|
Ünsal Öztürk : Uluslararasi “parsadan”
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Oca 25th, 2011Ekleyen: Ünsal Öztürk
...
Sicilyalı Peter’in raporlarının derlemesini, Janet Hamilton, Bernar Hamilton ve Yuri Stoyanov, 1998 yılında, “CHRISTIAN DUALIST HERESIES IN THE BYZANTİNE WORLD, c. 650 –c.1450” kitabında yayımlamıştır. (Manchester University Press Bu kitapta Janet Hamilton, Bernar Hamilton ve Yuri Stoyanov, Paris’teki “Centre de Recherche d’Histoire et Civilisation Byzantines” adlı kurumun 1967 ve 1970’te yayımladığı derginin 2 ve 4 nolu sayılarından yoğun olarak yararlanmış, kitabın bazı bölümünü bu dergilerden oluşturmuşlardır. A.) Synodikon. Synodikon of Orthodoxy. J. Gouillard, ‘Le Synodikon d’orthodoxie’, T&M 2 (1967) B.) Peter the Higoumenos, Précis, ed. C. Astruc, W. Conus-Wolska, J. Gouillard, P.Lemerle, D. Papachryssanthou and J. Paramelle, T & M 4 (1970) Peter, istihbari raporlarında Paulikienliğin gerçek kurucusunun Konstantine olduğunu belirtiyor. Raporlara göre, Konstantine, bugünkü Elazığ ilinin doğusunda, o günlerde Ermenistan Samosata’sı olarak anılan bölgede, Murat Nehrinin kıyısında Mananalis adlı bir köyde doğuyor. Ermenilerin yaşadığı bir köy. Yani Konstantine, Ermeni bir ailenin çocuğu olarak gözlerini dünyaya açıyor. Konstantine büyüyüp yetiştiğinde Suriye’den gelen bir papaz yardımcısı, Mananalis köyünden geçerken, Konstantine’nin evine kısa bir süre misafir oluyor. 7. Yüzyılda geçiyor bu olaylar. Sicilyalı Peter’in raporlarında bu papaz yardımcısının adı, sanı belli değil, yok. Papaz yardımcısı, Konstantine’in Mananalis adlı köyünde, Konstantine’in evinde birkaç gün, yani çok kısa bir süre, 2-3 gün misafir oluyor. Giderken de misafirlikten memnun kalmış olmalı ki misafirperverliğinin karşılığında Konstantine’e iki kitap hediye ediyor. Hediye ettiği kitaplar: İncil ve Havari Mektuplarından oluşuyor. Sicilyalı Peter, raporlarında, Konstantine döneminde bu bölgenin ve Mananalis köyünün Maniheist olduğunu, 9. Yüzyılda da halen Maniheistleri barındırdığını belirtiyor. OLGULAR: “94. In the days of the emperor Constantine, grandson28 of Heraclius, there was born in the territory of Samosata in Armenia an Armenian named Constantine, in a village called Mananalis, a village which even now rears Manichaeans. (Janet&Bernard Hamilton, Yuri Stoyanov, Chrıstian Dualist Heresies in the Byzantine World c. 650– c. 1450, pp. 76) “95. This man entertained in his house for some time a certain deacon, a prisoner who was returning to his own country from Syria and came first to Mananalis. All this we found by careful enquiry. The prisoner was bringing back from Syria two books, one of the holy Gospel and the other of the Apostle, which he presented to Constantine in return for his hospitality.” (pp. 76) “96. When he had received the two books, that of the Gospel and of the Apostle, and realised that his heresy was unlawful and hateful and was hated and avoided by everyone because of the blasphemies and shameful acts it contained, he determined to give a new face to the evil. He determined, through the power of the devil, that no other book at all should be read than the Gospel and the Apostle, to conceal the harm done by the evil, as those who give fatal poison to drink disguise it with honey.” (pp. 76-77) (“96. İncil ve