Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

PSAKD Seçimleri ve Fevzi Gümüş Tepkisi
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) seçimleri Ankara’da Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Canlar...
08/04/12 - 2:00 Yorum sayisi 0(0)
Alevi köyünde provokasyon:”Pis aleviler hepinizi yakacağız!”
Adıyaman’da Alevilerin yoğun olarak bulunduğu Karapınar mahallesindeki birçok evin işaretlenmesinin üzerinden 1 ay...
31/03/12 - 6:19 Yorum sayisi 0(0)
Sivas Davası Düştü!
Sivas’ta, 2 Temmuz 1993′te Madımak Oteli’nin yakılması ve çoğu Alevi 33 aydının ...
13/03/12 - 8:54 Yorum sayisi 0(0)
Bir yargı ve iki ayrı meclis kararı
Kategori: Aleviler, Editörden, Manşet, Siyaset, üstmansetEklenme Tarihi: Oca 13th, 2012Ekleyen: sercesme
...

AKP iktidarının her  fırsatta   ortaya koyduğu  açılımlardan biri olan ALEVİ ÇALIŞTAYLARI  açılımı nihayetinde dağın fare doğurması örneği boş çıkmış , iktidarın iyi niyetli olduğuna inanan bazı alevi örgüt yöneticilerinin aksine alevi kamuoyunun oyalanmasından başka  bir sonuç elde edilememiştir. Çünkü işin içinde sorunu  gerçekçi  çözümlerle  çözmek yerine sorunu çözüyormuş gibi yapıp aslında  sorunu  daha karmaşık  hale getirmek  düşüncesi  yatmaktadır. Bu  olumsuz  tabloyu neden çizdin derseniz   yaşanan o kadar kötü örnek var ki  olumlu bir sonuç  çıkarmak gerçekten zor. (Mehmet Şahin)


Yıllardır alevi örgütlerinin gündemini teşkil eden konulardan biriside “ Alevilerin Cem evlerinin  ibadethane   olarak kabul edilmesi ve  yasal güvenceye kavuşturulması” talebi  olmuş, konu her platforma taşınarak tartışılması sağlanmıştır.

AKP iktidarının her  fırsatta   ortaya koyduğu  açılımlardan biri olan ALEVİ ÇALIŞTAYLARI  açılımı nihayetinde dağın fare doğurması örneği boş çıkmış , iktidarın iyi niyetli olduğuna inanan bazı alevi örgüt yöneticilerinin aksine alevi kamuoyunun oyalanmasından başka  bir sonuç elde edilememiştir. Çünkü işin içinde sorunu  gerçekçi  çözümlerle  çözmek yerine sorunu çözüyormuş gibi yapıp aslında  sorunu  daha karmaşık  hale getirmek  düşüncesi  yatmaktadır. Bu  olumsuz  tabloyu neden çizdin derseniz   yaşanan o kadar kötü örnek var ki  olumlu bir sonuç  çıkarmak gerçekten zor.

Yazının başlığında  bir yargı  ve  iki ayrı il genel meclisinin  kararının yazının konusunu oluşturacağını belirtmiştim ya ilk  genel meclis kararı ve yaşananlar kısa şöyleydi.İsteyenler yazı ekinde sunduğum   daha geniş metin dosyalarını okuyabilirler.

Geçtiğimiz  2011 yılı Ağustos ayında  İzmir İl Genel Meclisi’nin, İzmir’deki cem evlerinin bakım, onarım, elektrik, su, çöp ve atık su giderlerinin müracaat edilmesi halinde İzmir İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanmasını oy çokluğuyla kabul etmiş, Oylamada red oyu kullanan AKP’liler adına  İl genel meclisi AKP Grup Başkanvekili Nazmi Kalyoncu, “Diyanet İşleri Başkanlığına göre cemevleri niyaz evleridir fakat ibadethane değildir. Şu anda mevcut kanun bazılarına evet diyor bazılarına

hayır diyor. Dernekler vasıtasıyla kamudan transfer söz konusu olacaksa burada valilik makamı görevlidir. Biz arkadaşlarımıza ‘ valilik ile görüşelim destek gerekiyorsa oradan destek sağlayalım’ Bizim derdimiz üzüm yemek bağcıyı dövmek değildir…… Cemevlerinin özel idarelerle hiçbir alakası yoktur tamamen TBMM’ye ait görev alanıdır…… Çatışma üslubu bizim üslubumuz değildir. Eğer kültür merkezi olarak nitelendirilecekse CHP’li arkadaşlar 2009 yılında ibadethane olarak önerge vermişlerdi Biz bu konunun 5302 sayılı kanunun 6. maddesine girmediğini düşünüyoruz” diye konuşmuştu.

