Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
Alevilerin sorunu siyasetsizlik
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, Siyaset, üstmansetEklenme Tarihi: Ara 28th, 2011Ekleyen: sercesme
...

Dersim tartışmasıyla başlayan süreçte, bu sayfalarda Aleviler ve Alevilik üzerine önemli yazılar çıktı. Şenol Kaluç’un yazısı, Yüksel Işık ve Cafer Solgun arasındaki tartışma, öğretici tespitler barındırıyordu.

Peki bu kadar önemli bir tartışmada, bugüne kadar ‘Alevi’ kimliği üzerinden ‘sosyal statü’ elde eden kişi ve kurumların sessizliğini nasıl okumalıyız?

Bu sessizlik elbette sevindirici. Fakat merak ettiğim şey, bunun özellikle bir tercih mi, yoksa söyleyecek sözlerinin olmamasından mı kaynaklandığı. Yine de bu durumun hayırlı bir gelişme olduğunu ifade etmek gerek.

Bu tartışmalarda gördüğüm bir başka eksiklikse, ‘şimdilik’ siyasetten uzak durması. Elbette tartışmalarda Alevilerin CHP’ye bakışındaki sorun ya da CHP’nin Aleviler için neden ehveni şer olduğu konusu işlendi ama bu konu daha fazla derinleştirilmeli. Çünkü bugün Alevilerin kamusal alanda ve gündelik hayatlarında yaşadıkları tüm sorunların çözümü ‘siyasetin’ kendisinde. Yani Alevilerin daha fazla siyasetin içinde olmalarında. Hemen belirteyim; bu salt bir Alevi partisi önermesi değil. 

Işık ile Solgun’un anlaşamadığı nokta
Alevilerin siyasetle ilişkisine girmeden önce Yüksel Işık ve Cafer Solgun’un tartışması üzerine kısa bir not düşeyim:
Işık ve Solgun’un Alevilik konusundaki yaklaşımlarının temel belirleyici noktası, içinden konuştukları etnik kimlikte. Alevilik, dini yorum ve pratikleri itibariyle kültürel bir kimliktir, siyasal bir kimlik değil. Oysa Türklük ya da Kürtlük, etnik yönüyle siyasal bir kimliktir. Işık ve Solgun’un Atatürk ve CHP (ve Alevilik) konusunda temel ayrımları, tam da bir kimlik farklılaşmasından kaynaklanmakta. Solgun’un Atatürk ve CHP’ye eleştirel bakışında, bireyselleşme kadar Kürt kimliğinin ve Kürt sorununa bakışının da büyük payı var. Solgun’un aksine Işık’ın aynı konulara yaklaşımı, neredeyse tam tersi yönde ve salt Alevi kimliği içinden bakmakta. Bu da Işık’ın Türk/men olma olasılığını güçlü kılmakta.

Solgun, bugünkü eşitsizlik üzerinden var olan sorunların çözülmesini isterken; Işık, tarihsel bir andaki ‘iyileşmeyi’ (Alevilerin Cumhuriyet ile vatandaş olarak eşitlenmeleri) referans almakta ve onu mutlaklaştırmakta.
Bu iki bakış, aslında Türk ve Kürt Alevilerin Atatürk ve CHP’ye bakışını ortaya koymakta. Kürt Aleviler Atatürk ve CHP’ye eleştirel bakabilirken; Türk/men Alevilerde bu süreç tam aksi yönde işlemekte ve CHP’de yoğunlaşma artmaktadır. 