Havariler Kitabı’nı alan Konstantinos, kendi sapkınlığının kural dışı ve menfur olduğunu ve içerdiği küfürler ve utanç verici uygulamalar nedeniyle herkes tarafından nefret edilerek uzak durulduğunu fark etti ve kötülüğe yeni bir çehre kazandırmaya karar verdi. Şeytanın gücünün yardımıyla, bundan böyle şeytanın verdiği zararı gizleyebilmek amacıyla İncil ve Havariler Kitabı’ndan başka kitap okunmaması gerektiği sonucuna vardı, zira içilmesi için ölümcül zehirler hazırlayan kişiler onu balla tatlandırırlar.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 109) “97. He took the origin of every blasphemy from the Manichaean books already mentioned, and was able through the co-operation of the devil to twist the thoughts of the Gospel and the Apostle to his own opinion in his interpretation. He rejected the books of the Manichaeans . . . especially since he saw that many had died by the sword because of them.” (pp. 77) (“97. Daha once bahsettiğimiz Maniheist kitaplardaki her türlü küfrün temelini aldı ve şeytanın da işbirliğiyle İncil ve Havariler Kitabı’nın düşünceleriyle kendi algısına göre bir karışım hazırladı. Maniheistlerin kitaplarını reddetti… özellikle de bunlar yüzünden birçok insanın kılıçtan geçirildiğini gördükten sonra.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 109) “100. For this reason the present-day disciples of Mani, knowing nothing of all this play-acting, willingly anathematize Scythianus, Bouddas and Mani, who were the chief guides of this evil.” (pp. 77) (“100. Bu nedenle bugünkü Mani takipçileri tüm bu düzenbazlığın farkında olmadan bile isteye Scythianus, Bouddas ve Mani’yi, yani kötülüğün baş rehberlerini lanetlemektedirler.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 110) “101. So then this Constantine, also known as Salo-anous, left Mananalis and went to live in Cibossa, a kastron of Colonea, saying that he was the Silvanus mentioned in the letters of the apostle whom Paulsent as a faithful disciple to Macedonia. He used to show his disciples the book of the apostle which he had got from the deacon, the prisoner already mentioned, saying, ‘You are the Macedonians and I am Silvanus sent to you by Paul.’ This he said 600 years after the martyrdom of St Paul, in the reign of Constantine, the grandson of Heraclius, as I said before.” (pp. 78) (“101. Ardından, aynı zamanda Salo-anous olarak da bilinen bu Konstantinos, Mananalis’i terk etti ve kendisinin Paul’un mektuplarında geçen ve inançlı bir yoldaş olarak Makedonya’ya gönderilen Silvanus olduğunu öne sürerek Kolonea’nm kasabası Kibossa’da yaşamaya başladı. Takipçilerine daha önce bahsettiğimiz mahkum papaz yardımcısından aldığı havariler kitabını gösteriyor ve şöyle diyordu: “Siz Makedonyalılar’sınız ve ben size Paul tarafından gönderildim.” Bunu, St Paul’un şahadetinden 600 yıl sonra, daha önce belirttiğim gibi Heraklios’un torunu Konstantinos döneminde söylüyordu.” Bizanslı Heretiklerin Tarihi, Kalkedon Yayınları, s. 110) OLGULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Konstantine’nin yaşamı ikiye ayrılmaktadır. Papaz yardımcısından önce, papaz yardımcısından sonra… Sicilyalı Peter, Konstantine’in Maniheistlerin temel düşüncelerini aldığını, İncil ve Havariler kitaplarındaki düşüncelerle karıştırdığını, Maniheist kitapları da