Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
CEMEVİ DEDELİĞİ
Kategori: Aleviler, Makale, Yazarlarımızdan, üstmansetEklenme Tarihi: Ara 16th, 2010Ekleyen: Bülent İşcan
...

Son yıllarda Alevi sözlü literatürüne cemevi dedeliği gibi yeni bir deyim girdi. Alevi inancında mürşit, pir, rehber ve talip silsilesi vardır. Cemevi dedeliği bu silsilenin nesrindedir?

Bu dedelik hangi ihtiyaca göre ortaya çıkmıştır? Yüzlerce yıldır süregelen dede-talip ilişkisine sekte vuracak mıdır? Yoksa şehirleşme ile ortaya çıkan şehirli Alevilerin inançsal ihtiyacını mı giderecektir?

Tüm bu soruları yanıtlamadan önce, genel anlamda DEDE-TALİP’liğin Alevi toplumundaki rolünü, önemini vurgulamak gerek.

Alevi toplumuna DEDE-TALİP topluluğu dense yeridir,  belki de en doğru tanım budur. Her Alevi muhakkak bir Pir ‘e ( dedeye) taliptir. Her Alevi bir ocağa mensuptur. Ocak dediğimiz sosyal bir yapıdır. Dede, Pir ve mürşidin toplamıdır. Dedelere ocakzade de denir.

Alevi inancında Alevilik genellikle soydan gelir, Dede’ler kesinlikle soydan gelir. Bu nedenle her talip toplumu, soydan gelen bir Dede toplumuna bağlıdır.

Dedeler kendilerini, soy olarak geriye dönüşte İmam Ali vasıtası ile Muhammed’e bağlar. Genelde ocakların hepsi kendilerini 12 İmamdan, 7. İmam Musa Kazım’a bağlar.

Aleviler ibadetlerini Cem dediğimiz toplu ibadet biçimi ile yapar. Her toplum bağlı olduğu Dede toplumu vasıtası ile Cemle ibadetlerini gerçekleştirir.

Aleviler geçmişte kırsal kesimde yaşadığından, ibadetlerini , cemlerini genelde Güz dediğimiz, Ekim , ekinlerin biçildiği, harmanların bitip kış mevsimi başladıktan sonra yaparlardı. O köyün bağlı olduğu dede eğer o köyde ise o, yok başka bir yerleşim yerinde ise oradan taliplerinin olduğu köylere gelerek o toplum içindeki sosyal, kültürel, inançsal sorunların çözümü için gelir, toplumsal barışı sağlar, küskünleri, dargınları barıştırır, haksızları yargılar, onları YOL dili ile cezalandırır. Tüm bunları Görgü cemi dediğimiz, çoğu yerde Abdal Musa cemi denen cemde yapar.

Görgü ceminden sonra o köyde, o yerleşim yerinde ihtiyaç olan ve hazırlıklı olan canların, musahip kurban cemlerini, Hakka yürümüşlerin Dar Kurban cemlerini, Birlik kurban cemlerini, varsa diğer kurbanlı, kurbansız cemlerini yaparak toplumun inanç ihtiyaçlarını da gidererek yeni bir yılda tekrar gelmek amacıyla dede kendi yurduna gider.

Talip topluluğuna bağlı bulunduğu Pir ocağından dedeler gelmiyorsa, bu talipler ne yapar, ne yapmalı?

Eğer böyle bir durum oluşursa, talipler bağlı bulunduğu mürşit ocağına, mürşitlerine gidip durumu anlatırlar ve ondan bir çözüm isterler. Mürşit bu konuda çözüm bulamaz ise, talipler ya en yakın ocağa giderek o ocağa bağlanırlar ya da kendi aralarından YOLu yürütebilecek bilgi ve birikime sahip olan biri varsa onu seçip mürşit ocağından icazet alırlar. Buna DİKME DEDE de denir.

El, ele, el de Hakka bağlı söylemi bu şekilde işleyegelmiştir,

Ançak Cumhuriyet döneminde 1950-60 sonrası  kırsal kesimlerden Aleviler şehirlere  geldiğinden, yeni yerleşim yerinde inanç dünyalarında bir kopukluk yaşanmıştır ve yaşanmaktadır.
Şehirleşme nedeni ile uzun zamandır cemde ibadet etmeyen, dede yüzü görmeyen, Cem görmeyen kuşaklar yetişmiş ve bunlar sadece Alevi oldukları bilincini taşımışlardır. bir kısmı bunu da unutup asimile olmuştur. Konu uzun uzun tahlil edilebilir, ben kısaca buna kısaca değinip geçtim.

