|
PSAKD Yöneticileri İstifa Etti mi ? Etmek zorunda mı Kaldı? Tartışması…
Kategori: Aleviler, ManşetEklenme Tarihi: Nis 22nd, 2011Ekleyen: sercesme
...
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto RIZA AYDIN’ın yazısı şu aşağıdaki bilgilerle ilgili düşüncelerimi söylemek istiyorum. Kasdettiğim aşağıdaki yazı başlığı aynen şöyle diyor : “- Pir Sultan Derneğnde madımak şehit aileleri ayaklandı Fevzi Gümüş ve Kemal Bülbül İstifa ettirildi” Derneğimizle ilgili bu yanlış bilgileri yayanları tanımıyorum. Amaçları nedir, bunu niye yapıyorlar bilmiyorum. Ama bir konuda bilerek yada bilmeyerek yanlış bilgi veriyorlar. Bunları bilmeyerek veriyorlarsa bu yanlış, eğer bunu bilerek veriyorlarsa yalan söylüyorlar. Kısaca, konuyla ilgili bildiklerimi, varolan durumu özetleyerek komuoyumuzu bilgilendirmek isterim. Fevzi Gümüş ile Kemal Bülbül arkadaşlarımızın, Pir Sultan Derneğindeki görevlerinden istifalarının şehit aileleri ile bir ilgisi yok. Bu arkadaşlarımız seçimlerde aday adayı olunca, derneğin adını bu politik arenada kullandırmamak için istifa etmeyi uygun görüp istifa etmişlerdir. Biz PSAKD. Genel Yönetim Kurulu olarak, 10 Nisan 2011 pazar günü bu istifaları görüşürken kendilerine sorduk, aday adaylıkları adaylığa dönüşemezse geri dönebileceklerini söyledik. Konunun üzerinde uzun görüşmeler yaptık, arkadaşlarımız istifalarının kesin olduğunu dernekteki görevlerine geri gelmek arzusunda olmadıklarını söyleyince bizlerde Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin Genel Merkez Yönetim Kurulu olarak arkadaşlarımızın istifalarını kabulettik. Durum bundan ibarettir. Ben bu toplantıdaki değerlendirmemde öz olarak söylersem şunları belirtmiştim. Biz Pir Sultan camiası olarak, Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine üye yada yönetici olan arkadaşlarımızın özel hayatlarına müdehale etmeyiz. Derneğimize üye olan her hangi bir arkadaşlarımız, genel olarak Alevi geleneğinin özel olarakta Dernek geleneginin dışında buna aykırı bir davranışları olursa bunu disiplin kuruluna havale ederiz. Disiplin kurulumuz söz konusu arkadaşımızın davranışını değerlendirip bir karara varır. Derneğimize üye yada yönetici olan arkadaşlarımızın her hangi bir siyasal yapıya girip orda politika yada siyaset yapmaları tamamen kendilerini bağlar, onların kendi bilecekleri bir iştir; biz buna müdehale etmeyiz. Ancak, biz Pir Sultan Abdal Kültür Derneğinin -gizli yasa açık yani meşru yada gayrı meşru- hiç bir siyası çevrenin yani politik partinin vs arka bahçesi yaptırmayız. Derneğimizin bağımsız kimliğini her siyasal- politik çevrenin müdehalelerine karşı koruruz. Öz olarak toparlayıp söylersem, derneğimize üye olan her arkadaşımız istediği yerde istediği şekilde istediği düzeyde siyaset yada politikayla ilgilene bilir ama derneğimizi bu mücadelesinin bir aracı olarak kullanamaz; derneğimizi kendi tercih ettiği siyasal yada plolitik yapının bir kolu haline getiremez. Derneğimizin geçmişinde böyle teşebbüsler olmuştur ama hiç biri başarılı olamamıştır derneğimizin tarihini bilenler bunu bilirler bilmeyenlerse merak ederlerse öğrene bilirler, sorarlarsa anlatırız. Derneğimizin bu geleneğini iyi bilen, buna asla gölga bırakmayacak olan Fevzi Gümüş ile Kemal Bülbül arkadaşlarımız seçimlerde aday adayı olmaya karar verdiklerinde derneğimize istifa dilekçelerinide vermişlerdir. Bunu fırsat bilen bazı çevreler, her zaman sevip saygı duyduğumuz, bizim için özel bir yeri olan şehit ailelerinden Serdar Doğan arkadaşımızın yanlış bir davranışını kendilerine paravan ederk derneğimize gelmişler, bu dileklerini belirtmişler. Biz Genel Merkez Yönetim Kurulu toplantımızda bu konu görüştükten sonra şehit ailelerimizden sevgili Serdar Doğan ile Hüseyin Karababayı toplantımıza davet edip konu hakkında