reddettiğini söylemektedir. Bütün olgular göz önünde bulundurularak şu soru sorulmalıdır: Konstantine, dolayısıyla Paulikienler Maniheist midir, değil midir? Maniheist iseler, papaz yardımcısından önce mi Maniheisttiler, sonra mı? Zira, Maniheizm’de de İsa önemli bir figür olmasına rağmen Maniheistlerin İncil ve Havarilerin Kitabı ile bir ilgileri yoktur. Maniheizmin kendisine has literatürü vardır. Ayrı bir dindir. Oysa Paulikienlerin iradesi İncil ve Havariler kitabı ve İsa ile sınırlıdır. Sicilyalı Peter gibi bir istihbaratçı bile Paulikienlerin İncil ve Havariler kitabı dışında kitap okumadıklarını saptamıştır. Nitekim Konstantine, St. Paul’un adamlarından Silvanus’un adını da almıştır. Kendisini St. Paul’un habercilerine, havarilerine benzetmektedir. PAULİKİENLER, HIRİSTİYAN DÜALİSTTİR 1998 yılında, “CHRISTIAN DUALIST HERESIES IN THE BYZANTİNE WORLD, c. 650–c.1450” kitabının yazarlarından Janet ve Bernard Hamilton, kitaplarına yazdıkları uzun Tarihsel Girizgah yazısında şunları söylüyorlar: “Her ne kadar Sicilyalı Peter’in tarihi büyük oranda kanıtlanmamış olsa da, kitabın kendisine anlatılanların doğru bir aktarımı olduğu görülmektedir, zira ele aldığı dönemde imparatorluğun doğu bölgelerinde askeri ve politik düzeyde yaşanmakta olanlara dair bilinen tarihle bire bir örtüşmektedir. Bize, Konstantinos’un kendi Hıristiyan inancı versiyonu üzerinde çalışırken yaşamak için Kolonea yakınındaki Kibossa’ya gittiğini aktarır. Ayrıca Janet ve Bernard Hamilton’ın Paulikienler ile ilgili görüşü şu şekildedir: “HIRİSTİYAN DÜALİSTLER, BİR HIRİSTİYAN GÖVDEYE YAPILMIŞ YABANCI BİR AŞI DEĞİL, ORTODOKS KİLİSESİ’Nİ TERK ETMİŞ VE HIRİSTİYANLIK İNANCINI İSTİSNAİ BİR RADİKALLİKLE YORUMLAMIŞ MUHALİFLERDİ.” Yazarların kesin görüşü de şu şekildedir: SONUÇ OLARAK: Bilim olgulardan hareket eder. Olgular, tarihsel gerçekler önce sağlam bir şekilde masaya, ortaya konulur, görüşler olguların ve olgular arasındaki ilişkilerin irdelenmesi sonucu oluşturulur. Olgular bilerek isteyerek çarpıtılır, tahrif edilir, talan edilirse ne olur? Yalan olur, sahtekarlık olur. Yalana dayalı, sahtekarlığa dayalı tarih yazımı kurt olur, toplumumuzun içine düşer, yer bitirir. Nitekim son yıllarda Alevi toplumunun içine kurt düşürülmüştür. Üniversite dışı, bilim dışı faaliyet yürütülmüştür. Yalana ihtiyacı olanlara yalan üretilmiştir, önlerine sürülmüştür. El yazması kaynaklarda yapılan tahrifat, yalan aktarım, bilinçli fabrikasyon senaryo üretimi, yalana dayalı senaryo yazımı, özellikle okuyan-yazan Aleviler arasında büyük tahribata neden olmuştur. Alevi toplumu tarihinde hiç karşılaşmadığı bir operasyonla karşı karşıya bırakılmıştır. Uluslararası üniversite çalışma tekniği, sırf Alevileri asimile edebilmek için parçalanmaya çalışılmıştır. Örneğin Bizans çalışan bilimadamlarının ellerindeki el yazması kaynaklar ustaca denilebilecek bir faaliyet sonucu yalana dayalı yazıma uygun hale getirebilmek için tahrip edilmiştir. Adları Alevi kamuoyu tarafından çok yakından bilinen özellikle Alevi derneklerinde başkanlık ve yöneticilik yapan kişiler tüm uyarılarımıza rağmen, bu operasyonun yürütücülerine, yalancılara, yalana dayalı senaryo yazanlara bir Alevi televizyonunu teslim ederek, panellere çağırarak, kitaplarını alıp bedava dağıtarak tam destek vermişlerdir. Ünsal Öztürk-Alevigundem |
|