|
Maraş Katliam’ını anabilmek…
Kategori: Aleviler, Makale, ManşetEklenme Tarihi: Ara 31st, 2010Ekleyen: sercesme
...
yüzleşmek istiyorum” Ben bu katliamın yaşandığı yere hiç gitmemenin Izdırabını yaşıyorum ve diyorum ki, eğer biz hala oralara gidemiyorsak bu topraklara BARIŞ gelmez. Bizler oralara gidip, oralarla yüzleşmeliyiz Yıl 1972 nin sonbaharı, babamı bir trafik kazasına kurban vermişiz. Kaza yaptığı traktörün borcunu ödemek için evde ne var ne yok satmışız. Yaşamımızı sürdürmek işin büyük şehrimize göç etmişiz, çalışıp ekmeğimizi kazanalım diye. 7 yaşında evde ana dilim yasak olduğundan dolayı hiç Kürtçe konuşamayan bir kurt kızı olmama rağmen sokakta ilk duyduğum iltifat, “ kurt kurt ku vara kurdun boku duvara” oldu. Hiç bir anlam vermemistim, ben onlardan daha güzel Türkçe konuşuyordum. 1975 yılında, tam 10 yaşında cezaevi kapılarıyla tanıştık. Siyasi mahkum ziyaretine giderdim. Hele bu abinizse ve evin en büyüğüyse durum farklıdır. Narlı’da Tarım -İş Sendikası’nın düzenlediği miting ilk katıldığım mitingtir. 1977’de Gaziantep’teki 1 Mayıs eylemindeydim. Bunun benim yaşamımda çok önemli bir önemi var. 1978 Aralık ayında yine Maraş’taydım. Saygı değer hocam Mustafa Yüzbaşıoğlu’nun vurulduğu anı unutmak mümkün mü? Cenaze bize saat 15;30’da verilmisti Mustafa hocayı ebedi yolculuğuna uğurlamak için yola koyulduk. Yaklaşık 10 bin insan vardı cenazede. Ben eski belediye binasının tam sağında kaldırimdayım. İnanılmaz bir şekilde üstüste yığılmışız, yani adımatmak imkansız. Her yerde üzerimize bir şeyler atiliyor. İnsanlar çığlık çığlığa, herkesin üzerinden kanlar akıyor ama kimse kıpırdayamıyor. Tam o sırada abimin yüzü avuçlarında ve kanların üzerine aktığını görünce yanımdaki polisin yakasına yapışıp, “sen o silahı kullanamıyorsan ver ben kullanacam” dedim ve polisin gözlerinden yaşlar aktı. Put kesilmişti, biri bana yapıştı, “ ne yapiyorsun o POL-DER’in polisi” dedi. İşte ben şimdi o polisin göz yaşlarını silmek istiyorum, abime o briketi atanı bulup konuşmak istiyorum.”Neden yaptın” diye. Bir çok dükkanın camlarını kırıp içeri girmeye çalışıldı sırf kendilerini korumak için. O esnafla paylaşmak istiyorum neden biz taşlandık ve neden onların dükkanlarının camları kırıldı? Evine sebze kasalarıyla taş doldurup bizi taşlayanlarla yüzleşmek istiyorum. Mağazalardan alıp yaralara sardığımız o kıyafetleri esnafa geri vermek istiyorum. Belediyeden hastahaneye kadar sokağa yayılan ayakkabıları toplayıp sahiplerine vermek istiyorum. Evlerinin balkonlarından bize “Pis Kürtler, pis Aleviler” diyenlere sormak istiyorum, kendisi benden ne kadar temiz ve dinine bağlı? Hastahane kapısında bekleyen ve üzerimi arayıp da beni hastahane içine bırakmayan o askere sormak istiyorum: Ben soyunmaya başlayınca acaba o anda ne hissetti de kolumdan tutup hastahanenin içine firlattı beni? Ben katliamı yapanlara sormak isterim, abisini gidip morgda ölülerin arasında o çekmeceleri çekerek aramak nasıl bir duygu? Ve iğne yapabilen biri olarak Çiçek Sineması’nda yaralananları arayıp hastahanede kandan penisilin iğnesi yapmayı planlayan ve abisinin bu şekilde intikamını almaya çalışan 13 yaşında bir kız olmak nasıldır? Tabii ki katliamları planlayanlar o sabah o yaralıları hastahaneden çıkarmışlardı. Her bir yatakta 2-3 yaralı yatıyordu, olanca gücümle yaralılara yardım ediyordum. Biri vardi ki tüm bağırsakları dışardaydı. Bir ara hastahaneyle dışarı arasında haber alış verişi yapıyordum, Tam dış kapıya yöneldiğimde yine elleriyle yüzünü kapamış abim içeri Giriverdi. Oysa ben ondan umudu kesmiştim, ayaklar altında can verip bir yerlerde kaldı diye. O gec eve döndük, sabah sanki tekrardan Mustafa hocayı defnetmek için gidecekmişiz gibi hazırlandım. Saat 8 gibi sesler gelmeye başladi: ‘Komünistler Moskova’ya’ Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Kısa süre sonra katliam başladı ve saatlerce sesler susmadı, taa saat gündüz 3’e kadar. Kurşuna dizilen mahalle bakkalının oğlunun üstüne atılınca beline sıkılan kurşundan dolayı felç olan ve sonrasında fare zehiriyle intihar eden o annenin mezarına bir demet karanfil bırakmak istiyorum. Sivaslı olan sınıf arkadaşımın ablasının karnında deşilen 8 aylık bebeği ve oracıkta katledilen 8 kişinin öldürüldüğü yere neden bir karanfil bırakmayalım? 5 yıl Ozan Emekçi’nin ailesiyle yaşadığımız o sokağa ve evinin önünde taşlanarak katledilen Ozan Emekçi’nin babasının katledildiği yere neden bir karanfil birakmayalım? Size yüzlerce örnek verebilirim. Ben bu katliamın yaşandiğı yere hiç gitmemenin isdırabını yaşıyorum ve diyorum ki, eğer biz hala oralara gidemiyorsak bu topraklara BARIŞ gelmez. Bizler oralara gidip, oralarla yüzleşmeliyiz. Bunları yapanlar mutlaka kendileriyle hesaplaşmalı ki bir daha bu tür olaylar olmasın. Bir Britanya Barış Meclisi çalışanı olarak bu şehirle barışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla hepimizin 24 Aralık’ta katledilen insanlarımızın katledildiği yerlere gidip bir karanfil bırakmamızın boynumuzun borcu olduğunu görüyorum.. Kıbrıs Meydanı’na katliamın anısına bir heykel dikilmeden Alevilerin yarası kanamaya devam edecek. 32 yıl geçmiş olsa da hala geç kalmış sayılmayız. Aşitî/Barış Avrupa Barış Meclisi’nin “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü” Gazetesi Elif Tabak ( Britanya BarışMeclisi Üyesi) |
|