Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
Timsahların Gözyaşları
Kategori: Aleviler, Makale, ManşetEklenme Tarihi: Kas 27th, 2010Ekleyen: sercesme
...

12 Eylül Faşist darbesinden sonra, hazırlanan 12 Eylül Faşist darbe Anayasası İlk ve ortaöğretim kurumlarında okuyan çocukların Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerini değiştirerek zorunlu ve mecburi hale getirdi. 70 lerde seçmeli olan din dersleri 80 de zorunlu hale getirilerek özellikle 70 lerde bu derslere girmeyen Alevi,Ateist, solcu ve demokrat ailelerin çocuklarının bu derslere girmesi için özel olarak darbe anayasasına eklendi. 30 yıldır yürüklükte olan bu uygulama,  Yıllardır en çok tartışılan konular arasında yer almasına rağmen hala “zorunlu” olmaktan çıkarılmayıp zorunlulukta ısrar edilmesine karşı Alevi kurumları Demokratik mücadelerine devam etmekteler.

Din dersinin üzerindeki zorunluluğun kalkmasına yönelik açılan ilk davanın Danıştay tarafından kabul edilmesinin üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen ve daha sonrada gene Hasan Zengin İstanbul’da bir devlet okulunda 7. sınıf öğrencisi olan kızı Eylem Zengin adına AİHM’ye başvuru neticesinde. ” AİHM 9 Ekim 2007’de başvuruyu haklı bularak Türkiye’nin söz konusu protokol hükmünü ihlâl ettiğine karar vermesine rağmen uygulamaya geçilmemiş ve bunun yerine din dersi mufratatının degiştirilecegini derslere Alevilik hakkında da konular eklenecegini bahane edilip eski zorunluluğa devam edilmiştir. Hükümetin organize ettiği sözde “Alevi Çalıştayların” da

konu örtbas edilerek hasır altı edilmiştir.

Hal böyleyken, Alevi örgütlerinin  “Zorunlu din dersinin kaldırılması” talebiyle Ankara’da yaptığı oturma eyleminin ardından, Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce’nin t24.com.tr’den Selin Ongun’a verdiği “Zorla din dersine ilk mümin isyanı” röportajda   Sünni Müslümanları temsil eden muhafazakâr birçok köşe yazarı aşağıda ki görüşleri  belirterek sözde ne kadar demokrat ve aydın olduklarını göstermeye çalışırken aslında neyse o olduklarını kelime oyunlarıyla ortaya koymuşlardır. Konuya her zamanki  gibi takiyeyle yaklaşan, politik olarak gören Müslüman muhafazakarların bu konulardaki duruşları, samimiyetsizlikleri, Alevi kamuoyu tarafında iyi bilinmekte. Aşağı da bu Timsahların gözyaşlarına bir bakalım.

Önce repöportajı yapan Selin Ongun’a gelelim. Reportajın başlığı “Zorla din dersine ilk mümin isyanı” Oysa böylebir durumun sözkonusu olmadığını siz degerli okuyucular, göreceginiz gibi aşağıdaki ifadelerde “muminlerin bir isyanını söz konusu degildir. Zorlama ifadelerle, muglak duruşlarlar dan başka görüntü vermek isteyen samimiyetsizlikleri ifadelerinde okunan “müminler”. Bu konuda yaklaşık olarak 30 senedir üç maymunları oynayan ve zorunlu din derslerini savunan, aktif tavır tarkınıp 12 Eylül Cuntabaşı Kenan Evrene methiyelerle dua eden kesimlerdir.

Yine  reportajı yapan Selin Ongun, “Sünni Müslümanları temsil eden muhafazakarlar derken” neyi kast ediyor? Başka Müslümanlık da mı varmış da bizmi bilmiyoruz? İslamın Mezhepleri ve tarikatları belli olduğuna göre ne demek istiyor? Yoksa İzzettullah’ın başını çektigi Asimilasyon kavramı olan sözde “Alevi İslamı”‘nımı kast ediyor?Asırların muhafazakar zihniyetinin temsilcilerini bize demokrat ve aydın olarak sunma kurnazlığına kaçıyor. Bakalım aşağıda ne demişler bu muhafazakar muminler.

