|
İlhan Cem Erseven: CHP Limanına Yanaşanlar
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Mar 31st, 2011Ekleyen: İlhan Cem Erseven
...
CHP’ye, Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olmasından sonra büyük bir ilgi arttı. Bunda da kuşkusuz Kılıçdaroğlu’nun halkçı, dürüst güvenilir ve demokrasiye inanan bir kişiliğinin olmasının büyük payı var. Ayrıca Tuncelili olması nedeniyle hem Alevi hem de Zaza olması ayrı bir özellik taşımaktadır. CHP, hangi dönemde olursa olsun, hangi genel başkan gelirse gelsin, Alevilerin öncelikli partisi olmuştur. Bu öncelikli olma eylemi, Alevi-Bektaşi dernek yöneticilerini öyle etkilemiş ki her seçim döneminde kendilerini hep otomatik CHP’den “mutlaka” aday gösterilmeyi düşünmüşlerdir. Yani CHP, eğer Alevilerin tüm oylarını almak istiyorsa mutlaka bu zat-ı muhteremleri seçilebileceği bir bölgeden, hatta iyi bir sıra’dan aday koymak zorundadır. Çünkü bunlara göre alevi oyları kendi ipotekleri altındadır ve hepsi de bunların bir işaretiyle (!) CHP’ye gidecektir. Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye genel başkan olmasıyla bu arkadaşların partiye bakış açıları da 180 derece birden değişti. Baykal döneminde CHP’yi yerden yere vuranlar, eleştirenler, barajın altında kalmasını isteyenler, şimdi CHP limanına yanaşıp demir atmakta hiçbir sakınca ve beis görmemektedirler. Şimdi bunların söylem ve eylemlerine birkaç örnek verelim:
Balkız’ın CHP’ye bakışı Anayasa referandumundan, hatta 29 Mart yerel seçimlerinden önce solda yeni bir parti kuruldu, adı Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP). Partinin ön kuruluş çalışmalarında, il il dolaşarak neden parti kurulması gerektiğini anlatanların başında ABF Genel Başkanı Ali Balkız yer almıştır. Balkız, yaptığı açıklamalarda partinin kuruluş gerekçesini ve amacını şöyle açıklıyordu: “Biz, ‘Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın’ dedik, laiklik anlayışımız nedeniyle. CHP’nin programında, ‘Bu geleceğin sorunudur ve süreç içinde çözülecektir’ gibi bir madde bulunmasına karşın, daha sonra konuyu Tüzük Kurultayı’nda gündeme aldılar. O karar şu oldu: ‘Diyanet İşleri Başkanlığı kalsın, ama Aleviler de temsil edilsin’ (…) hatta ‘Bu ders seçmeli olmalıdır’ biçiminde bir önerileri var iken, yine o kurultaydan çıkardıkları kararla bunu, ‘Zorunlu din dersleri kalsın, ama Alevilik de öğretilsin’ biçimine dönüştürdüler.Biz ne söyledik, CHP ne anladı? Çarşaf açılımı, türban açılımı, her mahalleye bir Kur’an kursu açılımı, tarikat şeyhleriyle birlikte gözükme konularına hiç girmeyeyim.” * Bu açıklamaya göre Balkız haklı. Çünkü Aleviler öteden beri Diyanet İşler Başkanlığı’nın yapısına ve icraatlarına karşıdır, Diyanet’te de Alevilerin temsil edilmesini ve Din derslerinin zorunlu olmasını istememektedir. Balkız’ın dillendirdiği gibi CHP, türban, Kur’an kursu açılımı, emekli din adamlarını partiye üye yapmakla altı ilkesinden biri olan Laikliğe uygun bir iş yaptığını iddia edemez. Burada Balkız’la aynı düşüncedeyim. Ama öte yandan eleştirdiği bir partiye, yerel seçimler için ellerinde bir listeyle gidip CHP’nin kapısını çalmak da bir çelişki değil mi? Bakın bu konuda ne diyor Balkız: “Bu yerel seçim döneminde de CHP’yle Federasyon olarak gittik, görüştük. (…) arkasında durabileceğimiz, kefil olabileceğimiz birçok ismi CHP’ye aktardık ve ‘Lütfen bunları değerlendiriniz.’ dedik. Ve sonuçları beklemeye başladık. Ve gördük ki (…) biz hayal kuruyoruz. Aleviler arasında bu sonuç tam bir hayal kırıklığı yarattı.