Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
YÜZLEŞME, MÜZE VE TOPLUMSAL DİRENÇ OLUŞTURMAK
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, Siyaset, YazarlarımızdanEklenme Tarihi: Tem 15th, 2011Ekleyen: Turan Eser
...

Turan Eser

turaneser@gmail.com

Türkiye’nin huzura ihtiyacı var. Demokratikleşmeye ihtiyacı var. Siyaseti ve toplumsallaşmayı dinsel eksende kutuplaştıran siyasal İslamcı hegemonya karşısında demokratik, özgürlükçü, katılımcı ve eşitlikçi bir Türkiye talebini yükseltilmelidir. Türkiye’nin demokratikleşmesi için de önce geçmişin katliamlarına, tarihsel karanlıklarına ışık tutarak tarihsel yüzleşmeyi gerçekleştirmesi lazım. Yaralarımızın sarılması, eksik kalmış yaslarımızın tutulması için bu zorunludur.
Katliama, şiddete, ayrımcılığa ve nefrete karşı toplumsal direnç oluşturmak gerekiyor. Gelişmiş ülkelere göre, Türkiye’de hissedilen ve görülen toplumsal direnç çok zayıftır. Toplumsal direnç oluşturmanın bir çok biçimi var. Bilinçli tepkiler, mücadele direnci bunlardan biridir. Şiddet, ayrımcılık ve nefret söylemi karşısında düşünsel ve demokratik haklar ekseninde tutum almak ve demokratik tepki göstermek. İnsan onurunun ve insana ait hakların korunması için, olmazsa olmaz bir tutuma sahip olmak gerekir. Ama aynı zamanda bir müzelerin kurulması bile bir direnç olabilir.
Müze toplumsal bellek, toplumsal uyarıcı, toplumsal hatırlatıcı ve eğitici özelliği ile toplumsal bir direnç inşa edebilir. Müze fikrinden korkmak anlamsızdır. Çünkü müze çağdaş ve demokratik toplumların gelişmişlik göstergesidir. Asırlardır farklı medeniyetlere ve kültürlere beşiklik yapmış Anadolu topraklarında 189 Müzenin varlığı, 131 Ören yerinin bulunması bir gelişmişlik örneği değildir. Örneğin, 6.256 müze ile Almanya bir gelişmişlik örneğidir. Örneğin, 2009 yılında Almanya’da bulunan 6,256 müzeyi tam 106.820.203 insan ziyaret etmiş.
Türkiye’de ise 2009 yılında müzeleri ziyaret edenlerin sayısı, sadece 21.193.627. Sıkı durun bunun sadece 4-5 milyon civarında yerli (Türkiyeli) ziyaretçi iken, 17 milyonu yabancı turistlerdir.
Avrupa ülkelerinde müze adeta bir okuldur. Eğiticidir. Öğreticidir. Müze tarihsel bellektir. Sanatsal bellektir. Toplumsal bellektir. Acılarımızın ve travmalarımızın belleğidir. Hatırlatma, tanıma, öğrenme ve sempati kurma kültürüdür. Siyasi cinayetlere karşı dirençtir.
MADIMAK OTELİNİN UTANÇ MÜZESİ OLMASI DEMEK, GÜNAHLARIMIZA KARŞI OKUL AÇMAK DEMEKTİR.
2 Temmuz’u nasıl hatırladığımız, ne anladığımız, neden yaşandığı herkese sorulmalı ve cevabı verilmelidir. Bunun sordurmanın ve doğru cevabın verilmesinin yolu ise Sivas’ta olduğu gibi bir daha Madımak vahşetinin yaşanmaması için, tüm sorumlularının önce hesap vermesi ve bununla birlikte bir Müze fikriyle, tarihsel karanlığa ışık tutmaktır.
Madımak otelinde yaşanan insanlık katliamına ait her ne varsa, belgeler, eşyalar, görüntüler, resimler, kanıtlar, suç delilleri, siyasi demeçler, her ne varsa, konulsun bu müzeye. Bu topraklardaki siyasi yönetim beceriksizliğine ve vatandaşını can güvenliğini koruyamamaya dair tüm kanıtlar ve acizlikler bir bir sergilensin duvarlarda..
Müzede bir katliamın soru sorduran belleği olmalıdır. Şimdiki zamandan, geçmişe bakabilmeli insan. Bilmeye ve hakikati öğrenmeye hakkı olmalı. Katliamlara, şiddette, ayrımcılığa ve nefrete karşı direncini güçlendirebilmesi için, hakikatin kendisini görmeli ve bilmeli. Geçmişle, şimdiki zaman arasına çekilmiş demir perde kaldırılmalıdır.
Koray Kaya sınıfı açılsın müzeye. Öğretmenler insanlık eğitimi için öğrencileriyle müzedeki Koray Kaya sınıfına gelsinler. Atölye çalışmasıyla, öğrencilere insan severlik konusunu işlesinler. Bu müze imha etme yerine, farklı olanı sevebilme fırsatı sunsun. Bu sınıfta tüm hakikatler anlatılsın. Öğrenciler o kara günün atmosferini hissedebilmeli. O gün öğrenciler Koray’I aralarında hissetsinler. Bu toprakların kucaklamadığı, Koray Kaya’yı bugün çocukları kucaklayıversin.
Bu sınıfta mağdurlar ve tanıklar ile görüşmeler yapsın öğrenciler. Soru sorsunlar.
En ağır suçun insanlığa karşı işlenmiş suçlar olduğu, yeniden belleklere nakşedilsin.
Bir karanlık oda açılsın. Tüm ölenlerin isimleri tek sayılsın bu odada. “Bu Koray Kaya”, “Bu Behçet Aysan” diye. Kısa biyografileri okunsun, bir fon müziği eşliğinde. Resimleri yansısın duvarlara.. Hiç unutma olmasın. Sessiz sitemlerimizle dolaşalım müzeyi.
Hem kendileri etkilensinler, hem de Türkiye’yi etkilesinler. Müzede bu sınıflar, “bir daha asla” demeyi öğretsin çocuklarımıza.


Sitemiz Yazarlarından