dediği memleket. Sivas, Türklerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin, Sünnilerin yaşadığı; ozanların, erenlerin, evliyaların, destansı aşkların yaşandığı, yangından arta kalan küller ile yaralarını dağlayan insanlık deryası… “İtlerinin bile haram yemediği” Pir Sultan Abdal’ın yurdu…

Uğur, Mardin Qoserli… Adı bile yasak memleket. Türkçesi de “Pek makbul sayılmaz!” efendilerin nazarında. Kızıltepe!… Mardin, bir dağ yamacına serpilmiş kor ateş misali ışık selinin geceleri yıldızlarla öpüştüğü “kal u belli”den gelen Arap, Kürt, Süryani, Müslüman, Hıristiyan halkların “Kardeş sofrası!” Deyrül Zafarandan, Mor Gabriele uzanan tarih yolculuğunda Mem u Zin’in aşkıyla ak saçları Diyarbekir’in bir kuytu “küçesinde” kana bulanan Ape Musa’nın yurdu…

Koray bir çocuktu. Yağmur damlası kadar saf, el değmemiş kır çiçekleri kadar yaşam dolu, sevgiden öte sevecen bir çocuk! Kerberos ruhlu, adam siluetlerinin yaktığı, otelin merdivenlerinden canavar dili gibi uzanan alevlerden kurtulamadı…  Bir çocuk ne bilirdi yangından kurtulmayı?… “Bu kadar çok, kocaman, koskocaman!!!” ateşi hiç görmemişti ki Koray!… O, mahallenin boş arsasında “ağabeylerin” yaktığı alçacık alevli ateşte kartopu oynamaktan üşüyen öpülesi körpecik ellerini ısıtmaktan bilirdi ateşi. Ablasına sarıldı, bedenleri eridi kızgın alevin kor ateşinde, iki özgür yaşama hasret yürek birbirine aktı!… 33 Can’ın yürekleri birbirine akan 33 ırmak odu Madımak’ta. Yaşanmamış umutları yakanlara inat, çocuksu bir gülümseme gördü Hüsne Ana Koray’ın ve Menekşe’nin gülden nazik, mahinur yüzlerinde!…

Uğur, bir çocuktu. Kar tanesi kadar temiz, berfin kadar kötüden ve kötülükten ıraktı. Kötülüğün zulüm yürekli efendileri körpecik bedenine “Gez, göz, arpacık!” emriyle nişan almadan önce!… Büyüklerin zulme isyan, hawar çığlıklarının alçacık damlı evlerin toprak duvarlarını tırmaladığı gecelerde, köpek havlamalarına karışan çığlıktan ince sesten tanırdı kurşunu!… 33 “Domdom kurşununu” gecelerin karanlık sessizliğinde yılan ıslığı fısıltısıyla anlatılan “yasak hikayelerden” bilirdi. Anasının “Gül memesinden” ayrılalı çok vakit geçmemişti.

Mevsim kışa gebe… Hazan ayının ürpertici sabahında, çocuk bilincinde bir efsane olan kamyon şoförü babasıyla birlikte çıktı evden. Görme noktasının son sınırına kadar ipek bir şerit gibi uzanan İpek Yolu’nda kamyon şoförü olmayı hayal etti bir an!…

Sonra!… Babası “Bir dağ gibi devrildi!” Yeri sarsan bedeninden kızıl ırmaklar akıyordu… Çığlığı boğazına takılı kaldı Uğur’un! Gözyaşı göz pınarından akmaya zaman bulamadı! Sesinden hızlı giden ilk kurşunla yüreğinden vurdular Uğur’u!… Zibil kadar çoktular, ateş kusan kudurmuş canavardan öfkeliydiler! 13 Kere sarsıldı “33 Kurşun” hikayesini milat öncesi bir masal gibi dinleyen körpecik beden!…

Makbule Ana, kızıl kana boyanmış bir ak sakal gördü Uğur’un yüzünde!…

Türkiye’nin iki Canı, iki çocuk… Koray ve Uğur! Katilleri aynı!

Türkiye’nin iki anası Hüsne ve Makbule! Acıları aynı!

…Bakmayın bana öyle utanıyorum, insanlığımdan!…

“Ruhumu yitirdim bir ıssız çölde!

Bedenim yanıyor ateşten gölde,

Kalbimi ortadan ikiye böl de,

Birini alsana gül yüzlü çocuk!”

KEMAL BÜLBÜL

ANKARA


Sitemiz Yazarlarından