Temmuz ayında İl Genel Meclisi’nin CHP’li üyesi Elvan Çelen tarafından verilen önerge hakkında Hukuk, Plan ve Bütçe ile Kültür ve Turizm komisyonları tarafından ortak rapor hazırlandı. Raporda, cem evlerinin de kültür merkezi statüsünde kabul edildiği, müracaat eden cem evlerinin bakım, onarım, elektrik, su, çöp ve atık su gibi giderlerinin Özel İdare bütçesi tarafından karşılanmasında bir sakınca olmadığı bildirilmişti. Yine bu konuda ayrıca, Sosyal Hizmetler Komisyonunun raporunda ise cem evlerinin bu tür ihtiyaçlarının Özel İdare bütçesinden ödenememesi durumunda ihtiyacı olan vakıf, dernek gibi kurumlara yardım için Vali’nin yetkisinde bulunan ödenekten yararlanılabileceği vurgulanmıştı. Bu gelişmelerden sonra İzmir İl Genel Meclisi’ne sunulan önerge, CHP 93  ve MHP’nin 3 kabul, AK Parti’nin ise 40  ret oyu verdiği önerge oy çokluğu ile kabul edilmişti.

Basının soruları üzerine İzmir Valisi Cahit Kıraç, İzmir İl Genel Meclisinin oy çokluğuyla aldığı il genelindeki cem evlerinin bakım, onarım, elektrik, su, çöp ve atık su giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanması kararının henüz Valiliğe gelmediğini, karar ulaştıktan sonra gerekli incelemeyi yapacaklarını söylemişti.

İl Genel Meclisi Başkanı Serdar Değirmenci ise MHP ve CHP oylarıyla kabul edilen önergeye AK Partili meclis üyelerinin karşı oy kullandığını , Vali Cahit Kıraç’ın kararı tekrar görüşülmek üzere geri göndermesi durumunda dahi meclisin kararında ısrarcı olacağına inandığını belirten Değirmenci, kararın onaylanmasından sonra maliyet araştırması yapılacağını  belirterek . İzmir’de 23 cem evi olduğunu belirten Değirmenci, “Devlet ayrımcılık yapmamalı, hepsi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, eşit hizmet götürülmelidir. Burada AK Parti’nin insanları aldatmacası ortaya çıktı. Alevi çalıştayları yapıldı, sonucunda haklı isteklerinin hiç birine cevap verilmedi. Bu sorunu hükümet çözmelidir” diye görüşünü belirtmişti.

Yaşanan gelişmeler doğrultusunda İl Genel Meclisi AK Parti Grup Başkanvekili Nazmi Kalyoncu ise herkesin inançları çerçevesinde mutlu olmasını istediklerini kaydederek, “Önergede hukuki sıkıntılar vardı. Bunları aşmak adına hareket ettik. Bizim hareketimiz eğer tıkanma noktası varsa onu aşmaya yöneliktir. Meclisin bu kararına karşı dava açmayı düşünmüyoruz”   düşüncesini belirtirken CHP Grup Başkanvekili Hüseyin Mumcuoğlu, Meclis’in gerekli kararı aldığını, kararının Vali tarafından onaylanmasını beklediklerini , İzmir İl Genel Meclisinin MHP Sözcüsü Ahmet İncesu ise daha önce cemevlerinin ibadethane sayılmasına ilişkin temenni kararına ret oyu verdiğini, bu önergeye ise kabul oyu verdiğini  belirtmişlerdi. (Kaynak :AA – 10.08.2011)

Söz konusu kararın 5 gün içerisinde İl Özel İdaresi tarafından yazılarak onaylanmak üzere İzmir Valiliğine gönderileceği, Vali Cahit Kıraç’ın 7 gün içinde kararı onaylayacağı veya tekrar görüşülmek üzere geri göndereceği bildirilmişti.

Gelişmeler üzerine ABF Genel Başkanı  Selahattin ÖZEL Narlı Cemevinde DHA’ya yaptığı açıklamada :  Cemevlerinin bakım, onarım, elektrik ve su masraflarının İl Özel İdaresi tarafından karşılanması doğru ve yerinde bir karardır. İzmir İl Genel Meclisi’nin cem evlerinin bakım, onarım, elektrik ve su masraflarının İl Özel İdaresi tarafından karşılanması kararı, Aleviler ’i mutlu etti. İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın kararı onaylaması durumunda büyük bir haksızlığın ortadan kaldırılacağını, Karara  çok sevindiklerini anlatırken, mecliste karar destek veren CHP ve MHP’li üyelere şükranlarını iletmiş, Hükümet’in cemevlerini ibadethane statüsünden çıkardığını hatırlatarak, Sıkıntı orada başladı. İzmir’de İl Genel Meclisi’nin cemevlerinin ibadethane olduğu yönündeki kararı Valilik onaylamadığı için bu temenni kararı olarak kaldı. Cemevlerinin bakım, onarım, elektrik ve su masraflarının İl Özel İdaresi tarafından karşılanması doğru ve yerinde bir karar. En azından haksızlığı gidermek için alınmış bir karar. Ancak İzmir Valisi Cahit Kıraç’ın karşı çıkma ihtimali kuvvetli. Umarım öyle olmaz. Ancak daha önceki yaklaşımdan bu izlenimi edindik. Onaylanırsa bir haksızlık giderilmiş olur. Bizim masrafların karşılanması yönünde talebimiz yok. Biz gönüllülük esasıyla borcumuzu ödeyip cemevlerini açık tutuyoruz.” Diye görüşlerini açıklamıştı.

