Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
´SİVAS’A NE DİYE GİDECEĞİZ
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Tem 9th, 2011Ekleyen: Haşim Kutlu
...

İki Temmuz yaklaştıkça bir çok Alevi internet grubundan çağrılar almaya başladım. Hemen hepsi de bizleri, “madımak müze olsun” talebini dillendirmek üzere, iki temmuzda Sivas’a davet ediyorlar.Bu talep için olmasa bile, fizik varlığımla değil belki ama bütün yüreğimizle,beynimizle, tabi ki o gün Sıvas’ta olacağız. Olmasına olacağız da, hangi yüzle orada olacağız!. Allah için hiç bir davet böyle bir sorguyu içermiyor, hiç bir davet, bu güne dek ne kazandık ne kaybettik aklına bile getirmiyor, ama davet ediyor!.. Peki neden !?..

Devletin(yada derindevleti, ya da herneyse), günler öncesinden hesaplanmış, planlanmış bu hunharca cinayetin sahiplerinin yakalarına yapışıp hesap mı sormayı başardık. Sahipleri bir yana o ölüm tabancalarını mı açığa çıkardık. Hakettikleri cezalarını mı verdirdik. Örgütlü gücümüz hangi işi nereye kadar başardı ki, hangi yüzle manevi huzura çıkacağız!?

Madımak müze olsun öyle mi? Olmasın, Madımak müze olmasın!..Hiç de gereği yok. Böyle bir talep Alevilerden, mazlum ve mağdurlarden değil devletten, Alevilere, bu hunharca katliamı reva görenlerden, camilerden, ehli sünnetten gelsiydi anlamlı olurdu.Oradan  aydınlık gelir, barışa, özgürlüğe hizmet ederdi. Var mı böyle bir şey!..Yok!..  Kendine mektup yazmak gibi mağdurlar talep olarak öne sürüyor, devlet direniyor, hükümet direniyor, ehli sünnet direniyor, dahası bizzat mağdurları kendi kendilerinin katili ilan etmek ve sorumluluktan böylece kurtulacaklarını varsaymak gibi akla hayale gelmedik senaryolarla muşkul olmaktadırlar.

Ve biz, ne diyerek varacağız, Pirim Pir Sultan’ın şehitlik döşeğine…

***

Eğer siyaset meydanında, çok kalabalıksanız anlamında değil, niteliksel olarak gerçek bir güce sahipseniz ve tıpkı taşı delen damlaların gücü hesabı, bu gücünüzü de hedeflerinize kitlemede kararlı ve süreklilik gösteriyorsanız, en sıradan talepleriniz bile anlam kazanır. Önünde sonunda, kendini bir biçimde kabul ettirir. Yok eğer belirttiğim özellikten uzaksanız, isterse meydanları yüzbinler ile doldurun ve son derece parlak talepler ileri sürün, bizzat sizin temsil ettiğiniz söylediğiniz kitle nezdinde bile bir anlamnı yoktur olmaz da. Demokratik Alevi Hareketi ya da örgütlülüğü olarak, yıllardır, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Diyanet lağvedilsin”, “Aleviler anayasal bir statüye kavuşturularak, özgürlükleri güvence altına alınsın”. “Her dintopluluğu, kendi diyanetini kursun ve kendini finanse etsin”, “Yurtaşların eşit olduğunu” esas alan demokratik bir anayasa yapılarak, tekçi zihniyete son verilsin ve nihayet, bütün bu ve benzeri taleplere eklenmiş “Madımak müze olsun” taleplerini dillendirir. Ama kendi kendine dillendirir. Bu talepleri, nasıl gerçekleştirecek, hangi güçlerle ortaklaşacak, hangi  kulvarda olmazsa olmaz gibi konuları her nasılsa hep es geçti. Ne zaman gündeme Seçim gelse, ne zaman Anayasal değişiklik konuları gelse, örgütlü Alevi Hareketi yönetimleri, yüzer gezer oldular. Temsil ettikleri Alevi yığınları, sözkonusu hedefler konusunda eğitmediler. Bu hedeflerin arkasına blok olarak yığmasını beceremediler.

Ülkenin ve bölgenin içinden geçtiği güncelin yakıcı sarmalı gözönüne getirildiğinde, son derece önemli demokratik bir odak olmasına karşın,  kendisi gibi cümle yok sayılanlarla, en azından, “eşit yurtaşlık” esasına göre düzenlenecek demokratik bir Anayasa gereksinimi için birlikte olması gerekirken, gerek 12 Mart Anayasa referandumu sırasında sergilediği hedefsizlik, seçim ortamına da yansımış, kendi temsil ettiği yapıyı, ağırlıklı olarak CHP meydanına bırakmıştır!. Kuşkusuz yöneten ve yönetilen ilişkisinde, hiç bir şey tek yanlı olmaz oluşmaz. Oluşur diyenler, sayıklamayı bıraksın en azından BDP ve DTK.ya pratiğine baksın!.  Geniş Alevi kitlesi de kendisini bu zemine göre  ayarlamıştır. Yenetenler, temsil ettikleri Alevi kitlesini kendi özgün talepleri etrafında eğitip ona göre hazırlayıp, böylesi kritik zeminlerde nerde olmaları gerektiği gibi bir eğitici, örgütleyici ve irade oraya çıkarıcı bir tutum içinde olmadıkları için, Alevilerin mevcut basireti bağlanmış hallerini okşadılar, hatta teşvik ettiler. Bu kendini ve kendi iradesini bitiren, boşa çıkaran halimizle seçimlerde kadim Alevi ölçüsünü ayaklar altına attık, şimdi birlikte çiğniyoruz.

