Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
YABANCILAŞMAYA KARŞI TEK ÇARE; YABANCILAŞMAYA KARŞI YABANCILAŞMAKTIR
Kategori: Aleviler, ManşetEklenme Tarihi: Mar 2nd, 2011Ekleyen: sercesme
...

AKD örgütlülüğü  olarak bir kongreyi daha geride bıraktık. Her kongrede olduğu gibi öncesine, yapıldığı güne ve sonrasına dair söylenecek, sonuçlar çıkarılacak, çıkan sonuçlara göre yapılacak çok şeylerin olduğu bir gerçektir. Bizlerde bu gerçeklikten yola çıkarak, kongre’ye  hak ettiği değeri vermek adına, AKD GENÇLİK HAREKETİ İZMİR PLATFORMU olarak birkaç konuya değinip görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Özelde, genel merkez düzeyinde, son bir yılın çalışma(ma)ları üzerinden yapacağımız eleştiri yazımıza başlamadan önce, kongremizde tekrar genel başkanlığa seçilen Sayın SELAHATTİN ÖZEL’i ve ekibini kutluyor, çalışmalarının ve başarılarının devamını diliyoruz.

Geçen yıl mayıs ayından bu yana yaşananlar, AKD örgütlülüğümüz içersinde ayakları yere basan gençlik çalışması açısından, tüm olumsuzluklara rağmen iyi bir süreç olmuştur. İyi bir süreç olmuştur, çünkü proje tabanlı çalışarak tabanla buluşan ender çalışmalardan birisi konumundadır. Özellikle gençlik çalışması ve bu çalışmanın İzmir ayağı açısından.

Son bir yıllık süreç, örgütün genel merkez düzeyinde gençliğe verdiği önem açısından,  dikkate değer bir değerlendirmeyi hak ediyor.   Genel merkez ve şube yöneticilerimizin, (istisnalar dışında) sürekli gençlikten bahsedip gençliği hiçe sayan, bunu yapamadığı durumlarda “ bunlar zaten TEKİN ÖZDİL’in adamları, SELAHATTİN ÖZEL’in adamları, ALEVİ ENSTİTÜSÜ’nün adamları ve en sonda ERCAN GEÇMEZ’in adamları vb. suçlamalarda bulunarak,  adeta bizlere sokak ağzıyla hakaret etmiş ve böylece örgütsel faaliyetten de  ne anladıklarını  ortaya koymuşlardır.

Alevi örgütlerinin çoğunun gençlik çalışmaları ideolojik kavgalar yüzünden dibe vururken, bizlerin İzmir’de Aleviliğin içinden okunarak kendisini var eden çalışmasının takdiri maalesef “onun bunun adamları” olarak geri dönmüştür. “takdir” diyoruz, keza BÜYÜK ALEVİ KURULTAYI’n da Türkiye genelinde, alevi gençlerini temsilen, gençlik  hareketi olarak, kendi bildirimizle yer almamızın, sanki AKD örgütlülüğünü  temsil etmiyormuş gibi algılanıp ve böyle algılanmasını bizzat sağlayıp görmezden gelinmesi ve hiçbir şubenin kurultaya hazırlık yapmamasına rağmen, kendi gençliğinin kurultay hazırlığı yapmasının  umursanmaması sorgulanması gereken bir husustur. Ve “takdir” den kastımız ve beklentimiz, bizlere  övgüler düzülmesi değil, ne kadar gençliğini önemsediğinin ve sahip çıkıldığının genel merkez düzeyinde sorgulanmasına vesile olmasını sağlamaktır ve günümüz modern tabiri ile söylersek, bu “takdir” örgütlülüğümüz açısından gençliğe verilen önem ve değerde bir turnusol görevi görmektedir.

Ve bu hususla ilgili en son örnek de geçtiğimiz günlerde umursamazlığın yaşandığı, son genel kurulda da kendisini göstermiştir. Bu genel kurulun en dikkat çekici yanlarından bir tanesini, Genel başkanı olduğu örgütlülüğünün gençliğini hiçe sayan tutumunu SELAHATTİN ÖZEL ve ekibinin sürdürmeye devam ettiriyor oluşudur.  Onlarca konuşmacının kürsüye çıkışı “oylama” usulüne gerek duyulmadan gerçekleşirken, söz konusu gençlik( hem de kendi örgütünün gençliği) ve kadın konuşmacılara sıra geldiğinde “oy birliği” ile kürsüye çıkarılmamalarını   başka nasıl ifade edebilirsiniz?

