|
Bir Nefescik Söyleyeyim
Kategori: ManşetEklenme Tarihi: Haz 12th, 2011Ekleyen: sercesme
...
Kamuoyunu aydınlatma kişisi, Alevi ahlaki terazisinin tutucusu Rıza Aydın; Seçimlere bir kaç gün kalmışken. Gemi azıya alan AKP nin gaz bombaları Hopa da bir cana kıymış; YSK kararlarını protesto eden bir genç Bismil de kurşunlara gelmiş, secim öncesi it iziyle, eşek izi bir birine girmişken; Pir Sultan Genel Merkezi kapısından kovulanlar ABF`nin Bacasından girmiş; bir başkan dokuz başkan yardımcısı seçmişken; 2 Temmuz öncesi Tayibin Sivas mitingi öncesi yeni düzenlemeler yapılmış, 12 yasında kıydıkları çocuk şehidimiz Koray Kaya`nin çocuk anılarını bir daha yakarak madımağı çocuk kütüphanesine cevirmiş, acılarımızı kirli siyasetlerine meze ederken, 18 yıldır 33 Pir Sultan ölümsüzü diyerek bağırmamıza rağmen Madımakta yapılan ani katına “37 ölenin isimleri ve fotoğraflarını asacağız” demişken; yani yürek sizimiz kardeşlerimizle, katillerini yan yana asacağım, oraya gelirseniz katilleriniz sizi karşılayacak demişken; 1993`te bir ortaçağ karanlığı yaşatmış ve bu ortaçağ zihniyetini bütün Anadolu ya yaymak için çalışırken. Madımakta Einstein fotoğrafıyla ziyaretçilerini karşılayacağı bir “bilim” merkezi kurduğunu deklare etmişken, Sivas katillerinin Avukatı Hayati Yazıcıyı kabinesinin vazgeçilmezi yapmışken ; Pir Sultan Derneği Genel Merkezi şehit aileleriyle ve bir avuç insanla Madımağın önüne gidip basın açıklaması yapıyor bu ahlaksızlığı sessiz kalmıyorken; EDP`yi kurup iktidar hayalleri kuranlar kendilerine inananları, bir yılı askın süredir onları desteklemişleri yüz üstü bırakıp, küfrettikleri parti kapısında aday bekleyen konumuna düşmelerini, unutan, görmeyen, yazmayan Rıza Aydın; su yoğun gündemde beni ağzına sakız yapmaya devam ediyor.
Danışma kuruluna gelmeden yayınladığım yazıyı yeni farketmiş ve cevap vermiş. Ben, kuyruk acıların bu kadar büyük olduğunu düşünmüyordum, Rıza Aydın; kalemşörlügünü yaptığı Fevzi Gümüş ve şürekasının gidisini “onları patron kovmadı, kendileri istifa ettiler” tadında dillendirmeye devam ediyor.
Külliyen yalan. Onlar istifalarını gizlediler, aday gösterilmezsek geri geliriz dediler. İstifaları isleme koyması gerekenler, “kozmik odalarının kasasında sakladılar” gittik, kasa gizlenen dilekçeleri çıkarttırıp evrak kayıt defterine islettik, istifalarının doğal sürecini başlattık. Bir hafta sonraki danışma kurulunda genel kanaat üzerine kalmamak için yapışıp, çırpındıkları koltukları altlarından çekildi. Ahlakdan dem vuran Rıza Aydın katılmadığı GYK toplantısında ve oradaki konuşmaların aynisinin tekrar edildiği danışma kurulunda şunların konuşulduğunu hep unutuyor, yazmıyor yahut yazamıyor. Rıza beyin ahlak terazisi bunları yazmaya gelince, izin kullanıyor; Neydi konuşulanlar; Bir yılı askın süren EDP, edep partisi kuruluş çalışmalarıyla CHP` yi sağcı göstererek particilik oynayıp, oy avcılığına çıkanların, CHP den Aday adayı olurken hiç mi utanmadılar diye sorduk, derin Alevi sohbetleri edenlerin, kurum başkanlığı yaparken ve onca tepkiye rağmen M. ALİ Erbil’ìn canlı yayında yaptığı küfrü unutup. Ananız, kızınız, kardeşinizle zina yapıyorsun diyen densizi nasıl affedebildiğini, kadı divanına ne zaman oturduğunu sorduk, Alevilerin derin hoşgörüsünden dem vurdu. Fevzi Gümüş. Ben, “incinsen de incitme felsefesini sadece dostlarım için kullanırım. Katiller, iftiracılar için değil. Pir Sultan Genel Merkezinde başladığı kadı divanini ABF`sinde devam ettirsin. Kerbela’dan günümüze canimizi acıtanlara temiz kâğıdı vermeye devam etsin. Soruyorum; Fevzi Gümüş ve