“Ayıptır, günahtır

Zaman Yazarı Hüseyin Gülerce: “Demokrasilerde fikir, ifade, hürriyet ve inanç özgürlüğü var” deyip, “Ben cemevi istiyorum, burada ibadet edeceğim” diyene “Hayır efendim, ibadet edeceksen camiye gel” deme hakkımız yok. Buna kimsenin hakkı yok. Böyle bir demokrasi yok. Yanlış olan bu. Vatandaşın cemevi mi istiyor; bunu yerine getireceksin. Ben AKP’yi en çok buradan eleştiriyorum. Bu insanları yedi senedir oyaladılar. Ayıptır, günahtır”.

“Her konuda bu kendimize demokrat ve Müslümanlık anlayışından kurtulmamız gerek. Güzel laflar söylüyoruz ama uygulamaya gelince başkaları için demokrasi istemiyoruz. “Demokrasi olsun ama benim olsun.” Bu samimi değil”.

Kendiside güzel laflar söylüyor. Kendiside uygulamada yok. Genel dogruları dile getirirken  Hükümetin  samimi olmadığını dile getiriyor. ve bunda haklı ama kendileri ne kadar samimi  oldugunu şimdiye kadar bu konuda ne yaptıkları hakkında bir öz eleştiri verememektedir. Aklısıra takiye yapıyor. Oysa Alevi Kamuoyu Zaman ve Zaman yazarlarını ve onların o meşhur Alevi düşmanlığını iyi bilmektedir. Söz yetmiyor artık içrata bakmak lazım. Birde Aleviler 7 sene degil ondan önceki senelerdede oyalanmaktalar.

“İnsan haklarına aykırı”

Bugün Yazarı Ahmet Taşgetiren

“Din dersini almak istemeyenlere zorunlu kılmak insan haklarıyla bağdaşmayan bir şey. Gayrimüslimlere din dersi zorunluluğu yok. Benzeri bir biçimde çocuklarının din dersi almasını istemeyen kesimler için de zorunluluk söz konusu olmamalı.

Ancak toplumun da çocuklarına din eğitimi verilmesi talebi var. Bunları birlikte değerlendirip, her toplum kesimini tatmin edecek bir çözüm üretmek gerekiyor.

Bir başka boyutu da din kültürü alınması noktasında temel bir kültürel zemin oluşturulabilir bütün ülke çocukları için. Yani farklı dinlerin yaklaşımlarını, inanç yapılarını anlatma bağlamında bir kültürel zemin oluşturulabilir. Bu da bir asgari kültür çerçevesinde değerlendirilmeli.”

ilk parağrafta genel dogrular dillendirilmiş, Çocuklarını din dersi almasını istemeyen kesimler kimler?

İkinci parağrafta Ama, Ançak diye başlayan  satırda ağzındaki baklayı çıkarmakta, “din dersi verilmesi talebi varmış”, bunun zorunlu din dersiyle ne alakası var. Zaten bu kesimler uyğulamalı olarak İslam din dersinden yararlanıyorlar ve bundanda memnunlar. Bu dersi zorunlu olarak okumak istemeyenler Aleviler bu zorunlulugun kaldırılmasını talep ediyorlar. Ayrıca Türkiyede bir İslam ve İslam dersi sorunu yok. Kuran kursları, Camiler, İmamhatip liseleri ve ilahiyat ve diyanet din  egitimini yapmaktadır.  Zorunlu din dersleri Alevi, solcu, Ataist ve bu dersi almak istemeyen demokratların çocuklarına zorla verilmektedir.

Üçünca parağrafta ise  “temel bir kültürel zemin oluşturulabilir bütün ülke çocukları için”.diyerek, AHİM de hükümetin nasıl aynı gerekçelerle senelerdir oyaladığını bunda da samimi olmadıklarını gösterirken taş getireninde aynı nakaratı tekrarladığı görülüyor.