düşüncelerini dinlemişizdir. Hüseyin Karababa, Serdar Doğandan sonra söz alarak ne kendisinin nede ailesinin bu yapılanlarla bir ilişkisinin olmadını, Serdar Doğan arkadaşımızın yanlış yaptığını, bazı aileleride bu yanlışına ortak ettiğini açıkça söyleyerek bu tutumları mahkum etmiştir. Hüseyin Karababa’nın bu değerlendirmelerinin karşısında daha fazla söz söylemeyi, Serdar Doğan arkadaşımızı daha fazla eleştirmeyi gerekli görmediğimiz için Serdar Doğan arkadaşımızın yanlış tutumları üzerinde bizler fazlaca söz etmeyi gerekli görmemişizdir. Serdar Doğan arkadaşımız eğer şehit ailelerinden olmasaydı, onu Genel Merkez Yönetim kurulunun toplantısına davet edip, onu dinlemek yerine onun bu davranışlarını değerlendirmesi için onu Disiplin Kurulumuza havale ederdik. Hiç kimsenin derneğimize hukuki olmayan bir zor uygulamaya kalkışmasını bunu aklından geçirmesini tasvip etmedik etmeyizde. Şunu belirtmeliyim ki bir kişi olark bir sanatcıi bir şehit ailesi olduğu için Serdar Doğan arkadaşımızı sever sayarım ama Sedar Doğan’ın bu türden fevri davranışlarını doğru bulmam. Serdar Doğan arkadaşımız geçtiğimiz kongrede kurucu genel başkanımız Murtaza Demir hakkında da böylesi yanlış fevri bir davranışta bulunmuş, yine böylesi bir uslupla kaleme alınmış bir bildiri yayınlsamıştı. Serdar Doğana olan özel sevgimizden dolayı bu davranışının yanlış olduğunu kendisine söylemekle yetinip bunu sorun etmedik. Serdar Doğan arkadaşımız bilmelidir ki yazdığı bu yazılardaki uslubu bizim geleneğimize bizim gerçekliğimize terstir. O’da artık Ona olan bu sevgimizin değerini bilmelidir. Alevi Kamu oyunun bunu böyle bilmesini isterim. Saygılarımla. Rıza Aydın Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi. ————————————————————————————————————————– Serdar DOĞAN’ın cevabı TETİKÇİ VE YARDAKÇILARA İLK VE SON CEVABIMDIR Rıza Aydın (PSAKD GYK ÜYESİ) ; kamuoyunu aydınlatma ile “görevlendirilmiş”. Fevzi Gümüş istifa etsin dilekçe eylemini gerçekleştirenleri, dillendirenleri, dilekçeyi verenleri yalancılıkla suçlayıp, tanımadığını buyurmuş. Önce kendimi tanıtayım. Ben; Pir Sultan Banaz köylüleri yardımlaşma sandığından çıkarılıp, kültür derneği ve kamuya açık olduğundan beri üyesiyim. Bağlama kursuna katılma sürecim, semah ve tiyatro birimlerindeki görevlerim, 2 dönem Gençlik Komisyonu Başkanlığı, 2 dönem Ankara ŞB. Başkanlığıyla sürüp bugünlere geldi. Şu an sıradan bir üyesiyim şubemin. Ne genel kurulu delegeliği ne de ABF delegeliği istedim. Aklı, vicdanı, yüreği kirlenmişlerin sulandırdığı “şehit ailesi” sıfatını bir daha kullanmayacağım, bana bundan dolayı “katlanmak” zorunda olduğunu belirten yavşakların ağzına sakız olmayacağım. Derneğimizin en eski emekçilerinden biri olarak konuşacağım. Rıza Aydın; “Serdar Doğanın yanlış bir davranışını kendine paravan edenler var diye buyurmuş. Hüseyin Karababa “benim ağzımın payını” verdiği için, beni daha fazla eleştirmemek adına susmuş…” Kendi ve oradaki bazı çapsızların açıklarına, yalanlarına Hüseyin Karababa’yı kendine siper eden zavallı Rıza Aydın. O gün,günü kurtardığınızı düşünebilirsiniz. Hadi sen dilekçe vermek için genel merkeze gittiğimizde yoktun. Keşke bu zavallı, sığınmacı ve baştan aşağı iftira dolu olan yazıyı yazmadan önce o gün toplantıya katılan; Cemal Özdamar, Kelime Ata, Oktay Kandemir, Önder Aydın, ya da Hikmet’e bir sorsaydın. Hüseyin Karababa ilk toplantıda var mıydı? Nilgün Karababa hangi başka dilekçeyi de vermiş ve neler söylemişti. Ben bütün aileler adına değil; Yeter Gültekin, Mehmet Gündüz, Yalçın Sivri ve kendi adıma o dilekçeyi verdim. Ailelerden bazılarını Serdar kandırdı ve oraya getirdi ifadesi, ben den önce ailelere hakarettir. Haddini bilmemektir, akıl tutulması yaşamaktır. H. Karababanın tespitlerine bıyık altından