|
SİYASET İŞGAL ALTINDA!
Kategori: Makale, Manşet, Siyaset, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Nis 19th, 2011Ekleyen: Turan Eser
...
Siyaset, siyasal İslamcı güçlerin ve 12 Eylül darbesinin anti demokratik kanunların işgali altındadır. Siyasal alandaki dinsel istismara ve darbe kanunlarına dayalı bu işgal son bulmalıdır. Gerek YSK’nin kararında ve gerekse AKP hükümetinin savunduğu anlayışın merkezinde, siyasal alanın sosyalistlerden, Kürtlerden, Alevilerinden arındırılması projesi vardır. Siyaset, medya, ekonomi ve yargı alanında gerçekleşen tekçi, yani siyasal İslamcılığa dayalı hegemonyanın kurulmasına hizmet eden her türlü hukuk dışı uygulamalar ve kararlar alınmaktadır. AKP’nin “ileri demokrasisinin” temsilcisi Erdoğan’ın “bu ülkede Kürt meselesi artık yoktur. Kürt sorununun istismarı var. İstismar kokan politikaları bu ülkede sadece biz çökertebiliriz” açıklaması ile “ileri hukukun” temsilcisi YSK’nın ÖDP’ye seçim yasaklayan ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku adaylarının seçime katılma hakkını veto eden kararın aynı günde ifade edilmiş olmasının manidarlığına dikkat etmekte fayda vardır. Siyasal alanı AKP ve AKP-CEMAAT bürokrasisi işgal ederken, siyasal İslamcı cemaatler ise toplumsal hayatı teslim almaktadır. Yani siyaset hukuk, demokrasi dışı yöntemler ve araçlarla işgal altındadır. SİYASET MAĞDUR, EŞİT HAKLAR VE HALKLAR MAĞDUR Halk, siyaset kültürü, siyaset kurumları ve siyaset alanı sadece darbelerin mağduru değildir. Siyaset, aynı zamanda, siyasal İslamcı, Neo liberal kimliği ile AKP ve Cemaatlerinde mağdurudur. AKP’li yılları “değişim” ve “ileri demokrasi” gibi yanlış okumaların sonucu oluşan toplumsal hipnozundan kurtarmak için, aslında AKP’li siyasal hayatın, siyasal alanın işgali ve siyaseti tekçileştirme süreci olarak adlandırmak daha doğrudur. 2002 ile 2011yılları arasında tek başına hükümet olan AKP’in, “değişim” ve “ileri demokrasi” palavrası yüzde 10 olan baraj sisteminde “değişimi” sağlayamadı. Halkın iradesini TBMM’ne yansıtması konusunda “ileri demokrasiyi” yerleştiremedi. Demokrasi bilinci bu durumu bize şöyle okutur; ÖDP ve BDP’nin desteklediği Bağımsız Adaylar olmadan, seçim barajı düşürülmeden yapılacak olan bir gelen seçim ve bu seçim sonrası şekillenecek olan TBMM ve Hükümetin hiçbir meşruiyeti yoktur. 12 Eylül kanunlarına sığınarak ileri demokrasiye ulaşmak, dipsiz kuyudan su çekmeye benzer. SİYASETİ VE SİYASAL ALANI DEMOKRATİKLEŞTİRMEK Siyasetin ve siyasal alanın acilen demokratikleştirilmesi gerekir. Siyaseti demokratikleştirmek için, yüzde 10’ seçim baraj sistemi kaldırılmalıdır. Siyasi partiler kanunu ve anti-demokratik seçim yasaları iptal edilmeli, bu kanunlar yeni baştan yazılarak, demokrasinin ihtiyacını cevap verecek ve halkın siyasete katılım hakkını tam güvence altına alması sağlanmalıdır. Milletvekili adaylık harcı kaldırılmalıdır. Hazineden tüm partilere eşit oran yardım yapılmalıdır. Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı ve ayrımcılık üreten hazine soygununa son verilemelidir Askeri darbelere de, siyasetin seçim darbelerine de karşı TAM DEMOKRASİ talebini, siyasette herkese eşit haklar ve doğrudan katılımcılık hakkı tanıyan ilkeleri savunarak cevap üretilmelidir. YSK’nın “hukuksal” ve AKP’nin “siyasal” duruşu, Kürt sorunun çözümünde demokratikleşmeyi ve şiddetten arındırılmış siyasal ortam yaratma yerine, gerilimi ve kutuplaştırmayı tırmandıran eksene oturmuştur. Bu eksen yanlıştır, derhal düzeltilmesi gerekir. Türkiye’yi gerilime davet eden karar ve tutumlardan derhal uzaklaşmak gerekir. YSK’nın bu anti demokratik ve siyasal destekli kararı düzeltilmelidir. Ardından TBMM toplanarak, derhal halkın ve siyasi partilerin, tam katılımcılık, tam eşitlikçi haklarla, demokratik ve özgür bir ortamda seçime katılmasını saylayacak düzenlemeleri çıkarmalıdır. Turan Eser |
|