|
İttihat ve Terakki’nin manipülasyonları yok olmaya mahkumdur.
Kategori: Aleviler, Makale, ManşetEklenme Tarihi: Nis 29th, 2011Ekleyen: Ünsal Öztürk
...
Resmi ideoloji temsilcileri uzun bir süre Hamza Aksüt’ü görmezden geldi. Ancak artık doğru düşüncelerin dedelerimiz tarafından da dile getirilmeye başlanması, örneğin bu temsilcilerden Ahmet Yaşar Ocak’ın tepkisini çekmiş, görüşlerini revize etmeye başlamıştır. Ahmet Yaşar Ocak, Hamza Aksüt’e yönelttiği eleştirilerde onu eleştiriyormuş gibi görünerek Hamza Aksüt’ün düşüncelerini kabul etmiştir. Ahmet Yaşar Ocak şunları söylemektedir: “Ama aşağıda görüleceği üzere, Dede Garkın onun gerçek adı olmayıp lakabıdır ve kanaatimizce hem siyasi, hem dini lideri olduğu Garkın boyuna referans vermektedir. Yani, Dede’miz, Garkın oymağının dedesidir ve asıl ismi Numan’dır.” (Ahmet Yaşar Ocak, Dede Garkın ve Emirci Sultan, Gazi Üniversitesi Yayınları, s. 45) Garkın Dedesi Numan’ın (Hakk’ın ışığı onun üzerine olsun, dedemizin himmeti üzerimizde hazır ve nazır olsun) gerçek yurdunun da neresi olduğunu Ahmet Yaşar Ocak şöyle belirtmektedir: “… Böyle olunca Dede Garkın’ın esas olarak gerçekte çoğunlukla burada yaşadığı ve hayatını burada tamamladığı sonucu ortaya çıkıyor. Dolaysıyla gerçek türbesinin de bugün Dedeköy olarak bilinen Urfa-Viranşehir arasında yer alan bu küçük köydeki türbe olduğu kat’iyyet kazanıyor.” (age., s. 74) Ahmet Yaşar Ocak bu doğru düşünceleri Hamza Aksüt’ten öğrenmiştir. Ahmet Yaşar Ocak şunları da öğrenecektir: Alevi toplulukları Kürt, Zaza, Türkmen, Arap, Abdal gibi değişik etnisitelerden oluşmaktadır. Alevilikte etnisiteler problem teşkil etmez. Mürşit ocaklarımız aynı coğrafyada oluşmuştur. Sadece Dede Garkın mürşit ocağımızın saptanması yeterli değildir. Diğer mürşit ocaklarımızın ve onlara bağlı pir ocaklarımızın ve talip topluluklarımızın da yerlerinin belirlenmesi şarttır. Hamza Aksüt bunları da belirlemiştir. Yukarıda anlatmaya çalıştığım neden önemlidir? Çünkü Alevilik bir mürşit ocağına bağlı olmak, dede ya da talip olmak, ceme katılmak ve görgüden geçmek gibi temel kriterlere sahiptir. Daha dikkatli cümlelerle geniş tarifi de yapılabilir. Eğer değişik coğrafyalara saçılmış topluluklar benzer ritüelleri gerçekleştiriyorlarsa, mutlaka uzun bir süre aynı bölgede birlikte yaşamışlar anlamına gelmektedir. Nitekim Hamza Aksüt bunları birer birer göstermiştir. 1. Hacı Bektaş Ocağı: Urfa ili, Viranşehir ilçesi Barut Köyü ve Mardin ili Kızıltepe ilçesi Bektaş köyü. 2. Dede Garkın Ocağı: Mardin ili Derik ilçesi Dede köyü. (Köyün eski adı Dede Garkın) 3. Avuçan Ocağı: Urfa Tek Tek Dağlarından çıkan Avuç Çayı çevresinde. Ayrıca Urfa kentinin yakınında Seyit Mençek Zaviyesi. 4. Baba Mansur Ocağı: Gaziantep ili Yavuzeli ilçesi Milelis köyünün Zarar yöresinde. 5. Sultan Sahak Ocağı: Talip topluluklarının dağıldığı yer Musul’dur. Onlara Ehli Hakklar deniyor. Sultan Sahak’ın Hakk’a yürüdüğü yer: Halepçe’nin Hewraman yöresidir. 6. Haydariler Ocağı: Dağılım yeri Sincar (1240). Günümüzde Lazkiye ve Hatay’da (Özellikle Serinyol’da) bulunmaktadırlar. 7. Klezeiler Ocağı: Dağılım yeri Sincar (1240). Günümüzde Lazkiye ve Hatay’da (Özellikle Serinyol’da) bulunmaktadırlar. Aleviler, özellikle dedelerimiz kendi öz bilgilerini yavaş yavaş hatırlıyor. Alevilerde beyin dağılması, iskelet parçalanması durmuştur. Artık ana-ata yurdumuz Yukarı Mezopotamya’nın bu büyük kültürü nasıl ürettiğine eğilmemiz ve sorgulamamız gerekiyor. Ünsal Öztürk-Alevigundem |
|