şürekâsı öznesi oldukları Sivas davasını unutmuş, anmaları kısırlaştırmış, derneğimizi kendilerini pazarlama şirketi, şehitlerimizi ve acılarımızı metalaştırırken Rıza Aydın neden yazmamıştır, susmuştur? İstifalar için yazdığı iki yazısında bizim öze dair yaptığımız eleştirilere kulağını kapatmış benim eleştirilerimi, eleştirme yoluna gitmiştir. Beni eleştirmeye gelince Amel, Fevzi ve çetesinini konusunca neden kabızdır? Alevi edebiyatındaki Bektaşi fıkraları, satiyeler gibi neden nükteli yazmadığımı, saldırgan ve argo olduğumu yazmış. Ben yasadığımız süreci sizin gibi komik bulmuyorum, fıkra dinleyecek ya da yazacak sakinlikte değilim. Sizin fıkra gibi olduğunuz, düşmanlarımızı çokça güldürdüğünüz ortada. Eğlenmeden fırsat bulursanız, Madımak içinde yazıp, çizin. Kişisel egolarınızı tatmin etmek için değil. Rıza beyin ahlak terazisine takılmış sözlerim. Demişim ki; ” Yavşaklar, çapsızlar, zavallılar, omurgasız, tetikçi, yağdanlık” Bunlar bir eleştirinin sözleri sayılabilir mi diye de soruyor. Bakalım. YAVŞAK: Birilerine yaranmak için omurgasız davranıp, şekilden sekile giren. CAPSIZ: Yetersiz, dar görüşlü. ZAVALLI: Gücü bir şeye yetmeyen, aciz. OMURGASIZ: Kemik ya da kıkırdağı olmayan, solucan gibi canlı. TETIKCI: Kiralık. YAGDANLIK: (DALKAVUK) Sarayda devlet büyüklerini “nükteli” sözlerle eğlendiren kimse. Üyelerine, kendine inananlara, hiç bir çıkarı, beklentisi olmadan üreten çoğunluğa inat; emekten yana bir kurumun başındayken, emek düşmanlığı yapıp Çankaya belediyesinde isçilere karsı dava açan; küfrettiği CHP den aday olan, belediye meclis üyeliğine takla atan ama örgütte bir emeği olmayan, küfrettikleri CHP nin Ankara il başkanlı için çalışanlara, Sivas’ı unutup, Pir Sultan Derneğinde kalmak isteyenlere; Yavşak, omurgasız, yüreği kirlenmişler, zavallılar derim. Ben yukarıda, çete anlayışının ne kadar omurgalı davrandığını anlattım. Bunu kendileri için küfür sayanlar hayatlarında hiç küfür işitmemiş olmalılar. Pir Sultan örgütlülüğünün başında oturup bu kadar nerede olduğunun farkında olmadan hareket ediyorsa, buna tanık edenler susuyorsa, dile getirenleri kınıyorlarsa; bu kelimeleri altını çizerek bir daha yazıyorum. Sivas’ı unutup kendini pazarlayanları, 22 yıllık örgütü ne hale getirdiğidir sorun. Görmeyen, susan, konuşmayanlardır sorun. Benim yazdıklarım değil. Üslubu beyan aynıyla insan demiş benim için Rıza aydın. Benim yazdıklarım günlerdir internette geziyor, ne yazdığımı, dediğimi bilen biriyim. Rıza bey dışında eleştiren de olmadı. Başkalarının zekâlarıyla dalga gecen Rıza bey, İnsanlar yazılanı okumaktan ve anlamaktan uzakmış gibi, “bakin neler demiş, bakin küfür etmiş” diye şikâyet ediyor. Sen okuduğunu anlamakta güçlük çekiyor olabilirsin, insanları yönlendirmeyi bırakıp, isine bak… En iyi yastık, iyi bir vicdandır. Tarih, yaşanan bu ahlaksızlıktan bir gün mutlaka hesap soracaktır. En azından yarın çocuklarınız; tüm bunlar yaşanırken sen neredeydin ne yapıyordun Anne, baba. dayı, amca dediklerinde ne diyeceksiniz. Sen Bektaşi fıkrası tadında yazmaya devam et. Sivas’ı, acılarımızı, acılarımızla dalga geçenleri görme, duyma, yazma. Beni görünce yolunu değiştirecekmiş Rıza Bey ve kendince sorunu çözecekmiş. Ben ne senin ne de senin gibiler için yolumu değiştirmeyeceğim anlım ak, başım dik, gözünüzün içine baka baka yürüyeceğim. Sen; ” yolunu” bulmak için böcekleşenlerin, yolunu aydınlatmaya, onları aklamaya devam et. “yolunuz” acık ve kutlu olsun. Fıkra tadında yasamaya, yazmaya devam et. Bana ahlak dersi vermeye çalışacağına şirazeni kontrol et. Serdar Doğan |
|