Her yerde gençlik hareketini karalamaya dönük konuşmalar yapan genel merkez yöneticileri ve İzmir şubelerinin kimi başkanları, hala utanmadan “gençler bizim geleceğimiz”, “derneklerimizin lokomotifi gençlerdir” söylemini kullanabilmektedirler… Buradan tekrar yeni, ama eskinin devamı olan genel merkez yöneticilerine ve İzmir şubelerinin kimi başkanlarına açıkça soruyoruz;

Sayın Selahattin özel ve ekibi (bu hitap tarzını, yabancı olmadığınız için kullanıyoruz); İZMİR’de,  gençlik hareketinin şube başkanlarından oluşturduğumuz “DANIŞMA KURULU” toplantısında sizde oradaydınız ve henüz genel başkan değildiniz… O zamanlar bizler “kimsenin alternatifi değiliz” derken, siz inadına “alternatif olacaksınız tabi, neden olmayasınız, artık gençlerde bu işlerde yer almalı hatta yönetimlere girmelidir” demiştiniz. Özellikle siz ve örgütlenme sekreterimiz Sayın ENGİN GÜNDÜK!

Peki ne oldu bu görüş ve söylemlerinize?

Ne oldu da kendi gençlinize bu kadar yabancılaştınız?

Ya da gençliği “kendi gençliğiniz” olarak ele alış biçiminiz hangi mantık üzerine oturmaktadır?

Ya da alternatif olmamızı, sizin dışınızda ki oluşumlar için mi istiyordunuz?

Size alternatif olmamız, sizin tabirinizle bizim demokratik hakkımız değimlidir?

Sorular çoğaltılabilinir, çoğaltılmalıdır ve bizim tarafımızdan çoğaltılacaktır. Şimdilik bu kadarıyla yetinmeyi uygun bulduğumuzu belirtelim. Tabi bu durum ve tutumun aynısını İzmir de bazı şube başkanlarının sürdürdüğünü ve aynı minvalde konuşmalar yaptığını ise sadece hatırlatmakla yetiniyoruz.

*                                    *                                          *                                            *

Bir başka samimiyetsiz durum ise siyaset alanında yaşanmıştır ve aşağı yukarı birçok şube, neler yapıldığı konusunda bir fikre sahiptir. Bizler asla siyasetle uğraşılmasın demiyoruz. Böyle bir iddiamız da yok. Aksine siyaset yapılmalıdır ve yapılacak siyasetin nasıl bir siyaset olacağı tabanda tartıştırılıp ona göre politikalar belirlenmelidir. Bu konuda aramızda ki fark siyasetin yapılmasının öneminden çok ele alınış biçiminedir. Hatta seçimlerin yaklaştığı bu süreçte acil olarak ilk elden yapılması gerekenler arasında yer almaktadır. Ama bu öğle binlerce üyenizi hiçe sayarak kapalı kapılar ardında ve sağda solda, rızalık bile almadan, kendi MYK’nızın bile haberi olmadan rozet taktırmakla yapılacak bir şey değildir. Ama buda yapıldı maalesef. Bu en hafifinden tek derdin “Alevilik” değil, hatta “Alevilik” hiç değil, “aleviler” üzerinden başka hesapların döndüğünün göstergesidir. Biz bu doğrultu da yapılan politikaların, yani  dernekler aracılığıyla MİLLETVEKİLİ olma peşinde koşanların, ceylan derisi koltuklara oturduklarında  nasıl deri değiştirdiklerini de biliyoruz.

Şunu da hatırlatmakta fayda var; Bu ve buna benzer eleştirilerimizin bir kısmı, sadece mevcut şu anki genel merkez yöneticilerimiz üzerinden ortaya çıkmış bir durum değildir. Aksine daha da öncesinde var olan bir durumdur ve şu anki genel merkez yöneticilerimizi önemli kılan, kendilerinin de,  daha göreve gelmeden önce,( 02.05.2010) seçim çalışmalarını aynı temel tespitler üzerine oturtuyor olmalarıdır. Ve seçimi bu argümanlar üzerinden  kazanmış olmalarıdır.