Özellikle son 20 yıldır şehirlerde dernekleşen ve kurumlar ortaya çıkaran Aleviler, inanç ihtiyaçları için Cemevleri inşa ederek bu ihtiyaçlarını gidermeye çalışmışlardır.

İşte bu dönemde, yüz yıllardır süregelen, dede-talip ilişkisi ve cem ayini ritüelleri farklılaşmaya ve otantikliğinden uzaklaşmaya başlamıştır.

Derneklerin uygulaması ile, Cemevi talipliği ve dedeliği ortaya çıkmıştır.

Alevilikte Dernek ve Cemevi dedeliği olmaz, olmamalı.
Şeytanın avukatlığını yaparsak;

Son gelişmeler neticesinde, devletin Alevi çalıştayları sonrasında yapmayı düşündüğü ve  Cem vakfı gibi kurumların dedelerin maaşa bağlanması hakkındaki talepleri de göz önüne alınırsa, böyle dedelik payesi dağıtmasında da başka bir amaç olmalı.

Ve Alevi dernek/kurumları, cemevinde bulunan dedelerin her yıl kendi pirleri tarafından görülmesine, yıllık görgüden geçip geçmediklerine dikkat etmeli , özen göstermelidir.
Kendisi aklanmayan başkasını aklayamaz.

Bu cidden sıkıntılı bir süreç. Şimdi dernekler mürşit, pir işini üstlenecektir.
Bu mürşit, pir, rehber, talip silsilesini bozar. Cem ayini görsel, folklorik yapıya dönüşür. Nitekim dönüşmüştür de.
Cemevinin bulunduğu mahallede hangi ocağın talipleri varsa, o ocağın dedeleri görev yapmalı veya o cemevinden faydalanmak isteyen talip topluluğu hangisi ise, veya hangi ocağa bağlı ise, o ocağin evladı pir postuna oturmalı.

Cemevi dedesi diye bir dedelik kurumu  geçmişte yok.

Bu anlayış bizi neredeyse camilere döndürür, Aşağı Mahalle Cami hocası, Yukarı Mahallae Cami hocası gibi, şu cemevi dedesi falan olmaz, olmamalı.

Buna kurumlarımız gerekli özeni ve dikkati göstermeli. Kendi dernek ve kurumlarına katılımın fazla olması için kafa sayısını arttırmak için Cemevi dedeliğini insanlara dayatmamalılar.
Her ocak talibi kendi pirinden sorulur, eğer ki o ocak taliplerinin talepleri üzerine derneklerin inanç kurulunda bulunan dedelerden birisi yıllık görgü ve Cem ayini işini, kendi ocağı adına asaleten, talep edenlerin ocağında vekaleten görgü ve cemi yapmalıdır. Dernek dedesi cemevi dedesi diye bir kurum, kurumsallaşma olmamalıdır.

Bu gelişmeler neticesinde devletin dedeleri maaşa bağlaması beklentisi nedeniyle kurumlardan belki de listeler istenecek. Bu çalışma bunlara hazırlık da olabilir.

Cemevi fetişizminin önümüzdeki dönemlerde bize sıkıntı yaratacağı muhakkaktır.
Artık, Osmanlı’nın şecere dağıtan kurumu gibi, kurumlarımız dedelik dağıtır hale gelecektir.

İnanın şunların başımıza gelmemesi için bir sebep göremiyorum, ne dersiniz? Bu iyi midir, kötü müdür, neyle sonuçlanır, bunları bekleyip yaşayıp göreceğiz.

Alevilerin yoğun olduğu mahallelerde 2-3 adet cemevi açılacağından korkuyorum. Mahallelerdeki gibi, cemaati olmayan camilere benzememiz kaçınılmaz gibi gözükmekte.

Kurumlar dede atayacak,  Devlet de maaşa bağlayacak.

Benim acizane önerim;

Cemevinde ibadet edecek canlar, kendi ocak pirini bulsunlar, yukarıda sunduğum silsileye dikkat etsinler, uysunlar. Eğer bu mümkün olmuyorsa, o cemevine gidip cemevi/dernek dedesinden kendilerini dernek/cemevi dedesi olarak değil, bağlı bulunduğu ocak adına görmesini istemelidir. Sanırım o pir de böyle görecektir, görmelidir.

Örnek ;

Bağlı bulunulan ocağa vekaleten, kendi ocağına ( mesela Cemal Abdal ocağı) onun adına da asaleten görmeli.
O çevredeki, her talip topluluğu ayrı ayrı görülmeli.


Sitemiz Yazarlarından