...
Türkiye yeni bir genel seçim sürecine girdi. Partiler 12 Haziran’da yapılacak olan seçimlerde gösterecekleri milletvekili adaylarını kesinleştirdiler. Farklı partilerden aday olan Alevi kökenli insanların birçoğunun üzeri çizildi.
12 Nisan’a kadar güzel bir rüya âleminde gezip dolaşanlar, adlarının üzerine çizgi atıldıktan sonra cin çarpmış gibi çırpınmaya başladılar. Bazıları ise yedikleri çizik darbesine dayanamayarak ‘’gözümün nuru’’ dedikleri partilerinden istifa ettiler. Tabii ki bunların söylemlerinin ve demeçlerinin rengi de değişmeye başladı. Dün ak dediklerine bugün kara diyorlar. Siyaset bezirganı olmak insanı işte böyle rezil rüsva eder.
Aleviler bu seçim sürecinde, her zaman olduğundan daha çok CHP listelerinden milletvekili aday adayı oldular. Alevi sanatçıları, Alevi örgütlerinin başkanları, yöneticileri Dede Kemal’a güvenerek adaylık başvurusu yaptılar. Bu canlar adaylıklarının Dede Kemal tarafından onaylanacağından çok emindiler. Pir’in kapısına gelen talibi eli boş geri çevirmeyeceğini düşünüyorlardı. Kureşan Ocağı’ndan olan Dede Kemal’e güvenmeyip de kime güveneceklerdi? Bu soruyu belki defalarca kendilerine sormuş olabilirler. Kimbilir, belki gayibden kulaklarına şöyle bir seste gelmiştir. ‘’O’na güvenin. O bir Ocakzade… O bir evladı-resul… ‘’
Güvendiler. Peki, karşılaştıkları sonuç ne oldu? Güvendikleri Dede Kemal dağına 12 Nisan’da kar yağdı. Dede Kemal’in Genel Başkanı olduğu parti, içlerinde Alevi Bektaşi Federasyonu’nun eski ve yeni başkanlarının da olduğu elliye yakın Alevi adayın üzerine çizgi çekti.
Alevilikte kör güven denen bir şey yoktur. Alevilik talibin yol pirine bile kör güvenle bağlanmasını reddediyor. Pirin mürşidin önünde dar’a durup sorgu sualden geçmesi; O’nun ikrarına ne kadar bağlı olduğunu ve pirlik görevini yol kurallarına uygun olarak yapıp yapmadığının gözden geçirilmesidir. Alevi yol kurallarına göre, verdiği ikrarın gereğini tam olarak yerine getirmeyen talip ve pir gerçek manada yol eri değildir. Bunlar bağlı oldukları pirleri ve mürşitleri tarafından eğitilmeye muhtaç olan insanlardır.
Alevilikte dedelik yol hizmeti temelinde sürdürülür. Kemal Kılıçdaroğlu Alevilik yoluna değil, CHP’nin yoluna hizmet eden bir insandır! Kemal Kılıçdaroğlu’nun dede kökenli olmasının siyasi arenada hiçbir önemi yoktur. Sonuçta O bir parti başkanıdır. Partisini, Aleviliğin yol ilkelerine ve felsefesine göre değil; partisinin felsefesine, ilkelerine ve tüzüğüne göre yönetir. Genel Başkanı olduğu partisinde kendi deyimiyle ‘’Alevi mezhebi’’ temelinde bir şey yapmayacağını söylüyor. Alevilik bir mezhep değildir! Alevilik dört kapı kırk makam üzerine kurulmuş olan bir ikrar ve rızalık yoludur. Kemal Kılıçdaroğlu devletin ağzıyla konuştuğu için, Aleviliği mezhep olarak ifade ediyor. O, Aleviliğin dört kapı kırk makam üzerine kurulmuş olan bir yol ve inanç olduğunu söylemekten bile kaçınan bir dededir.
Siz hiçbir Alevi dedesinin Halife Ömer’e Hz. Ömer dediğini duydunuz mu? Duymuş olmanız mümkün değildir! Çünkü Aleviler Ömer’i böyle görmüyorlar. Ama Dede Kemal için durum farklıdır. O, CHP iktidara geldiğinde ‘’Hz. Ömer’in adaletini’’ uygulayacağını söyleyen bir dededir!
CHP’de Aleviler açısından ciddiye alınacak bir değişim ve dönüşüm yoktur!
Aday olanlardan bazıları, Dede Kemal’in CHP’yi bir değişim ve dönüşüm sürecine soktuğuna dair demeçler verip nutuklar atarak, Alevi toplumunu Dede Kemal’in yanında saf tutmaya çağırdılar. Bu sözleri söyleyip destek çağrısı yapanlar, 12 Nisan’da yedikleri tokatın acısıyla CHP’nin değişmediğini dillendirmeye başladılar. Tabii ki bunların bu söylemlerinde bir samimiyet yoktur. Adaylıkları kabul edilseydi ne böyle düşünürlerdi ne de böyle konuşurlardı. Çünkü bunların düşüncelerinin, sözlerinin ve duruşlarının rengini çıkarlari belirler.