Peki, sayın genel başkanımız ve değerli MYK üyelerimiz, bu güne kadar neyi çözdünüz ve bu örgütün gelişiminin önünü tıkayan hangi sorunlar yumağını çözebildiniz?

Bu arada önemli bir konunun da altını çizelim. Yaptığımız eleştirilerin muhatabı olan genel merkez yöneticilerimize eleştiri yaparken, onların ekip olarak çok örgütlü hareket ettikleri, her şeyi enine boyuna düşünerek davrandıkları, örgütün her sorununa hâkim oldukları, bu konuda projeler geliştirdikleri, kolektif bir çalışma ile her gelişme karşısında, bölge toplantılarında elde ettikleri verilerle, disiplinli bir şekilde,  politikalar ürettikleri gibi bir sonuç çıkarılmasın. Aralarında ki örgütsüzlüğün örgütü tıkayan yanını burada ele alma şansına şu an için sahip değiliz.

*                                          *                                              *                                           *

Seçim sonucu, yapılan proje tabanlı bir çalışmanın ürünü değil, bilakis esnaf mantığıyla kazanılmış bir çalışmanın sonucudur. Kaldı ki bu tarz seçim çalışmasının kökeni eskilere dayanmaktadır ve  bu tarzın tek muhatabı ve temsilcisi, mevcut genel merkez yöneticileri ile sınırlandırılamayacak kadar geniştir. Ama bu tarzın, bugünkü temsilcisi konumunda ki genel merkez yöneticilerimize şu soruları sormak istiyoruz;

Gerçekten şeffaf, adil, eşitlik ilkesine dayalı, hiçbir dalaverenin olmadığı, ayak oyunlarına başvurulmadığı gerçekten demokratik, örnek  bir genel kurul geçirdiğimizi iddia edebilir misiniz?

Böyle geçmesi konusunda asgari de olsa bir çaba harcadığınızı söyleyebilir misiniz?

Yoksa bu eleştirimiz karşısında, divan arkasında konumlanarak kendi demokratik tarzınızı  savunmayı mı tercih edeceksiniz?

*                                           *                                         *                                         *

Kongre sonrası kime şube başkanlarının yapılan eleştirilere “gönül kalsın yol kalmasın” gibi sözüm ona gerçekten YOL’u düşünüyormuş edalarına takılmaları da ayrı bir samimiyetsizlik örneğidir ve son dönem revaçta olan bir “umursamazlık” taktiğidir. Lütfen artık kimse ama hiç kimse “ALEVİCİLİK” oynamasın… Oynamaya devam edenleri, bulunduğumuz her platformda “teşhir etmek” bizlerin görevleri arasında yer almaktadır ve bunu yapmaktan geri durmayacağımızda bilinmelidir.

Eminiz şimdi birçok şube başkanı ve MYK-GYK da yer alan yöneticilerimiz bizlere veya bizler için “bunlar daha genç, kanları kaynıyor, acemiler, daha öğrenecekleri çok şeyler var, işler öyle düşünüldüğü gibi yürümüyor” diyeceklerdir…

Peki, size seçimi kazandıran söylemleriniz neyin ifadesi o zaman?

Bu söylemlerinize inananlar( hatta azımsanmayacak bir kitle) sizin için ne ifade ediyor?

Böyle bir kitleyi, kişisel iktidar hırsınız yerine, ilkeleri hayata geçirmek için neden değerlendirmiyorsunuz?