(…) Bir kez daha gördük ki maalesef, bize ‘sadece ve sadece seçmen sıfatıyla yetinin’ diyorlar. Ama her halde Aleviler gerçeği bir kez daha görmüş olmalılar, yerel seçimler nedeniyle.” ** EDP’yi kurma gerekçelerinden biri ve de en önemlisi ise, yine Balkız’ın üzerine vurgu yaparak söylediği gibi, (Bkz,EK-1) “CHP’yi % 10 barajın altına düşürmek” ve böylece haddini bildirmek.. Şimdi sormak gerekir: Siz, CHP’yi yukarıda anlatılan gerekçelerden dolayı beğenmediğiniz için solda bir parti kuracaksınız, cebinizde 20 kişilik bir listeyle gideceksiniz ve umduğunuzu bulamayınca da CHP’ye ver yansın edeceksiniz. Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir tavır, anlamak zor.Bir parti kurmak demek, iktidara adayım demektir.. Madem solda iddialı bir parti kuruyorsunuz, o halde iktidardaki partiye, yani AKP’ye muhalefet yapacağınız yerde muhalefetteki bir partiye muhalefet ediyorsunuz ki bu tavrın hangi siyaset sosyolojisinde yer aldığını bilmiyorum. Alevi önderler CHP kapısında Evet, cebinizde 20 kişilik bir listeyle gittiniz, ama yine de 20’de sıfır çekmediniz. Çankaya Belediye Meclisi’ne birkaç kişinin üye seçilmesini sağladınız. Örneğin ülkücü Yaşar Dedelek “yoldaş”la (!) rakı içmeyi, İran’a gidip mollalarla hasbıhal etmeyi normal gören, en son Memedali Erbil için “özür kabul etme” şovu düzenleyen bir dernek başkanını (Gülağ Öz), yine onun perde arkası destekçisi ve de yardımcısının (Ali Yıldırım) kardeşini (Köksal Yıldırım) Çankaya Belediyesi Encümen üyeliğine seçilmesini sağladınız, sayın Önder Sav’ın katkısıyla… Dahası, şu an EDP’nin kurucularından olan iki isimden biri olan PSA Kültür Derneği genel başkanı Fevzi Gümüş, Çankaya Belediyesi Belde AŞ’nin avukatlığını yaparken diğer isim olan YOL TV eski genel yayın yönetmeni Necdet Saraç da Belediye Başkanının AB’den sorumlu Danışmanlığını yapmaktadır. Çankaya Belediyesi, hangi partinin? CHP’nin.. Peki, bu durumu nasıl açıklamak gerek?.. Tabloyu iyice incelediğimizde görüyoruz ki, CHP’ye karşı solda bir parti olarak kurulan EDP’nin kurucuları arasında yer alan Fevzi Gümüş, Necdet Saraç ile Hüseyin Gazi Derneği’nden Gülağ Öz, Ali Yıldırım ve kardeşi Köksal Yıldırım, CHP’li Çankaya Belediyesi’nden nemalanmaktadırlar. Son duyumlara göre yine EDP’nin kurucu üyelerinden Oktay Kandemir’in de Çankaya Belediyesi’nde işçi olarak çalışmaya başladığını unutmayalım. Şimdi yukarıda saydığım bu isimlerin hemen hepsi (G.Öz ve K. Yıldırım hariç) Haziran’da yapılacak olan Milletvekili seçimlerinde CHP’den aday adayıdırlar. Milletvekili olmak, 25 yaşını bitirmiş, seçilme koşullarını taşıyan herkesin hakkıdır. Bu arkadaşların da hakkıdır. Ama… İşin amasına gelince, önce “o hakkı elde edebilmek, yani o hak’kı hak etmek” gerekir. Sizler bir Alevi- Bektaşi kurumunda ister başkan olarak, ister YK üyesi olarak yer alacaksınız, ama yöneticiliğini yaptığınız kurumun üye tabanına hiç danışmadan, onların onayını almadan gidip “Ben adayım” diyeceksiniz. Bu işler, bu kadar basit olmasa gerek.. Bu konuda Esen Uslu’nun eleştirisine kulak vermek gerek. “Başkana (Ali Balkız’a-İCE) sormalı: ABF adına bu görüşmeyi yapmak ve CHP’ye önerilecek kişileri ‘belirlemek’ üzere nerede, hangi organda karar aldınız? Bu karar, federasyonun karar defterinize yazdınız ve altını imzaladınız mı? Bu toplantının gündemini ne zaman ve nasıl belirlediniz? Niye bu gündemi üyelere danışmadınız ve