PEKİ SONRA NE OLDU ?

İzmir   İl Genel Meclisi’nin, kent sınırları içerisinde bulunan 23 cemevinin elektrik, su, bakım onarım, çöp ve atık giderlerinin İzmir İl Özel İdaresi tarafından karşılanmasına yönelik oy çokluğu ile aldığı karar,  “siyasi karar alındığı” gerekçesiyle  İzmir Valisi M. Cahit Kıraç tarafından yeniden görüşülmesi için geri  meclise geri gönderildi.

İzmir Valisi M. Cahit Kıraç, kararın ardından 19 Ağustos 2011 tarihinde İzmir İl Genel Meclisi Başkanlığı’na gönderdiği yazıda ; “İl Genel Meclislerinin toplantı yeri zamanı ve gündeminin oluşturulması, özel hükümlerle bağlandığı İl Genel Meclisi İhtisas Komisyonların katılarak görüş bildirmek hakkına sahip olan kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin ise, sadece kendi görev ve faaliyet alanına giren konularda görüş bildireceği, İl Özel İdaresi Kanunu’nun 22. Maddesi’nde, il özel idaresine verilen görevlerle ilgisi olmayan konularda karar alınması il genel meclisinin  danıştay kararı ile feshedilmesi sonucunu doğurabileceği, İl Genel Meclisi’nin yetki ve görevlerinin kanunlarla belli olduğundan bunların dışında yetki kullandırılması ile ilgili ile yasal bir düzenleme olmadığı belirtilmiştir.

5018 sayısı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 29. maddesine dayanılarak çıkarılan dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık gibi teşekküllere gene yönetim giderleri kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinden yardım yapılması hakkında, derneklerin elektrik, su, çöp ve katı atık su parası giderleri ile bakım, onarım ve inşaat giderlerinin karşılanmasına yönelik bir madde bulunmamaktadır. Ayrıca cemevlerinin resmi ibadethane olarak kabul edilmesi yönünde kanunlarda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Aynı yönetmeliğin 6. Maddesi’nde yardım talepleri ilgili idarece değerlendirilir, yardım miktarının belirlenmesi ve dağıtımı bakanlıklarda bakanın diğer idarelerde kurumun en üst yöneticisinin onayı ile yapılır.”  belirtilmişti.

Siyasi karar almadıklarını söyleyen CHP Grup Başkan Vekili Hüseyin Mumcuoğlu, Vali Kıraç’ın kendilerine “aba altından sopa gösterdiğini” ileri sürerek  yerel yöneticilerin sorunlara çözüm bulması gerektiğini  dile getiren Mumcuoğlu,”Vali Kıraç bu tutumuyla çözüm üretmiyor sorunu çözümsüz hale getiriyor. Ayrıca Meclis’in aldığı kararın siyasi olup olmadığını belirleme yetkisi Vali’de değil. Vali Kıraç, Meclis’i siyasi karar alıp Danıştay tarafından feshedilmesi ile tehdit ederek aba altından sopa gösteriyor” demişti..Vali Kıraç’ın kendisine ayrılan ödenekten bazı cem evlerine yardımlar yaptığını , İzmir’de bulunan 23 cemevinden kendisinin belirlediği bir tanesine son dört yılda 150 bin TL’lik yardım yapmıştır. Eğer biz siyasi bir karar aldıysak Vali Kıraç’ın da bu yardımları hangi kıstasa göre neden bir tanesine yaptığını açıklaması gerekir. Aksi halde bu yardımın siyasi olduğunu düşüneceğiz. Bildiğiniz gibi Valilerin siyaset yapma görevi ve yetkisi yoktur” diye konuşmuştu.