Evet, önünüzde yanıtlanması ve çözülmesi gereken birçok husus bulunmaktadır. Son bir yıllık çalışmalarınız olaylara ne kadar önem verdiğinizin ve hakim olabildiğinizin göstergesi olarak orta yerde duruyor. Bundan sonra yapacaklarınız da sorunun çözümünün mü yoksa sorunun bizzat kaynağının mı olacağınız konusun da belirleyici olacaktır. Gerçi gerçekler ortadadır ama henüz çıkar ilişkilerinin ortak oluşu ve sadece çıkar örgütlülüğü paydasında yaptığınız çalışmalar vesilesiyle bir kez daha yönetime gelmiş oluşunuz, size yeni bir sürecin kapısını açmıştır ve  bu yeni süreç, bir kez daha aynıların aynı yerde olduğu bir mücadelenin, AKD içerisinde süreceğinin göstergesi durumunda olacaktır. Bundan öteye gideceğini iddia edenlerin kendisini tekrar sorgulamasını ve geçmiş süreci soğukkanlılıkla değerlendirmesini önermekten başka bir şey söyleyemeyiz. Bu söylemimizden gençlik hareketi olarak kendimizi, tüm sorunların çözümü ve sonuçları  konusun da dışarıda tuttuğumuz veya kendimizi ayrı bir yere koyduğumuz veya konumlandırdığımız gibi bir sonuç çıkarılmasın. Olumlu veya olumsuz her sonucun muhataplarından  birisini de kendimiz olarak görüyoruz. Her ne kadar sizler her konuda bizleri dışarıda tutmak isteseniz de…

Örgütümüzde, özellikle örgütlenme sorunları başta olmak üzere, gençlik alanında yaşanan bu ve buna benzer sorunları bir rapor halinde, AKD örgütlülüğünün gündemine tekrar getireceğimizi buradan duyurmakla yetiniyor, genel değerlendirmelerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

*                      *                      *                        *                      *                      *

Ülkemizde, en çokta, 93 SİVAS-95 GAZİ  olaylarının ardından kimlik temelli mücadele de, kendiliğinden, Aleviliği nasıl tarif ettiğine bakmaksızın, en yakın alevi derneğine üye olarak, devlet politikalarına karşı kendisini ifade eden aleviler, bugün gelinen aşama da alevi örgütleriyle aralarına mesafeler koymuşlardır. Tamda devlet tarafından, nasıl ele alındığından bağımsız olarak, alevi derneklerinin muhatap olarak alınması, çalıştaylar süreci, Ankara, İstanbul ve 6 Mart’ta da İzmir de yapılacak olan EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGLERİ gibi Alevilerin tarihinde önemli yer tutan olayların yaşandığı böylesi süreçte, AKD olarak yaşadığımız örgütsel sorunlar acil ve ertelenemez bir şekilde önümüzde çözülmeyi bekliyor. Burada alevi örgütlerinin dışında gelişen politik süreçleri değerlendirmemizin dışında tutuyoruz. Ama o günden bugüne mevcut üyeleriyle aralarında ki uçurumun derinleşmesinde en önemli faktörü, alevi derneklerinin örgütlenme veya asgari düzeyde örgütlenememe sorunu oluşturmaktadır.

Bunları tetikleyen faktörler arasında, genel başkanlar başta olmak üzere, şube başkanlarının kişisel değerlendirmelerinin ve siyasi kimliklerinin örgütün değerlendirme ve siyasi   kimliği imiş gibi yansıtılması, popülist politikalarla  örgütsel sorunların ülkenin siyasi gündemine hibe edilerek tali plana atılması, dernek faaliyetlerini tüzük temelli değil de(tüzüğün içeriği ayrı bir tartışma konusudur ve bundan bağımsız olarak burada ele alınmıştır), yılda bir iki konserle, takvimsel cemlerle, şube ziyaretleri ve  dernek binalarında yapılan yenileme veya tadilat çalışmalarının dernek faaliyeti olarak algılanmasıyla, kendisini daha rahat ifade edebileceği alanları ( örneğin HAMZA BABA. HACI BEKTAŞ, ABDAL MUSA vb. anma   etkinlikleri gibi) daha çok siyasi parti ve partilerin kendilerini ifade ettiği platformlara dönüştürmesiyle, Aleviliğin ve Alevilerin modernizm karşısında yaşadığı sorunların çözümü konusunda, aynı değerleri taşıdığını düşündüğü siyasi parti, çevre veya guruplarla, eşit uzaklıkta ve aynı paralellikte mücadele etme anlayışı yerine ve bu temelde siyaset yapma yerine, bağlı bulunduğu veya sempati duyduğu partinin çalışmalarına kafa yorup enerji harcaması, derneği parti veya partilerin seçim bürosuna çevirmesi gibi (ayrıca bu bir tüzük ihlalidir de) faktörlerinde bugün gelinen aşamada yaşanan sorunların temelini oluşturduğu unutulmamalıdır. Ve  bu temeldir ki bugün, ALEVİLİK ile ALEVİLERİN, ALEVİLER ile de ALEVİ ÖRGÜTLERİ’nin arasında ki uçurumu daha da derinleştirmekten başka bir şeye hizmet etmemektedir, etmemiştir ve etmeyecektir.