duyurmadınız? CHP ile siyasi görüşme yapacağınızı durmadan, önerilecek isimleri örgüte açıklamadan nasıl kapalı kapılar ardında görüşürsünüz? (…) Yoksa bu işleri, karar almaya gerek duymadan mı yaptınız? Örgütün adını ve unvanınızı kullanarak keyfinize uygun siyasi işler yapmak demokratik bir Alevi-Bektaşi örgütünün yöneticisine yakışır iş midir? Siz, başkan olarak ya da yönetim kurulu olarak, kendinizi üye tabanınızdan üstün, keyfinize göre davranabilir, ‘Kadir-i mutlak’ yetkileri olan bir seçkinler zümresi mi sayıyorsunuz?” *** Balkız, eleştirdiği CHP’den aday (!) Sayın Balkız, CHP’den aday adayı olmak için 19 Mart 2011 tarihinde ABF’den istifa etti ve adaylık başvurusunu yaptı. CHP İl Başkanlığı önünde yaptığı, 30-40 kişiyi bulmayan bir kalabalık önünde yaptığı basın açıklamasında neden CHP’den aday adayı olduğunu şöyle açıkladı: “Demokrasi, laiklik, özgürlük, adalet gibi kavramların içinin boşaltılmadan, evrensel anlamdaki değerleriyle hayat bulması gerektiğine inandığı için (…) ayrımcılığa uğrayan her kesimin, Aleviler başta olmak üzere diğer inanç mensuplarının, kadınların, farklı cinsel eğilim taşıyanların, ateistlerin, vicdani retçilerin sorunlarının çözüm bulacağını bildiğim için; özgürlüğün eşitlikten, eşitliğin adaletten, adaletin sosyal dağıtımdan ve paylaşımdan geçtiğini bildiğim için tercihim Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi. Haberler.com – 21.03.201 Balkız, “toplumsal değişim ve dönüşüme inandığı için milletvekili aday adayı olduğunu aktardı. Balkız, özellikle ayrımcılığa uğrayan Alevilerin haklarını daha iyi savunmak için CHP’den milletvekili aday adayı olduğunu söyledi. Ali Balkız, demokrasinin gelişimi ve laikliğin korunması için” CHP’yi tercih ettiğini belirtti. Zaman – (Cihan HA) – 21.03.2011 Şimdi sormak gerekir Sayın Balkız’a. Yukarıdaki alıntılarda da görüleceği gibi CHP’ye veryansın eden, eleştiren, %10 barajın altına göndermekle tehdit eden ve bunun için EDP’nin kuruluşuna katkı veren siz değil miydiniz? Şimdi ne oldu da CHP, birden sizin favori ve en uygun parti oluverdi birden? Aday olurken acaba Ankara, İstanbul ve en son İzmir’de yapılan Alevi mitinglerindeki kitleyi, kendinizin bir ıslık çalmasıyla toplandığını sanıyorsunuz? Eğer bu kalabalıklar, sizin adınızın yarattığı esintiden dolayı toplanmış olsaydı sanırım adaylık basın açıklamasına 30-40 kişi değil en az 1000-2000 kişinin gelmesi gerekirdi. Ama milletvekili olmak için her yol “mübah” diyorsanız ona sözüm yok. “Aleviler, yakalarındaki CHP rozetlerini çıkarıp atmadıkça onlara kurtuluş yoktur.” özünü söylerken acaba kendisi kurtuluşu nerede arıyor, bunu da sormak gerek.Takdir CHP yönetiminindir, onu da göreceğiz.. Yüksek atlama şampiyonu Ali’m Gönlünde milletvekili olma sevdası olanlar biri de Ali Yıldırım’dır. Öteden beri “yoldaş” Ali, her dönem ya milletvekili olmayı ya da Belediye Başkanı olmayı hep düşlemiştir. Bu nedenle hep kendini gündemde tutmaya, gazetelerde, TV’lerde hep boy göstermeye çalışmıştır… Yani toplumun beynine adını yazdırmaya çaba göstermiştir, halen de bu çabası devam etmektedir..Son belediye seçimlerinde Çankaya Belediye Başkan aday adayı oldu, aday gösterilmeyeceğini bile bile.. Amaç, kazanamasa bile daha üst bir göreve (en azından bir Daire Başkanlığı kapmak) gelmek. Bu çabası, ta Karayalçın’ın Büyükşehir Belediyesi Başkanı aday olma sürecinden itibaren başlamaktadır. O, hep önemli kişi pozisyonundadır. Bir bakarsınız