Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
Maraş Katliam’ını anabilmek…
Kategori: Aleviler, Makale, ManşetEklenme Tarihi: Ara 31st, 2010Ekleyen: sercesme
...

“Bizi taşlayanlarla

yüzleşmek istiyorum”

Ben bu katliamın yaşandığı yere hiç gitmemenin

Izdırabını yaşıyorum ve diyorum ki, eğer biz hala oralara

gidemiyorsak bu topraklara BARIŞ gelmez. Bizler

oralara gidip, oralarla yüzleşmeliyiz

Yıl 1972 nin sonbaharı, babamı bir trafik kazasına kurban vermişiz.

Kaza yaptığı traktörün borcunu ödemek için evde ne var

ne yok satmışız. Yaşamımızı sürdürmek işin büyük şehrimize

göç etmişiz, çalışıp ekmeğimizi kazanalım diye.

7 yaşında evde ana dilim yasak olduğundan dolayı hiç Kürtçe

konuşamayan bir kurt kızı olmama rağmen sokakta ilk duyduğum

iltifat, “ kurt kurt ku vara kurdun boku duvara” oldu.

Hiç bir anlam vermemistim, ben onlardan daha güzel Türkçe

konuşuyordum.

1975 yılında, tam 10 yaşında cezaevi kapılarıyla tanıştık. Siyasi

mahkum ziyaretine giderdim. Hele bu abinizse ve evin en

büyüğüyse durum farklıdır. Narlı’da Tarım -İş Sendikası’nın

düzenlediği miting ilk katıldığım mitingtir. 1977’de Gaziantep’teki

1 Mayıs eylemindeydim. Bunun benim yaşamımda çok önemli

bir önemi var.

1978 Aralık ayında yine Maraş’taydım. Saygı değer hocam

Mustafa Yüzbaşıoğlu’nun vurulduğu anı unutmak mümkün mü?

Cenaze bize saat 15;30’da verilmisti Mustafa hocayı ebedi yolculuğuna

uğurlamak için yola koyulduk. Yaklaşık 10 bin insan

vardı cenazede.

Ben eski belediye binasının tam sağında kaldırimdayım. İnanılmaz

bir şekilde üstüste yığılmışız, yani adımatmak imkansız. Her

yerde üzerimize bir şeyler atiliyor. İnsanlar çığlık çığlığa, herkesin

üzerinden kanlar akıyor ama kimse kıpırdayamıyor. Tam o sırada

abimin yüzü avuçlarında ve kanların üzerine aktığını görünce

yanımdaki polisin yakasına yapışıp, “sen o silahı kullanamıyorsan

ver ben kullanacam” dedim ve polisin gözlerinden yaşlar aktı.

Put kesilmişti, biri bana yapıştı, “ ne yapiyorsun o POL-DER’in

polisi” dedi. İşte ben şimdi o polisin göz yaşlarını silmek istiyorum,

abime o briketi atanı bulup konuşmak istiyorum.”Neden yaptın”

diye. Bir çok dükkanın camlarını kırıp içeri girmeye çalışıldı sırf

kendilerini korumak için. O esnafla paylaşmak istiyorum neden

biz taşlandık ve neden onların dükkanlarının camları kırıldı?

Evine sebze kasalarıyla taş doldurup bizi taşlayanlarla yüzleşmek

istiyorum. Mağazalardan alıp yaralara sardığımız o kıyafetleri esnafa

geri vermek istiyorum. Belediyeden hastahaneye kadar

sokağa yayılan ayakkabıları toplayıp sahiplerine vermek istiyorum.

Evlerinin balkonlarından bize “Pis Kürtler, pis Aleviler” diyenlere

sormak istiyorum, kendisi benden ne kadar temiz ve dinine

bağlı?

Hastahane kapısında bekleyen ve üzerimi arayıp da beni hastahane

içine bırakmayan o askere sormak istiyorum: Ben soyunmaya

başlayınca acaba o anda ne hissetti de kolumdan tutup

hastahanenin içine firlattı beni?

Ben katliamı yapanlara sormak isterim, abisini gidip morgda ölülerin

arasında o çekmeceleri çekerek aramak nasıl bir duygu? Ve

iğne yapabilen biri olarak Çiçek Sineması’nda yaralananları

arayıp hastahanede kandan penisilin iğnesi yapmayı planlayan

ve abisinin bu şekilde intikamını almaya çalışan 13 yaşında bir kız

olmak nasıldır? Tabii ki katliamları planlayanlar o sabah o yaralıları

hastahaneden çıkarmışlardı. Her bir yatakta 2-3 yaralı yatıyordu,

olanca gücümle yaralılara yardım ediyordum. Biri vardi ki tüm

bağırsakları dışardaydı.

Bir ara hastahaneyle dışarı arasında haber alış verişi yapıyordum,

Tam dış kapıya yöneldiğimde yine elleriyle yüzünü kapamış abim

içeri

Giriverdi. Oysa ben ondan umudu kesmiştim, ayaklar altında can

verip bir yerlerde kaldı diye.

O gec eve döndük, sabah sanki tekrardan Mustafa hocayı

defnetmek için gidecekmişiz gibi hazırlandım. Saat 8 gibi sesler

gelmeye başladi: ‘Komünistler Moskova’ya’ Ne olduğunu anlamaya

çalıştım. Kısa süre sonra katliam başladı ve saatlerce sesler

susmadı, taa saat gündüz 3’e kadar. Kurşuna dizilen mahalle

bakkalının oğlunun üstüne atılınca beline sıkılan kurşundan dolayı

felç olan ve sonrasında fare zehiriyle intihar eden o annenin

mezarına bir demet karanfil bırakmak istiyorum.

Sivaslı olan sınıf arkadaşımın ablasının karnında deşilen 8 aylık

bebeği ve oracıkta katledilen 8 kişinin öldürüldüğü yere neden bir

karanfil bırakmayalım? 5 yıl Ozan Emekçi’nin ailesiyle

yaşadığımız o sokağa ve evinin önünde taşlanarak katledilen

Ozan Emekçi’nin babasının katledildiği yere neden bir karanfil

birakmayalım?

Size yüzlerce örnek verebilirim.

Ben bu katliamın yaşandiğı yere hiç gitmemenin isdırabını yaşıyorum

ve diyorum ki, eğer biz hala oralara gidemiyorsak bu

topraklara BARIŞ gelmez. Bizler oralara gidip, oralarla yüzleşmeliyiz.

Bunları yapanlar mutlaka kendileriyle hesaplaşmalı ki

bir daha bu tür olaylar olmasın.

Bir Britanya Barış Meclisi çalışanı olarak bu şehirle barışmanın

çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla hepimizin 24

Aralık’ta katledilen insanlarımızın katledildiği yerlere gidip bir

karanfil bırakmamızın boynumuzun borcu olduğunu görüyorum..

Kıbrıs Meydanı’na katliamın anısına bir heykel dikilmeden

Alevilerin yarası kanamaya devam edecek.

32 yıl geçmiş olsa da hala geç kalmış sayılmayız.

Aşitî/Barış Avrupa Barış Meclisi’nin “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü” Gazetesi

Elif Tabak ( Britanya BarışMeclisi Üyesi)


Sitemiz Yazarlarından