|
Zalimin Zülmüne Karşı Çıkmamak, Mazluma Yapılacak En Büyük Kötülüktür
Kategori: Aleviler, Makale, Manşet, üstmansetEklenme Tarihi: Oca 2nd, 2012Ekleyen: sercesme
...
Aradan 33 yıl geçmesine rağmen ülkeyi yönetenlerin, bu katliamı aydınlatması hiç de umurlarında olmadı. İşin daha kötü tarafı, öyle bir dönemdeyiz ki artık katliamlar da yitirdiklerimiz anamaz hale geldik. 33 yıl önce yitirdiğimiz canlarımızı anmak için Maraş’a gittiğimizde, devletin kolluk kuvvetleri tarafından Maraş’a sokulmadığımız gibi, adeta düşman karşılanır gibi barikatlarla, jandarma dipçiği, polis copu, göz yaşartıcı bombalarla karşılandık. Daha dün ise Şırnak’ın Uludere İlçesi’ne bağlı Ortasu Köyü’nde, F-16 savaş uçakları köylüleri vurdu. Bombalama sonucu 35 kişi parçalanarak öldü ve çok sayıda kişiye de henüz ulaşılamadı. Bu katliam rejimin ve siyasal iktidarın tam anlamıyla iflas ettiğinin ve AKP hükümetinin Kürt sorununun çözümünde, samimi olmadığının bir göstergesidir. Bizde bir atasözü vardır. “İğneyi kendine, çuvaldızı ele batır.” diye. Bu söz tam da AKP hükümetine yakışıyor. Başkalarını “Kendi halkıyla savaştığı ve yurttaşlarını öldürdüğü” gerekçesiyle eleştiren AKP hükümeti, kendisini birden bire kendi yurttaşlarını öldürürken bulmuştur. Tarih bunu AKP’nin boynuna bir yafta gibi asmıştır. Hâlbuki 21. yüzyıl insan hakları, özgürlükler ve bilim çağı olmalıdır. Devletin gizli çekmecelerinde ki arşivler açılmalı, katliamları yaşayan tanıkları dinlenmelidir. Arşivlerin, yaşayan tanıkların, kitap, belge ve o dönemdeki mahkeme tutanaklarının ışığında katliamda suçu, hatası ve ihmali bulunan birey ve kurum her kim varsa evrensel hukuk verileri çerçevesinde yargılanmalı, gerekli cezalar verilmelidir. Oysa katliamlar; katliamlarda yitirdiklerini anmak isteyenleri engellemekle ve zamanaşımlarıyla, görmezden gelmelerle unutulmaz. Unutulmuş gibi yapılsa bile toplum vicdanı rahatlamaz. Bu ülkenin kardeşliği; çok kültürlü bir yapı içerisinde herkesin kendisini özgürce ifade etmesine bağlıdır. Bu tür katliamların gerçek faillerinin belirlenmesine bağlıdır. Aksi halde bu katliamlar ülkemiz halklarının arasında yapay bir sorun olarak kalmaya devam edecektir. Bu da ülke çağdaşlaşmasına ve demokratikleşmesine katkı sağlamayacaktır. Ülkemizin geleceği; ülkemiz insanlarının tüm farklılıklarına rağmen kardeşçe bir arada yaşamalarına bağlıdır. Bu doğrultuda başta Sivas, Dersim, Çorum, Maraş, Gazi, Uludere olmak üzere, tüm katliamların gerçek failleri bulunmalı, bu katliamlar aydınlatılmalıdır. Bu gün ise dünden faklı değil, hatta daha da kötü bir durumdayız. Artık yitirdiğimiz canlarımızı anmamıza dahi izin verilmemektedir. Hâlbuki biz tüm insanların barış içerisinde, bir arada, birlikte kardeşçe yaşamasını isteyen bir gelenekten gelmekteyiz. Günümüzde ülkeyi yönetenlerden bu beklenebilir mi? Beklenemez. Çünkü daha dün Uludere’de kendi yurttaşının üzerine uçaklarla bomba yağdırarak 35 yurttaşın katline neden oldular. Bunun çözümü; katliamların tüm sorumluları belirlenip yargı önüne çıkarılmadıkça, en yüksek devlet yetkilisinden, tetikçisine kadar adalet önünde hesap sorulmadıkça, bu tür yaralar kanamaya devam edecek ve bu katliamlar unutulmayacaktır, unutturulamayacaktır. Devleti yönetenlerin görevleri katliamlarda yitirdiklerini anmak isteyenleri engellemek değil, katliamları aydınlatmak, yapanları ve planlayanları yakalayıp yargılayıp hesap sormaktır. Bizler her yıldönümlerinde olduğu gibi bütün katliamlarda yitirdiklerimizi anacağız. Bu nedenle, Sivas, Dersim, Maraş, Çorum, Gazi, Malatya, Uludere’de katledilenleri bir kez daha özlemle anıyor; onlara aydınlık, çağdaş ve barış içinde bir ülke sözü veriyor ve katliamları anmak isteyenleri engelleyenleri ve bu katliamları yapanları da nefretle kınıyoruz. 30 ARALIK 2011
Hüseyin GÜZELGÜL Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı |
|