güleceğinize, bizim ifade ve işaret ettiğimiz ahlaksız, vicdansız tutumlara cevap verseydiniz. O gün yapılan GYK’nın tamamından çıkardığın sonuç buysa, gerçekten zavallısın. Konuşulan, tespiti yapılan ve pek çoğuna da; haklısın ama diye ifade edilen büyük ve gerçek fotoğrafı görmeyip, onların cevabını “veremeyip” gazınızı alan Hüseyin’in sözlerinde kalmışsın. Ben, korktuğum, hak verdiğim için değil; bazı vicdansız ve ahlaksızların önünde ailelerden biriyle tartışmamak için sustum. Çünkü yukarıda ismini saydıklarım, orada neler olduğunu biliyorlar. Ne o an Hüseyin’i ne de bu yazıdan sonra seni uyarmamış olabilirler. Değerli kamuoyunu bilgilendirme görevi aldığında, gerçekleri de sorma zahmetinde bulunsan, böylesine aciz kalmazdın. Yapılan eylemliliği basitleştirmeye kimsenin hakkı yok. Bizler neden aday oldular demedik, işimizde değil. Ali Balkız’ın istifa dilekçesini hemen işleme koyup onun yerine ABF başkanı olan Fevzi, neden kendi için bu süreci işletmemiştir diye sorduk. EDP sürecinde AKP, MHP, CHP’yi “sağcı partiler” diye niteledikten sonra aday olabilme omurgasızlığını nasıl gösterebildiğini, bu şahsın bizi nasıl temsil edebildiğini, M.Ali Erbil soytarısına, aynı soytarılıkla sahip çıkıp nasıl, hangi hak ve sıfatla affedebildiğini sorduk? Rıza Aydın katılmadığı, neler konuşulduğunu ve hangi kararların alınmış olduğunu bilmediği ilk toplantı ve sonrasını bu cahillikle kaleme almış, kamuoyunu aydınlatıyorum derken, ahlaksızlığı tescillenmişleri aklamıştır. Tetikçidir, yağdanlıktır… Serdar Doğan şehit ailesi olduğu için katlanmaktayız yoksa disipline verir, gereğini yaparız diye yazabilmektedir. Son dönemde GYK üyelerinin bazılarının diline pelesenk oldu. Yukarıda belirttiğim gibi bazı kendi bilmezlerin kirletmesine izin vermemek adına, artık o sıfatı kullanmayacağım. Vicdansızlığı, ahlaksızlığı, izansızlığı azıya almış bazı isimlerle adımın anılması, onlarla aynı çatı altındaymışım gibi görünmek artık bana zül geldi. Siz bu onurlu yapıdan gidene kadar mücadele edeceğim, bu kirliliği kaldıramadığım noktada siz gereğini yapın, beni disipline verin. Daha öncede belirttiğim gibi; ben birilerinin referansıyla derneğime üye olmuş değilim. Şehit ailesi olarak da var etmedim kendimi, geçmişimi, emeklerimi bilenler bilir. Dernekten ayrılma korkusunu başka bir yerde ciddiye alınmayan, kendini var edemeyen ve edemeyecek olanlar düşünsün. Siyasal iktidarsızlığınızı başka bir yerde tatmin edemezsiniz çünkü. Sapla samanı iyice karıştıran Rıza Aydın yaklaşık üç sene önce Murtaza Demir’in adaylık sürecinde yazdığım yazıyı işaret ederek; “ kurucu genel başkanımız içinde fevri çıkış yapmış, aynı üslupla bir yazı” yazmıştı diye bir hatırlatma yapıyor. Aklınca beni her aklına geldiğinde üslupsuz yazılar yazan biri diye niteliyor. Ey zavallı, üç senedir aklın neredeydi. O yazıyı çarşaf çarşaf sitelerinizde yayınlarken aklın neredeydi, o yazının nimetini yerken aklın neredeydi. Sayın Demir, yazımın ardından kürsüye gelip; “tek bir ailede olsa karşıma almam, adaylıktan çekiliyorum” derken aklın neredeydi? Kurucu Genel Başkanım, Serdar ne dediğinin farkında değil, bunu yazdığı için disipline verir gereğini yaparız demedin. Nedir şu gün sana bunu hatırlatan ve yanlış olduğunu söyleten. Keşke işine geldiği gibi değil de; Sayın Demir’in ailelere yaklaşımının binde biri kadar saygılı davranabilseydin. Sıradan bir üye olarak hesap sorma hakkımı kullanıyorum. Aba altından sopa göstermeyi bırakıp, yapacağın en fazla yahut en çapsız iş olacak olan disiplin sürecini işleterek, kendin gibi tetikçiler bul ve gereğini yap Benim üzerimden adı, sanı, dernekteki görevi ne olursa olsun kimsenin densizlik yapmasına izin vermeyeceğim. Seviyesizliğinize ilk ve son yanıtımdır. Serdar Doğan alıntı: alevihabermerkezi |
|