Fethullahçıların düzenlediği Abant Toplantısında boy gösterir… bir bakarsınız fetva makamında yer alarak dedeleri düşkün ilan eder… En son olarak da siyasete daha kolay geçiş olsun diye, CHP’ye yakın bir yayın politikası izleyen Halk TV’de program yapmaya başladı… Amaç, CHP’yle daha yakın temasta olmak, cvc’ni zenginleştirmek…Ha, bir de Dernekler Masasında resmi kaydı olup olmadığı “meçhul” bir Alevi Araştırmaları Merkezi’nin Başkanı olarak görevi var ki bu da Alevilere bir mesaj gönderme aracı olsa gerek..Yoldaş Ali, ne zaman medyada adı unutulur ya da gazeteciler tarafından aranmazsa hemen bu unvanla basına ya bir demeç verir ya da ortak basın açıklama sözcülüğüne soyunur.. Tüm bunların altında yatan neden, bulunduğu konumdan daha üst bir yerlere gelme güdüsüdür..Bu yerler, yerel yöneticilik de olabilir TBMM de olabilir.. Bunun için CHP’nin hiçbir grup toplantısını kaçırmamakta, Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçiş yolunu gözlemektedir. Bunları yaparken Hüseyin Gazi Şenliği’nde Sayın Önder Sav’a nasıl methiyeler dizdiğini, daha önceki yılarda DSP eski genel başkanı Zeki Sezer’e “yağcılık” yaptığını acaba hiç anımsıyor mu? Dahası “yoldaş” diyerek devrimci, sosyalist geçineceksin, ama ülkücü İ.Yaşar Dedelek’le de Hüseyin Gazi tepesinde rakı içip kadeh tokuşturacaksın, YK üyesi olduğun Derneğin başkanının İran’a gidip mollalarla görüşmesine, şovmen Memedali Erbil’in şov yaparcasına “düşkünlüğü”nün kaldırılmasına ses çıkarmayacaksın, susacaksın.. Ahmet Kaya’nın dediği gibi, “Bu ne yaman çelişki anne” değil mi? Umarım Ali yoldaş da bir gün, akan su misali aka aka yatağını er geç bulur. İstifa etmeden aday olan ABF Başkanı CHP limanına demir atmak isteyenler yalnızca bunlar değil.. Balkız’ın ABF’dan ayrılmasıyla ABF Genel Başkanlığına getirilen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Av. Fevzi Gümüş de adaylar kervanına katıldı. Belki ABF Genel Başkanı sıfatıyla davetli aday olma hayaliyle son gün olan 25 Mart’a dek CHP Genel Merkezi’nden gelmesini beklediği telefon gelmeyince kendi iradesiyle aday adayı olmaya karar verdi. Ama ABF Genel Başkanlığından tam istifa etmeden aday.. Yani 12 Nisan’a kadar istifa dilekçesi işleme konulmayacak..Şark kurnazlığının bir versiyonu.. bravo… Belli bir gerekçesi yok ama aşağıdaki çerçeve alıntılardan da anlaşılacağı gibi EDP’nin kurucu üyeliği var ya, bu yeter. Bir de Anayasa referandumunda PSAD merkez 4 şubesinin “Hayır” cephesinde yer almasına karşı çıkması var.. Bu zat-ı muhteremlerin dışında geçmişte CHP’ye burun kıvıranlar, eleştirenler cephesinde olup da şimdi CHP’den aday adayları arasında Necdet Saraç (İstanbul) ve Oktay Kandemir’in de (Çorum) aday adayı olacağı da kulağımıza gelen duyumlar arasında. Ayrıca PSAKD Yönetiminden 4 kişi (Kemal Bülbül-BDP’den, Şehri Tuğcular/İzmir, Yılmaz Pirdan/Samsun, Oktay Kandemir/Çorum) daha istifa edip adaylık için başvurdular. Bunların da istifa dilekçeleri sumen altında bekliyor. Bunlar hakkında fazla bir şey söylemeye gerek yok. Yukarıda ve Ek’teki yazılarda anlatılanlar, bunların nasıl bir çizgide olduklarını gösteriyor… Şimdi sormak lazım.. Şimdi bu anlatılanlar ışığında şunları sormak gerekir sayın aday adaylarına: - Yaptığınız bölge toplantılarında CHP’nin sol bir parti olmadığını söyleyerek ve de %10 barajın altına göndereceğinizi de vurgulayarak kurulmasına öncülük ettiğiniz EDP’den sonra şimdi, eleştirdiğiniz CHP’den Milletvekili olmayı istemek ne