Ayrıca, bugün, gelinen aşamada kurumsallaşmaktan en çok bahsedenlerin, bizzat kurumsallaşmanın önünde engel oluşturması, farklı veya benzeri platformlarda söz alan yönetici kadrolarımızın ilkeli duruştan bahsedip, kendi yerelinde, başta yörecilik olmak üzere her türlü gurupçuluğa sözüm ona “ derneğin çıkarları adına” kapı aralaması, yöre derneklerini eleştirip bizzat yöreciliği kendi içinde hâkim kılması da nitelikli ve ilkeli örgütlenme anlayışıyla çelişen bir durumdur… Tam da burada şöyle bir itiraz yönetilebilinir; bunlar zamanla aşılacak şeyler…

Peki, bu zamanın başlangıcının temsilcileri neden bugünün yöneticileri olmasın?

Bugün ki ilkesizliğin arkasında yatan neden bizzat bu söylemin kendisi değimlidir sizce?

İlkeleri ilkeli bir şekilde hayata geçirmekte size engel olan nedir?

Her şeyi zamana havale etmek bizzat ilkesizliğin nedeni olmaktadır bugün. Bu ruh halinin yansımaları örgütün her kademesinde maalesef görülmektedir…

Bir diğer husus da herkesin, sorunlar vesilesiyle ortaya çıkan durumlar da çözümün bir parçası olması yerine, bizzat sorunun kendisini sorun haline getirerek karşılıklı suçlamalar ve iftiralarla gündeme gelmesi, örgütlenme sorunlarının nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Tavanla taban arasında ki uçurumun(bu tavan ve taban hiyerarşisi de tartışılabilinir) derinleşmesine hizmet eden bu tür davranış ve politikalar, şu an örgüt dışında bulunan, ve bu nedenlerle örgütte çalışma   yürütmekten  kendisini alı koyan, nitelikli kadro  olabilecek potansiyele sahip bireylerin, kendilerini örgüt dışında var etmeye çalışmalarına neden olmaktadır.

Örgütlenme sorunlarının ciddiyetinden uzak yönetici kadroların, merkezi  düzeyde alınan kararlara uyma konusunda, ya da merkezin alınan kararları şubelerine aktarması konusunda, ya da bizzat merkezin karar almasında yaşanan ciddiyetsizlikte, bugün AKD’nin içinde ki rahatsızlıkların en önemli nedenlerinden  birisini oluşturmaktadır. Sorunları o veya bu şekilde, o veya bu platformda ortaya koyan yöneticilerin, çözümü konusunda kafa yormamaları, gücü toplayanın politika olduğunu unutup, sözüm ona politika yaptığını zannederek, onun veya bunun adamı gibi yaklaşımlarla kendine “yandaş” yaratmaya çalışmaları da, AKD’ nin içinde yaşam bulan yanlış, ahlaksız ve ciddiyetten uzak uygulamalardır. Ayrıca, hangi dönemde ve hangi gerekçeyle olursa olsun, şube sayısının çokluğu, örgütün niteliği konusunda bir kıstas sayılamaz ve bu gün tabela derneğine dönüşmüş kimi şubelerin, örgütün ihtiyacı doğrultusunda mı, yoksa politik çıkarlar doğrultusunda mı kurulduğu en azından gençlik hareketi açısından, açıklanması gereken önemli noktalardan birisi olarak orta yerde durmaktadır.