“Müfredat yeniden yazılmalı”

Yeni Şafak Yazarı, İslam Hukuk Profösörü Hayrettin Karaman: “Bu sorun yıllardır tartışılıyor. Fakat Türkiye’de Sünni Müslümanlar toplumun büyük kesimini teşkil ediyor. Maksadımız; farklı inanç, dünya görüşü ve hayat tarzı sahiplerinin insanca, kardeşçe, huzurlu bir şekilde birarada yaşaması. Bu maksat açısından zorunlu din derslerine baktığımızda bu dersler Aleviliği küçümsüyorsa, olumsuz bazı ifadeler içeriyorsa, ya da yok sayıyorsa bundan rahatsız olunur. Ama bunun çaresi dersi kaldırmak değil. Bu dersi maksadımıza uygun hale getirmektir. Dersin yeni baştan ele alınması, kitaplarını yeni baştan yazılması gerekiyor. Sünni bakış açısıyla değil tarafsız olarak Aleviliği anlatmak lazım. Bu ayrışmayı önler. Bir arada, birbirimizi tanıyarak, hassasiyetlerimizi bilerek yaşama emelimize ulaştırır.”

Yukarda egemenlik hakkının Sünni Müslümanlarda olduğu, toplumun çoğunluğunun kendilerinde olduğunu vurgulayan Faşist bir zihniyetin temsilcisi “yeni şafakçı” hemde İslam Hukuk Profösörü Karaman bırak bir hukukcuyu normal sıradan bir insanın bile kabul etmeyecegi şu sözleri ifade ediyor. “Aleviliği küçümsüyorsa, olumsuz bazı ifadeler içeriyorsa, ya da yok sayıyorsa bundan rahatsız olunur”.  Demekki zatialileri bu müfradat da rahatsız degil. Aleviligin küçümsenmesini, olumsuz bazı ifadeler içermesini yada Aleviligi yok sayılmasının da rahatsızlık duymuyor eger rahatsızlık duyan olursa rahatsız olunurmuş,  Ama çaresi dersi kaldırmak degilmiş, burda zorunlu din derslerini savunmakta , derslerin sünni bakış açısıyla verildigini kabul etmek zorunda kalıyor. Ona göre tarafsız olarak Aleviligin anlatılması lazımmış. Aleviler Zorunlu din dersi istemiyorlar bu derslerde de Aleviler dışında kimsenin kendi inançlarını anlatmalarını istemiyor.yazarın görmek istemedigi bu.  Hangi ayrışma , nasıl birbirimizi tanımak? hangi hassasiyetlerimiz? nasıl bir yaşama emeline ulaşmak? böyle muglak, anlamsız kelime oyunlarıyla avutmaya çalışıyor.

İki seçenekli çözüm

Zaman Yazarı Ali Bulaç: Benim iki seçeneğim var. Biri zorunlu din dersi devam etsin fakat, hem diğer dinler hem de Alevilik öğretilsin. Müfredattaki Alevilikle ilgili bölümü de Alevilerin referans kabul ettiği akademisyenler yazsın. Pekiyi bunun faydası ne olacak? Bir din kültürü gerekir Türkiye’de yaşayan bir çocuk için. Hem Hıristiyanlık, hem Yahudilik, hem Budizm, hem de halkının bir kısmının mensubu olduğu İslam ve İslam’ın içinde yer alan farklı mezhepler konusunda bir kanaati olsun. Ama bu ders herhangi bir din ile ilgili de küçük düşürücü üsluptan kaçınmalı.

İkinci seçenek ise din dersi zorunlu olmaktan çıkarılsın. Fakat hem Sünni hem de Alevilere kendi çocuklarına inançlarını öğretebilmesinin önünü açacak yasal düzenlemeler yapılsın. İsteyen özel okullarda veya kurslarda Aleviliği, Sünniliği öğretsin.