kadar etik ve de şık olur? (Bkz, EK-2) - Yine aynı biçimde EDP’nin hem kurucu üyesi olup hem de CHP’li belediye olan Çankaya Belediyesi’ne bağlı Belde AŞ’nin avukatlık görevini yapmak bir çelişki değil mi? Bu profesyonel avukatlık yapma düşüncesinin bir gereği mi? (Bkz, EK-3) - Alevilere hakaret eden şovmen Memedali Erbil’in sözüm ona düşkünlükten kurtulması için gösterdiğiniz performans, milletvekili olmanız için yeterli olacak mı? - Önce İ.Y.Dedelek’le yoldaşçasına kafa çekmek, DSP’den aday olmak için Zeki Sezer’e övgüler dizip plaket vermek, Belediye seçimleri öncesinde Hüseyin Gazi Şenliğinde o zamanki CHP Genel sekreteri Önder Sav’a “Önder Abimiz” diyerek olağanüstü övgüler dizip 1 saate yakın konuşma yaptırmak, Sav gittikten sonra hemen Kılıçdaroğlu’na yanaşmak, grup toplantılarını kaçırmamak, Halk TV’de program yapmak, sizce milletvekili olmak için yeterli midir? Hep rızalıktan söz edersiniz. Peki siz Alevi toplumundan “rızalık” aldınız mı? Aldıysanız ne zaman, nerede, nasıl? - Milletvekili olmayı gerçekten ülkeye ve CHP’ye hizmet etmek aşkıyla mı yoksa iyi bir sosyal güvenceye kavuşmak için mi istiyorsunuz? - Milletvekili olmak için örgütlere danıştınız mı? Danışma Kurullarında gündeme getirip niyetinizi açıkladınız mı? Kaldı ki delegeler/üyeler sizi Milletvekili olsun diye değil, seçildiğiniz derneği/federasyonu yönetip Alevi sorunlarına çözüm bulun diye seçti. Örgüt tabanının iradesini nasıl yok sayarsınız? - Bir de şu yapılan/yapılacak olan mitinglerin, kimlerin siyasi geleceği için yapıldığını açıklarsanız iyi olur. Böyle bir durum varsa, Alevilerin sağduyularını kullanmaya ve heba etmeye hiç mi hiç hakkınız yok..Bunun hesabı sorulur elbet.. - Bir haftalık ABF Genel Başkanlığından istifa edip istifa dilekçesini 12 Nisan’a kadar sumen altında bekletip işleme koydurtmamak etik mi ya da şark kurnazlığının bir göstergesi mi? Aynı şekilde PSAKD YK üyeliğinden istifa edip dilekçesi bekletilen 4 kişi daha var. Ne yardan geçmek ne de serden geçmek istemiyorsunuz anlaşılan. - Adaylık gerekçesi olarak hep “Meclis’te Alevilerin sorunlarını gündeme getirmek, tartıştırmak, gözü kulağı olmak” söylenir. Peki o kadar Alevi çalıştayı yapıldı, devlet ve hükümet yetkilileriyle görüşüldü. Bir çatı örgütünün (ABF) genel başkanı ya da MYK üyesi olarak hangi başarıyı gösterdiniz de Meclis’te bunu devam ettirmek istiyorsunuz? Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum: Siyasi partiler Yasası’na göre 25 yaşını bitirmiş, seçilme koşullarını taşıyan herkes milletvekili olmak isteyebilir. Buna itirazım yok. İtirazım, bir örgütün, özellikle Alevi kurumlarının başında olan yöneticilerin hem o kurumu hem de Alevileri kullanarak ve de kapalı kapılar ardında kulisler yaparak aday olmaya kalkışmalarıdır. Örgüt tabanına danışılmadan, onların onayı alınmadan, ceplerinde ilk sıralarda kendi isimlerinin olduğu bir listeyle gidip pazarlığa oturmalarını kabul edemiyorum. Çünkü Aleviler üzerinden siyaset yapmaya hiç mi hiç hakları yok. Ne demişler, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz”.Bu halk, sizin nasıl bir “ayine”ye sahip olduğunuzu, ağınızdan nasıl bir laf çıktığını çok iyi biliyor, unutmayasınız…
* Bkz: Sacayak Dergisi, Nisan 2009, sayı: 1, sf: 25, ABF Genel Başkanı Ali Balkız’ın konuşması., ** Bkz, aynı konuşma metni… ***Esen Uslu, Yöneticilerin Örgüte Sadakati Olmazsa, Sacayak, sayı:1, sf:4, Nisan 2009, İstanbul İlhan Cem Erseven – Alevigundem |
|