AKD GENÇLİK HAREKETİ İZMİR PLATFORMU olarak, tek derdimiz, yurttaş olmaktan kaynaklı yaşadığımız sorunların çözümü konusunda, verilecek demokratik mücadelede, şubelerimizin gerçek  birer mevzi haline gelmesinden başka bir şey değildir ve bu mücadele de ki yerimiz bu temele dayanmaktadır. Sorduğumuz soruların ve yaptığımız tüm eleştirilerin altında yatan tek neden budur. Gençlik hareketi mikro bir örgütlenmedir ve bu anlamıyla gücümüzü abartmıyoruz  ama makro bir etki yaptığı da gözden kaçırılmamalıdır. Şimdilik bunları ifade etmekle yetiniyor ve son olarak şunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz;

Kongre öncesi genel merkez yöneticilerimizin, göreve geldikleri günden bugüne(02.05.2010)yaptıkları veya yapamadıkları, yukarıda saymaya çalıştığımız sorunları hafifletmek bir yana, daha da derinleştirmiştir. Bu yanıyla AKD örgütlenmesinin tüm eksiklikleriyle, ileriye doğru gittiğini iddia etmek, niyetten bağımsız bir hayal perestliktir.

Bugün burada, kongrenin sonucu ışığında, başta, tekrar yönetime seçilen  genel merkez yöneticilerimiz olmak üzere, tüm şube yöneticilerimize  bir kez daha  sesleniyoruz;

Yukarı da değindiğimiz sorunların çözümü konusunda, her alanda yaşanan YABANCILAŞMA’ ya karşı, samimi, ilkeli, örgütü ilgilendiren temel konularda sorunu tabanına da tartıştıran ve karar alma mekanizmasını demokratik bir işleyişle yaşama geçiren, şeffaf, eleştiriye ve öz eleştiriye gerçekten açık bir yönetim kadrosuyla birlikte, Örgütümüzün, ülkemizin demokrasi mücadelesinde hak ettiği yeri  alması için AKD GENÇLİK HAREKETİ İZMİR PLATFORMU olarak, imkânlarımız ölçüsünde tüm enerjimizi seferber edeceğimiz konusunda hiç kimsenin kuşkusunun olmaması istiyor, ola ki kuşku ile bakmakta ısrarcı olacaklara  son bir yılda yaptığımız çalışmalara bakmalarını önemle rica ediyoruz. Tüm canlara teşekkür ediyor ve aşk-ı niyazlarımızı sunuyoruz…

Bilgi; Bu yazı, kongrede, kürsüde ki  demokratik hakkı engellenen AKD GENÇLİK HAREKETİ İZMİR PLATFORMU’nun  okumayı planladığı yazılı metnidir. Ek olarak son kongre sonuçlarına da değinilen bu metin için her türlü itiraza açık olduğumuzu belirtiriz. Amacımız ağızlarda sakız olan değil, derneklerimizde yaşam bulan demokratik işleyişin inşasına bir tuğla koymaktır.  Ve bizim en büyük iddiamızda YIKMAYA ÇALIŞTIĞIMIZ DUVARA TUĞLA OLMAMAKTIR…

İsterdik ki, kongre de ve kongre öncesi süreçte, örgütümüzün sıkıntıları ile ilgili görüşlerimizi ifade edebileceğimiz bir  zemin  yaratılmış olsaydı da, bugün  yazılı bir şekilde elinizde bulunan bu  metni sizlere yollamak zorunda kalmasaydık. Ama bizi hiçe sayan tutumu mahkûm etmekte en doğal demokratik hakkımızdır. Tıpkı devletin Alevileri hiçe sayan tutumlarına karşı gösterdiğimiz tepkisel eylemler gibi… Ve bu yüzden, bu yazıyı neden yazdığımız konusunda yapılacak eleştirin muhatabı biz değil, GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU  ÜYELERİDİR.

Son olarak, bağımsız çalışma prensibimiz ışığında, AKD örgütlülüğümüzün demokratik mücadelesini, demokratik bir şekilde hayata geçirme konusunda ki ısrarımızda en ufak bir eksilmenin olmadığının  altını kalınca tekrardan çiziyor, tüm süreçlerin takipçisi ve destekçisi olacağımızı buradan tekrar beyan ediyoruz… aşk ile…

Gerçeğe hü…

Alevi Kültür Dernekleri Gençlik Hareketi

İzmir Platformu


Sitemiz Yazarlarından