Aleviler de siyaset öğrenmeli
Gelelim asıl meseleye… Bugün Alevilerin kamusal alanda yaşadıkları sorunların çözümünün tek yolu siyasettir. Bugün siyasete bakıldığı zaman Alevilerin çoğunluğu (tabii bu, yukarıda işaret ettiğim gibi, daha çok etnik kimliği Türk/men olan ve kendilerini etnik kimlikten çok Alevi olarak tanımlayanlar için geçerli) için siyasi adres ne yazık ki hâlâ CHP. Ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olmasıyla Alevilerin bu partiye desteğinde yoğunlaşma olmuştur. Bu açıdan geçen hafta Radikal’de yer alan, Rifat Başaran’ın ‘Muhalifler kazan kaldırdı’ başlıklı haberi, oldukça öğretici. Haberde parti içi muhaliflerin Kılıçdaroğlu’na “Alevi partisi miyiz?” diye kazan kaldırdığı yazıyor. Bu haber aslında Alevilerin yüzüne CHP’den tutulmuş bir ayna. Fakat bu aynaya ancak cesur Aleviler bakabilir. Aleviler CHP’ye verdikleri desteğin karşılığını, kamusal alanda hiçbir zaman alamamıştır. Alevilerin CHP’ye neredeyse koşulsuz desteğinin altında, Işık’ın teorik düzlemde varsaydığı fakat pratikte hiç karşılığı olmayan ‘tarihsel iyileşme’ var. Alevilerin CHP’ye desteğinin altında, CHP’nin alternatifinin olmadığı varsayımının da payı büyük.

Şu soruyu hem Alevilere hem de genele soralım: “Belli bir etnik ya da kültürel kimliğe sahip olan kişilerin (mesela Alevilerin) siyasal olarak homojen olması mümkün mü?”. Eğer cevabımız ‘evet’ değilse, üzerinde düşünmek gerekiyor. Aleviler de düşünmeli bunu. Çünkü bundan sonra yazacaklarımız esas soruna işaret ediyor. Bir soru daha soralım: Bugün Alevilerin büyük bir kısmı, neden CHP dışında bir partiye yönelmiyor? CHP’nin sol, özgürlükçü ve ilerici olduğundan mı, yoksa iktidarda AK Parti olduğundan mı?

Benim cevabım iki değil, ikincisi. Yani Alevilerin CHP’ye daha fazla yönelmesinin arkasında yatan en büyük güç, AK Parti’nin siyasal olarak her seçimde daha fazla güçlenmesi. Belki komplo teorisi olacak ama ben Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına getirilmesinin bir hedefinin de Alevi oylarını yeniden CHP’ye çekmek olduğunu düşünüyorum. Çünkü 2007 seçimleri ve sonrasında Alevilerin farklı partilere yöneldiğini ve AK Parti’nin başlattığı Alevi açılımının, Aleviler içinde tartışma yarattığını düşünüyorum. Alevilerde başlayan siyasi çoğullaşma, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelmesiyle kesildi. Alevilerle CHP arasındaki karşılıksız aşk, bir süre daha devam edecek gibi görünüyor. Bu süreçte Alevilerin CHP’ye mesafe alması, siyaseti keşfetmek ve değişen dünyayı yeniden okumakla başlayacak bir sürece işaret ediyor. Bu, Alevilerin özne olarak başarabilecekleri bir süreç. Ancak bu sürecin bir başka adımı da iktidar, yani AK Parti tarafından atılmak durumunda.

Alevilerin kamusal alanda ve gündelik hayatta karşılaştıkları ayrımcılıkların önlenmesi konusunda AK Parti’ye büyük sorumluk düşüyor. Çünkü ‘büyük Alevi dernek ve vakıflarının’ sıkça dile getirdikleri gibi, Alevilerin öncelikli sorunları ‘din derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması’ ya da ‘cemevlerinin ibadethane olması’ değil. Elbette bunlar da birer sorun, fakat daha da temel olan sorun, Alevilerin kamusal alanda ve gündelik hayatta uğradıkları ayrımcılık ve dışlanmadır. Esas sorun da bunun nasıl aşılacağı.

Bunun bir yolu, Alevilerin bireyselleşmeleri ve siyaseti keşfetmeleri olduğu kadar, diğer bir yolu da Alevileri kazanmak isteyenlerin kendilerini Alevilere açmasında. Alevilerin kamusal alana eşit katılımı, onlara aralarında var olan heterojenliğin ortaya çıkmasının yolunu açacak ve onları özgürleştirecektir. Hem CHP’den hem Kemalizm’den hem de tabulardan…

Türkiye, makro düzeyde siyasetle yeni yeni tanışıyor. Aleviler de geç kalmış sayılmaz. Onlar için de siyaset yeni yeni başlıyor…(Murat Aksoy – Radikal )


Sitemiz Yazarlarından