(  Kaynak :Turan GÜLTEKİN/ İZMİR (DHA)

ÇANKAYA CEM EVİ YAPTIRMA DERNEĞİ HAKKINDAKİ  YARGI KARARI 

12 Eylül Darbesiyle  kesintiye uğrayan  alevi örgütlenmesi  son 20 yıldır yeniden ivme kazanarak  yoluna devam ederken  alevi örgütlülüğünün önderleri  geçmişte olduğu gibi yine kovuşturmalara uğradılar,haklarında davalar açıldı yerli yersiz.  Mücadele fiili ortamda  sonuçlarını göstermeye  başlamış  olan tüm eksikliklerine rağmen Avrupa ve ülkemizde  cem evleri açılmaya kitleler buralarda kültürel ve inançsal kimliklerine  sahip çıkmaya başladılar.İşte bu süreçte Ankara’da başkentin  tam orta yerinde  Çankaya Cem evi yaptırma derneği hakkında  Ankara Valiliği tarafından  dava açıldı.

Ankara Valiliği, 2008’de İçişleri Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan aldığı görüşlere dayanarak, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği’ne yazı göndererek cemevlerinin ibadet yeri olduğu yönündeki dernek tüzüğünün değiştirilmesini istemişti. Dernek yöneticileri de cemevlerinin Alevilerin ibadethanesi olduğunu belirterek, istenilen değişikliği yapmayı reddetmişti. İl Dernekleri Müdürlüğü de tüzükte düzenleme yapılmadığı için Kasım 2010’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na ihbarda bulunmuş, Başsavcılık da derneğin feshine karar verilmesi ve mal varlıklarının Elvankent Kültür Merkezi Yaptırma Yaşatma Derneği’ne devredilmesini istemişti. Cumhuriyet Savcısı Ali Özdemir ise, Aleviliğin din, cemevlerinin de ibadethane olmadığını iddia etmişti. Dernek ayrıca, kaos ortamı yaratmakla suçlanmıştı.

Ankara Valiliği İl Dernekleri Müdürlüğü’nün ihbar yazısı üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında açılan kapatma davasının görülmesine, Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam edilmiş  ,duruşma yargıcı   Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları ve bilimsel dokümanları inceleyip , Valiliğin derneğin kapatılması yönündeki talebini reddetti. Mahkeme cemevlerinin ibadet yeri olduğu yönündeki tüzüğün değiştirilmesine de onay vermedi.

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkındaki kapatma davasının reddine ilişkin gerekçeli kararında, “Cemevleriyüzyıllardır Alevilerin ibadet yeri olarak toplumca bilinmiş ve kabul görmüştür. Derneğin tüzüğünde yazılı bulunan `Cemevleri ibadethanedir` hükmü Anayasa`nın 2. maddesine aykırılık taşımadığı gibi kanunlarla da yasaklanmamıştır“ denildi.Dernek hakkında, tüzüğündeki “cemevlerini ibadet yeri olarak“ nitelendiren ifadeler nedeniyle açılan kapatma davasını reddeden mahkemenin gerekçeli kararında , daha önce İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde, nüfus cüzdanındaki din hanesine “İslam“ yerine “Alevi“ yazılması için açılan davanın mahkemece reddedildiği ve bunun Yargıtayca onandığı belirtildi

Bunun üzerine davacının, “din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğini ve Aleviliğin, İslam`ın bir alt yorumu olmadığını“ ileri sürerek, konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) taşıdığı kaydedilen gerekçeli kararda, AİHM`nin ise davayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin“Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü“ başlıklı 9. maddesine aykırı bularak, kabul ettiği anımsatıldı Kişilerin, toplulukların ve zümrelerin din ve vicdan özgürlüğüne sahip oldukları belirtilen gerekçeli  kararda, “Alevilik bir dindir diyemeyiz. Ancak kökeni yüzyıllar öncesine dayanan, Sufilik, Şafilik, Hanefilik, Bektaşilik vb. bir inanç sistemidir“ denildi

Türkiye`de ve dünyada farklı grup, mezhep ve toplulukların cami ve mescitler dışında, kendi inanç ve düşünce sistemlerine göre ibadet yaptıkları, eylemlerini gerçekleştirdikleri cemaat, dergah gibi isimlendirilen yerler olduğu kaydedilen gerekçeli kararda, şu değerlendirmelere yer verildi: “Aleviler de ibadet edecekleri merkezler konusunda Cemevleri olarak isimlendirilen yerleri tercih etmişler ve Cemevleri yüzyıllardır Alevilerin ibadet yeri olarak toplumca bilinmiş ve kabul görmüştür. Derneğin tüzüğünde yazılı bulunan `Cemevi ibadethanedir` hükmü, Anayasa`nın 2. maddesine aykırılık taşımadığı gibi, kanunlarla da yasaklanmamıştır. Davalı derneğin amacında da Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu gibi ilgili mevzuata göre hukuka ve ahlaka aykırılık bulunmadığı gibi derneğin amaçları da yine dernek tüzüğünde açık olarak maddelerle belirtilmiştir. Dernek tüzüğünde, Anayasamızın 2. maddesi ile hukuka ve ahlaka aykırı bir husus bulunmadığından, davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuştur.“ -

Derneğin avukatı Fevzi Gümüş, duruşma sonrası yaptığı açıklamada 16. Asliye Hukuk Mahkemesi ‘nin  doğru bir karar verdiğine dikkat çekerek, “Muhtemelen Savcılığın mütalaasından sonra bunu temyiz etme imkanı var. Temyiz edildiğinde asıl Cem evlerinin Alevilerin ibadet merkezi olduğu yönünde çalışma yapacak bir derneğin kurulup faaliyetini yürütüp yürütmeyeceğine Yargıtay karar verecek” demişti.