İşte seçim bitti ve daha önceki seçim yazılarımda da ifade ettiğim gibi, özellikle yok sayılanlar öncelikli olarak, ya da ateş hattında olanlar öncelikli olarak, herkes için yakıcı süreç şimdi başladı. Açıktır ki, sürecin tayin edici iki aktörü var,birinci aktör, Ordusu ve polisiyle bütünleşmiş AK.Parti hükümeti ya da AK.P. nin temsil ettiği devlet, ikincisi ise, en başta Kürt Halkı olmak üzere  bütün bir Türkiye’yi temsilen oluşturulmuş olan, “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku” dur.

Şu ana dek yürümekte olan irade gerçeklilerirne göre, süreç, kirli savaşın devamı yönünde mi yoksa demokratik ve özgürlükçü bir anayasal düzeni önüne koyacak bir Barış ortamının tesisi yönünde mi evrilecektir. Bütün toplum kategorileri ve onların örgütlü yapılanmaları, hesaplarını buna göre yapmak durumundadırlar. Hem devlet ve hükümet hemde Blok, bu hesabı yapıyor. CHP de MHP de, emek örgütleri de, çeşitli meslek kuruluşları, sivil toplum örgütleri de yapmaktadırlar, yapmamışlarsa yapmak zorudadırlar.

Hal böyle olunca, demokratik Alevi Hareketi bir an önce üzerindeki ölü toprağını andırır, yıllardır öğütüldüğü asimilasyon toprağını ve etkileri üzerinden süratle atmalı  ve silkinip ayağa kalkmalıdır. Ve Tabi öncemlikle de şu mahut CHP sendromundan kurtulmalıdır. Bu kere olsun, demokrasi ve özgürlükler kulvarındakı yerini doğru tayin etsin, Tabi ki kendisi için etsin öncelikle.

Bunu yapmadığı sürece, özünü bu noktadaki zaafları nedeniyle dara çekmediği sürece, biz ellinci, yüzellinci yılında da Sivas Meydanına varsak, yüzümüz yerdedir!.. Öyle olduğu için değil mi ki, Sivas katliamından bunca yıl sonra, elbiriliğiyle döndürülüp dolaştırılıp bilmem neredeki özel savcılık eliyle katliam, PKK. Ye yıkılmak istenmemiş midir. Zaman aşımı gibi kitabına uydurulmuş gerekçelerle katiller aklanmamışmıdır?!..1979 Maraş katliamını da 12 Eylülcü general Yusufoğlu Marifetiyle- ki 12 eylülün ilk yıllarında bölgede  sıkıyönetim komutanıdır- doğrudan mağdur tarafın çocuklarına, sevgili Hamit Kapan’a yıkmak istememişler midir?.208 gün işkenceli sorgulardan geçirilen Hamit Kapan Maraş katliamının sanığı olarak yargılanıp İdam aldı. Sorgucu Polis Caner itiraflarda bulundu da Hamit, sonuçta berat etti.Oysa katiller meclise taşındı. Organizatörlerin adları yıllarca sözde Halkçı Ecevit’in sümesinde saklandı ve bu arada kimbilir hangi terfilerle ödüllendirilmeye devam ettiler.. Ve nihayet bu anlamsız duruşumuz nedeniyle değil mi ki, şimdilerde Dersim’in hertaşının altından her mağarasından her kuytuluğundan, Kızılbaş Yol evlatlarının kemikleri toplanıyor!..Evet Sivas’a gidip, gül yüzlü Pire  ne diyeceğiz!..

Bu yüzsüzlüğün ve utanmazlığın altnda bizim, biz Alevilerin tutarsızlığı ve ölçüsüzlüğü yatmaktadır. Bu nedenle, yukarda “Sivas’a gidip  ne diye gideceğiz” dedim. İlave ediyorum; hangi yüzle gideceğiz. O şehitlerin manevi huzunda nasıl bir cevapla meydan tutucağız? Bunu önce kendi özüme soruyorum, doğru yanıt ortaya çıkıncaya dek özüm dardadır.  O meydana gidecek her can da sormalıdır. Dahası sormakla da kalmamalı, o meydandan hareketle Eşit Yurtaşlık hakkı için vakit kaybetmeden, Demokratik Anayasa Bloku içinde yeralmalıdır. Böylece,  gerekli güç birikimiyle ve gerilimiyle, tekçi zihniyetten bir adım geri atmayan,ama buna karşın sözde muhalefet partisiymiş gibi gözükmeye devam eden CHP. ne de doğru bir tutum için baskı yapmış olur, Kimbilir belki o da doğru bir tutumun sahibi olur. Aksi halde Aleviler, sonsuza dek kaybederler.

Haşim Kutlu-Kızılbaş Meydanı


Sitemiz Yazarlarından