Ali Bulaç’ın İki seçenegide ipe un sermekten başka birşey degil. Birinci seçenekte dindersleri zorunlu olsun diyor ve aynı Akp hükümeti gibi davaranıyor. Bu derslerde Alevilik ögretilsin diyor. Aleviler zorunlu din dersine yani alevi çocuklarına zorunlu okutulmasına karşılar. Ayrıcada Uygulamalı olan İslam derslerini istememektedirler. Aleviler devletin din dersi vermesine, laiklik ilkesi olarak karşılar. Artı verilen dersler zorunlu degil seçmeli olmasını istemekteler. Hatta eger olursa etik derslerinin yine seçmeli olarak verilmesinden yanalar. Tüm bunları görmeyip de iş olsun diye yolu yoruşa sürüp başka seçenekler ortaya çıkarmanın  bu konudaki samimiyeti sorgulanmalı.

İkinci parağrafta ise sanki Sünni çocukları inançlarını öğrenebilmesi için yasal zorluluklar varmışta bunun düzenlenmesi gerekiyormuş gibi çarpık bir anlayış var, Özel okullar ve kurslar zaten var sünni çocuklara Fettullahın okulları var hem türkiyede hem dünyada, yine tüm tarikatların kuran kursları var. Gerçek olan Alevi çocukların Alevilerin yasal zorluklarla karşı karşıya olmasıdır. Böyle herşeyi tersyüz etmenin mumince si bu olmalı herhalde.

Hiçbir şey zorunlu olmamalı

Ahmet Kekeç:Alevilerin taleplerinin dikkate alınması gerekiyor. Buna sadece zorunlu din dersleri değil, cem evlerine ilişkin talepler de dahil. Çocuklarının din dersi almasını isteyen geniş bir kesim de var. Onlar da görmezden gelinmemeli. Burada beni de rahatsız eden “zorunlu” ibaresi. Din eğitimini zorla veremezsiniz. Bence hiçbir şey zorunlu olmamalı. Bu soruna sadece Alevilerin değil, çocuklarının din dersi almasını isteyen ailelerin talepleri de dikkate alınarak çözüm bulunmalı.

Burda sorun Alevi çocuklarının zorunlu din dersine meçbur edilmesi ve buna Alevilerin karşı gelerek zorunlugun kaldırılmasını talep etmeleridir.  Burda sorun Çocuklarının din dersi almasını isteyen geniş bir kesim yani çoğunluk ve egemen anlayısın çocukları degil.  “çocuklarının din dersi almasını isteyen ailelerin talepleri de dikkate alınarak çözüm bulunmalı.”

neden?çocuklarına din dersi almak isteyen aileler dikkate alınmak zorunda, zira onlarzaten din derslerini almaktalar ve kimsede onların o dersleri almasına karşı degil. Neden ? onlar alevilerin çocuklarına zorunlu din dersi verilmesinde yanalar. yada onlar adına ifadede bulunan islami kesim muminler onlar adına konuşuyor ve hasasiyet ten bahsedip aba altında sopa gösteriyorlar. Yok sa  İslami muminlik bu mu?

Bu zihniyetin birde sözde laik devletin Diyanet işleri bakanlığı başkanından yorumsuz beyanatlarında görelim.

Bardakoğlu: Din dersi zorunlu olmaya devam etmelidir Bardakoğlu:

Başörtüsü özgürlük sorunudur

Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu başörtüsünün laiklik ya da modernite sorunu olmadığını, özgürlük sorunu olduğunu söyledi.

ALEVİLERİN TEMSİLİ VE DİN DERSLERİ

Din işleri ayrım yapmaz. Bu tartışmaları yaptıkça ayrımlar derinleşiyor.

Din Kültürü dersi zorunlu olmaya devam etmelidir. Çağdaş insanın din konusunda bilgi sahbi olması günün gereğidir.”

Müminlerin Din dersine İsyanı var ama Zorunlu  dindersine degil. Zorunlu Din derslerini çoçuklarına okutmak istemeyen Alevilere İsyanları var. Yukardaki ifadeleride Timsahların Gözyaşlarıdır.

Reber Cengiz Ünal


Sitemiz Yazarlarından