Mahkemenin kararı Yargıtay’ da temyiz aşamasında olup henüz karar kesinleşmemiştir.Hep beraber  bekleyip göreceğiz.Sonuç ne olursa olsun yargı kararlarına her zaman saygılıyız.

BU DEFA  MERSİN İL GENEL MECLİSİNİN KARARI  GÜNDEMDE

MERSİN İl Genel Meclisi  04.01.2012 tarihinde , Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi bünyesindeki Mersin Cem Evi’ni  “inanç ve ibadet merkezi” olarak kabul edip  Cem Evi’nin bakım, onarım, elektrik ve genel giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanması kararlaştırıldı.

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi  27 Ekim 2011′de İl Özel İdaresi’ne dilekçe vererek   Alevilerin ibadet yeri, inanç ve kültür merkezi olan Cem Evi’nin genel giderleri, elektrik, su, personel, bakım onarım gibi giderlerinin üye aidatları ve bağışlarla karşılanmasında güçlük çekildiğini belirterek, bu giderlerin İl Özel İdare bütçesinden karşılanmasını talep etti.

Bu talep daha sonra MHP Grup Başkanvekili Fahrettin Kılınç ile CHP Grup Başkanvekili Hüseyin Yıldırım tarafından 1 kasım 2011′de önerge haline getirilerek, komisyon da, “2012 Yılı İl Özel İdaresi Bütçesi içerisinde bulunan Kültür ve Turizm bütçe kalemi içerisinde ayrılan ödeneğin, bir inanç ve ibadet yeri olan Cem Evi’nin bakım- onarım, elektrik ve genel giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinin ilgili kaleminden karşılanması uygun görülmüştür” görüşüne yer vererek, önergenin görüşülmesi için İl Genel Meclisi gündemine alınmasını sağladı. 60 üyeli İl Genel Meclisi, Yapılan oylama sonucunda MHP ve CHP grubunca hazırlanan önerge CHP, MHP, AK Parti ve BDP’li üyelerin oybirliği ile kabul edildi..CHP Grup Sözcüsü Ali Erdinç, parti olarak Cem Evleri’ni bir ibadet yeri olarak gördüklerini belirterek şunları söyledi: “Nasıl camide ibadet yapılıyorsa, Alevi vatandaşlarımız da ibadetlerini Cem Evi’nde yapıyorlar.Cenazelerini Cem Evi’nden kaldırıyorlar. Cem evleri ibadet merkezidir. Bu nedenle de giderlerinin kamu tarafından karşılanması tamamen doğaldır. Bu hareketle önergenin önderi olduk. MHP’li arkadaşlarımızın da desteği ile ülkede bir ilke imza atıyoruz. Şimdi sayın valimizin konuya duyarlı davranarak kararı onaylamasını bekliyoruz.”

ALEVİLERİN BURUK SEVİNCİ

Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı Suat Yıldız gelişmelerden son derece memnun olduğunu kaydederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Öncelikle CHP, MHP, AK Parti ve BDP’ye hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Hiçbir karşı görüş dahi çıkmadan önerge oylandı. Cem evleri bizim ibadet merkezlerimiz olduğu için önemli giderleri vardır. Bu giderleri de bağış ve üye aidatlarıyla karşılamamız mümkün değil. Nasıl camide Alevi olmayan vatandaşlar gidip ibadetlerini yapıyorsa, biz de Cem Evi’nde ibadetlerimizi yapıyoruz. Sayın valimizin de bu kararı geri çevirmeyeceğini düşünüyoruz. Bu konuda daha önce İzmir’de bir adım atılmıştı, ancak başarılı olunmamıştı. Mersin’de alınan bu kararın Türkiye’de bir ilk olacağını düşünüyoruz. Sonuçta bu ülkenin vatandaşı Alevi’lerin de  istekleri bellidir. Hiç bir inanca saygısızlık etmiyoruz, hor görmüyoruz. Bu nedenle aynı saygıyı biz de bekliyoruz.” Demişti.

İl Genel Meclisi’nde alınan bu karar, İzmir örneğinde olduğu gibi  Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu tarafından onaylanırsa yürürlüğe girecekti.