CHP’nin Alevilere bakışı dün nasılsa bugünde öyledir! Bunu 12 Nisan’da bir kez daha gördük. Alevi örgütlerinden aday olanların ve sanatçılarımızın adlarının üstüne çizik atan CHP, müftülük yapanların, Sinan Aygün gibilerinin adaylıklarını onayladı. CHP Milletvekili Şahin Mengü, Manisa’da yapılan ön seçimlerde beşinci sıradan aday olacağını öğrendikten sonra ne demişti: ‘’Parti mezhep partisi haline getirildi.’’ Kılıçdaroğlu bu sözlere ragmen Şahin Mengü’nün adaylığını kabul etti. Bu durum CHP’de herhangi bir zihniyet değişikliğinin olmadığının bir başka kanıtıdır. CHP’nin son parti meclisi birleşimine baktığımızda da değişen bir şeyin olmadığını görürüz. Parti meclisinde ilahiyatçıların, sağdan gelenlerin sayısı hiçte hafife alınacak gibi değildir. Bir partinin değişip dönüşmesi esas olarak programına ve örgütsel yapısına bağlı olan bir olgudur. CHP’nin Türk İslam Sentezi üzerine kurulu olan tekci ve inkarcı programı olduğu gibi duruyor. Örgütsel yapısında da köklü bir değişiklik yoktur.
CHP’nin kimin üzerine çizik çektiğinide doğru görmek gerekiyor!
CHP, Alevi örgütlerinin yöneticilerinin ve sanatçı canlarımızın şahsında Alevilerin üzerine çizik atmıştır! Milletvekili aday adayı olan ABF’nin iki Genel Başkanı‘nın ve PSADK yöneticilerinin adlarının üzerine çekilen çiziği böyle görmek gerekiyor. Bu duruma neden olan canlarımız umarız yaptıkları yanlıştan ders çıkarırlar. Çünkü toplumsal kurumların yönetim organlarında olan insanların yaptıkları veya karşılaştıkları olumlu veya olumsuz her şey toplumu da direk ilgilendirir.
CHP bizi ‘’çantadaki keklik’’ olarak gördüğü için yine ciddiye almadı!
Bunu hangi anlayış temelinde yaptıkları biliniyor. Değişmeyen anlayış, Alevilerin CHP’ye mahkum olduklarıdır! CHP bizi kendisine oy vermeye mahkum olan bir toplum olarak görüyor. Bu bakış açısının özünde, Alevi toplumunu aşağılamak vardır. Dede Kemal, CHP’nin bu aşağılık geleneğini devam ettiriyor!
AABK Genel Başkanı Turgut Öker’in İstanbul 1. Bölgeden Alevilerin adına bağımsız milletvekili adayı olmasına, ‘’oylarımızı bölüyorsunuz’’ diyerek tepki gösteren kimi Aleviler, bu durumun baş sorumlusudur. Bunlar, ‘’ Turgut Öker gidip CHP’den aday olsun’’ diyerek, bağımsız Alevi duruşunu savunan canlarımıza saldırıp hakaretler yaptılar. CHP, bu irade yoksunlarından güç alarak, Alevileri ciddiye almamıştır!
Zaman, gerçekleri görme ve kabul etme zamanıdır!
Turgut Öker, hiçbir koşulda CHP’den milletvekili adayı olmayacağını gerekçeleriyle birlikte açıkladı. “Benim davam Aleviliktir, ben kendi davamın adına adayım“ dedi. Doğru bir seçim yaptığını bugün daha iyi görüyoruz.
Fakat aynı tutarlı tavrı ne yazık ki diğer örgütlerimizin yöneticileri gösteremediler. Gidip CHP’den milletvekili aday adayı oldular. Sonucun ne olduğu biliniyor. Sonuç koca bir sıfır! Hepsinin adaylıkları reddedildi!
Bu canlarımızın içine düştükleri bu büyük yanlışın nedenlerinden birisi ve en önemlisi, CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte, köklü bir değişim ve dönüşüm sürecine girdiğine inanmalarıdır. Bu her şeyden önce siyasi bir körlüktür. Türkiye ve CHP gerçeğini doğru analiz edenler, ayakları havada olan bu tür tespitler yapmazlar. CHP devleti kuran bir partidir! CHP devlet demektir! Değişen CHP değildir! Değişen Kılıçdaroğlu’nun kendisidir! Kılıçdaroğlu için artık önemli olan dede kimliği ve Alevilik değildir! O’nun için önemli olan CHP’dir! O yerini net bir şekilde belirlemiştir! Net olmayan biziz! CHP, davası Alevilik olan bir parti değildir!
Bizim davamız Aleviliktir!
Başkalarının ve partilerin Alevilerin sorunlarına sahip çıkmadıklarını ve Alevilik davasına sırt döndüklerini bir kez daha yaşayarak gördük. Gördüğümüz bu gerçeğe gözlerimizi kapatmayalım. Kendi davamıza kendimiz sahip çıkalım. Partiler üstü Alevi örgütlenmesi zemininde birleşerek, kendi geleceğimizi kendi örgütlerimizin gücüyle ve mücadelesiyle belirleyelim! Bağımsız adaylığa bu temelde bakalım! Bu seçimlerde bir bağımsız adayımız var. Gelecek seçimde onlarca bağımsız milletvekili adayımız olsun!
Yolumuz Uludur, Pir Sultan‘ın Yoludur!
Yaşasın Bağımsız Alevi Duruşu!
Yaşasın Alevilerin Örgütlü Birliği!
GAH- GENÇ ALEVİLER HAREKETİ • CANLARIN KIZIL YOLU