KARARI VALİLİK ONAYLAMADI:  CEMEVLERİ İBADETHANE DEĞİL

MERSİN Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, 10.01.2012 Tarihinde İl özel idaresine yazdığı yazıda  Mersin İl Genel Meclisi’nin Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi bünyesinde yer alan Mersin Cemevi’nin ’ibadet yeri’ kabul edilerek bakım, onarım, elektrik ve genel giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanması yönünde aldığı kararı onaylamadı. 5018 Sayılı Kanunu’nun 29’uncu maddesi ve bu maddeye göre hazırlanan yönetmeliğinin birlikte değerlendirerek cemevlerinin bir ibadethane olmadığını, bu nedenle de bakım, onarım, elektrik ve genel giderlerinin İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanmasının mümkün olamayacağını gerekçe göstererek onaylamadan Mersin İl Genel Meclisi’ne yeniden görüşmek üzere iade etti.

Teklifin kabul edilmeden iade edilmesine CHP’li Meclis üyeleri tepki gösterdi. Teklifin İl Özel İdaresi gündemine gelmesine öncülük eden CHP İl Genel Meclis üyesi Cem Nacar, “MHP ve CHP’li komisyon üyelerinin oyları ile cemevlerinin genel bakım ihtiyaçlarının İl Özel İdaresi bütçesinden karşılanması yönünde bir karar çıktı. Karar onay için Mersin Valiliği’ne gönderilmişti. Dün elimize ulaşan yazı sonucunda Vali Bey kararı geri gönderdi, kabul etmiyor. Kabul etmeme gerekçesi de cemevlerinin bir ibadethane olmadığı, bundan dolayı da İl Özel İdare bütçesinden para aktarılamayacağını yönünde” dedi. Nacar, dünyada insanların varoluşunu simgeleyen ibadethanelerin olduğunu ifade ederek, “Dünyanın hiçbir yerinde, o inanca mensup olmayanlara neye ve nasıl inanacaklara karar vermezler. Ancak Türkiye’de yargı, Ak Parti iktidarı ve Diyanet İşler Başkanı, cemevlerinin ibadethane olmadığına karar vermiştir. Bunu ancak oraya mensup kişiler karar verebilir. Gelin görün ki Türkiye’de yıllardır, ’Kardeşim siz bunlara inanabilirsiniz’ diye bir düşünce var. Fakat Aleviler eşit yurttaşlık hakkı istiyorlar, ayrımcılık istemiyorlar ve bu yüzden de ayrımcılığın son bulmasını talep etmektedirler” diye konuştu.

CHP Grup Sözcüsü Ali Erdinç, Vali Güzeloğlu’nun kararı onaylamamasını siyasi olduğunu ileri sürdü. Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube Başkanı Suat Yıldız da böyle bir sonucu beklediklerini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim başvurumuzun ardından İl Genel Meclisi üyelerinin almış olduğu karar, valilikten döndü. Yalnız biz her türlü karara kendimizi hazırlamıştık. Yasal yollardan haklarımızı aramaya devam edeceğiz. Bugüne kadar asla kimsenin inancına hakaret etmedik, etmeyeceğiz. Her inanca saygımız sonsuz ama bizim de beklentimiz 2012 yılı olmasına rağmen hala bugün Alevilerin ibadet yeri cemevi sayılmaması Aleviler üzerinde son derece olumsuz bir etki yaratmıştır. Ama herkesin anlayışla karşılaması gereken bir durum var. Biz bu durumu, yasal zemin ve ortamda arayacağımızı, tüm Alevilerin ve kamuoyunun bilmesini istiyoruz.” (DHA)

SONUÇ OLARAK :

İşte İzmir ve  Mersin  İl genel meclisinin  aldığı kararlar   Alevilerde sevinç  yaratırken yıllardır yasa hükmü haline getirilemeyen cem evlerinin statüsünü   acaba  çalıyı arkadan dolaşarak  sorunu çözebilir miyiz ? çabalarının önü İzmir ve Mersin valiliği tarafından kesilmiştir.Anlaşılması gereken  konu şudur.Bu  karşı duruş  sadece İzmir ve Mersin Valilerine  atfedilemez.Her iki ilde alınan karar içerikleri ve valiliğin yazılarının içeriği nerdeyse aynıdır.Esas itibariyle valilerin bağlı olduğu  bakanlık ve hükümetin  iradesi  bunu böyle istemiştir.İl genel meclisine halkın oyuyla seçimle gelen meclis üyelerinin   birlikte  aldıkları kararın  bir hükmü bulunmamaktadır.Kararda direnilmesi durumunda  alınan  kararın siyasi  karar olarak değerlendirilmesi halinde ne olacağına hukukçular karar versinler.

Her konunun siyasallaştığı günümüzde  Alevilerin cem evlerinde ibadet ettiği  gerçeğini  il genel meclisleri bilmekte  ancak bürokratlarımızın “ her zamanki  gibi ne yapalım  mevzuat böyle efendim” bataklığına saplandıklarını görmekteyiz. Bu  yaklaşımın tersine  konu akıl ve bilim çerçevesinde ele alındığında bakınız  yargı “Aleviler de ibadet edecekleri merkezler konusunda Cemevleri olarak isimlendirilen yerleri tercih etmişler ve Cemevleri yüzyıllardır Alevilerin ibadet yeri olarak toplumca bilinmiş ve kabul görmüştür. Derneğin tüzüğünde yazılı bulunan `Cemevi ibadethanedir` hükmü, Anayasa`nın  2. maddesine aykırılık taşımadığı gibi, kanunlarla da yasaklanmamıştır” diye  karar alabilmektedir.

NE YAPMAK LAZIM    

***Alevi örgütlülüğü içinde öncelikle   haklı taleplerimizin hayata geçirebilmek adına birlik ve bütünlüğü sağlamak zorundayız.Çok başlı  farklı anlayışlarla   hareket ederek  bir yere varamayacağımızı  kabullenmenin vakti gelmiş ve geçiyor.Popülizmden kurtulmak ve kendi egolarımızı tatmin etmek veya alevi kurumlarını  basamak yaparak bir yerlere sıçrama gayretlerinden vaz geçmeliyiz.Bir olmak,diri ve iri olmak adına yapılan çağrılara  ve çalışmalara herkes katkı koymak zorundadır.Yetmiş üç millete aynı nazardan bakmayı şiar edinmiş alevi öğretisinde  ben vazgeçtim 73 milleti gelin kendimize,yakın çalışma arkadaşlarımıza,davamız için yollara düşmüş insanlara biraz sevgi ve saygı gösterelim.Karnımızla değil aklımızla konuşalım.

***Örgütsüz bir toplumun  çağdaş dünyada hiçbir başarı elde edemediğini  tarihler yazmaktadır. Son yirmi yıldır verilen örgütlenme mücadelesi  artık  yatay örgütlenmeden  bir silkinme ve toparlanma dönemine girerek  lider örgütünü  ortaya koymak zorundadır.Bu konuda  ABF  yetersiz diyenler  olabilir.O zaman bütün federasyonlar toplanıp konfederasyon kuralım .Ancak  kendi  kurduğumuz  kurumları ve seçtiğimiz yöneticileri tanımayacaksak arkasında durmayacaksak  baştan örgüt bitmiştir.

***Bütün kurumlarımız  kendi örgüt seçimlerinde demokratik terbiyeyi unutmadan  davranış sergilemeli ,gerçekten alevi örgütlülüğüne katkısı olacak birikimli,olanakları olan  ve paylaşım ruhuna sahip kişilerin görev almaları sağlanmalı,kadro düzeyine gelmiş dürüst ve öz verili  insanlar şu veya bu şekilde insanın kolay yetişmeyeceği göz önüne alınarak harcanmamalıdır.İnanıyorum ki şu an mevcut yönetim kadrolarının üç mislini çıkaracak  potansiyel yapı içimizde  vardır.Yeter ki farklı düşünen ama aynı kulvarda koşmayı becerecek arzuda olalım.

Bu zafiyetimizden dolayı  mevcut örgütlüğümüze  alternatif olarak  iktidar yanlısı veya başka amaçlarla  çakma dernek ,vakıf ve federasyonlar kurulmakta ve çeşitli kaynaklarla fonlandırılmaktadır. Günün birinde  tıpkı  emek örgütlerinde olduğu gibi eğer  bu yapılar  bizleri böler  ve etkisizleştirirlerse    başa kendimi koyarak söylüyorum   bunun vebali mevcut örgüt yöneticilerimizin olacaktır.

*** Artık toplu mitinglerle  kamuoyunun gündemine yerleştirdiğimiz taleplerimizi  uygulama alanına koyma vakti gelmiştir.ABF’nin genel durum değerlendirilmesinin yapıldığı  toplantıda  her şey ortaya konmuştur.Her düzeyde Profesyonel  lider kadroların oluşturulması artık kaçınılmazdır. Bütün  kurumlarımızda  ve özellikle cem evlerimizde karşılaştığımız  sorun  kadro sorundur.Artık cemevleri   ayın belli  günlerinde   ibadet edilen yer olmamalıdır.Tarihsel süreçte  cem evleri ve hatta mescitler   sadece ibadet yerleri olmamıştır.Cem evlerinde yapacağımız kültürel ve sosyal faaliyetlere ,eğitim çalışmalarına ağırlık vermeliyiz.Bu bağlamda önce kendimiz okumalı,araştırmalı ve öğrenmeliyizki başkalarına öğretebilelim.

*** Altın kubbeli ve mermer halı döşeli cem evleri inşa etsek  hatta devlet kaynakları ile yapsak   insan yoksa  ne kıymeti vardır. İki ilimizdeki valiler kararları onaylasaydı  Alevilerin bütün sorunları çözülecekmiydi. Mabetler büyüdükçe insanların küçüldüğü gerçeğinden hareketle Bu anlamda bilinçlenme çalışmalarına ağırlık vermek durumundayız.Burada düşünülmesi gereken  şey şudur: Devletten yardım almakmı yoksa   yasal statüye kavuşmak mı? önceliğimizdir. Yasal statüye kavuştuktan sonra bütçeden gerekli payı zaten alacağımız açıktır.Bu anlamda yasal boşluklar  arayıp veya mevcut kanunları zorlayarak  bir yerlere varmamız olanaklı görülmüyor. Çözüm örgütlü ve dikkate alınan bir güç olduğumuzu hissettirmekten geçmektedir.

*** İçinde yaşadığımız  süreçte örgütlüğümüzü sağlamayı  başaramazsak “ ölümü gösterip sıtmaya razı edeceklerdir bizleri. Düzenin  alevisi olursanız zaten her türlü  yardım ve fon alabiliyorsunuz. Ayrıca çeşitli projelerle Başbakanlıktan ve  kültür bakanlığı fonlarından para alan bir kurum yokmu. Bunun örnekleri çok.Gün geçmiyor ki  haklı taleplerimizi sulandırmak için  sincice çabalar görüyoruz. Camilerin yakınına,altına,üstüne cem evi yapalım çalışmalarına zemin yokluyorlar. Nasıl olsa  Hz.Ali ve Hz.Hüseyin’i  (imam demiyorlar) ehli beyti sevmek Alevilik ya ,onlarda çok seviyorlar  işte.

AİHM den karar alınıyor zorunlu din dersi  uygulanamaz diye,Alevilere sormadan müfredata Alevilik konusu koyduk diye  bir sürü saçmalık din dersi kitaplarında yerini alıyor.Bırakın kaldırmayı din derslerini ilköğretim 4.sınıflarından başlatıyorlar.Her alanda  asimilasyon devam ediyor. Bir çok alevi köyünde yapılan camilere artık Alevilerde  gittikçe sayısı artan şekilde cemaat olmaya başladılar bile.Toplu taşımalı eğitim diye köylerdeki birçok  okulu kapatıp öğretmenleri köyden uzaklaştırdılar.Ama  din görevlilerinin  sayısı sürekli artırıldı.Bu da yetmedi  meleleri(molla)  atayacaklar yakında.

Bizim  dedelerimizin  zakirlerimizin geçim sorunlarını  çözmemiz,okuyan muhtaç genlerimize burs vermemiz  çok mu zor. Vakıflarımız  ne güne duruyor.Kaynaklarını çar çur edeceklerine   bu alanlarda harcama yapsınlar.Alevilerin kendi dinamikleri harekete o zaman geçecektir. Geçmişteki dergahların durumu iyice değelndirilmeli ve örnek alınmalıdır.

*** Alevi kurumları toplumsal belleğini oluşturmak zorundadır.Geçmişte yaptıklarını ve yarın yapacaklarını kayıt altına almak durumundadır.Daha birkaç yıl önce alevi çalıştaylarında  devlet bakanı sayın Çelik’in  tekke ve zaviyelerin kapatılması hakkındaki   kanunun  kaldırılmasına alevi örgütleri  yardımcı olsunlar  talebine karşı çıkarak çalıştayı terk eden  alevi örgüt yöneticilerinden bu gün anayasa paneli sonuç bildirgesine  tekke ve zaviyeleri kapatan kanunun kaldırılmasını  yazmak durumunda olan  ve kendi ayağına kurşun sıkan bir üst örgüt yapısına geldiğimiz acı bir gerçektir.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında  tekke ve zaviyelerin  sayısını ve işlevlerini bilmeyenler  panelde konuşulmayan bir konuyu araya sıkıştırıveriyorlar.Bunda ne amaç vardır anlayabilmiş değilim.

Yine  Dersim   katliamı üzerinden  Cumhuriyete ve Atatürk’e saldıranları,cem evlerinden Atatürk resimleri kaldırılmalıdır fetvası verenleri de  beraberce izliyoruz.

Diyanet işleri  Başkanlığı  kuruluş amacından uzaklaşmış artık kontrol edilemez Sünni  inanç boyutunda hizmet ve kadro üreten bir  kurum haline gelmiştir.DİB’na göre sadece Sünnilik  vardır ve ibadet yeri camidir.Sende gel camiye  dükkan senin denmektedir. Bu anlamda DİB bir statüko kuruluşudur ve öyle olmaya devam edecektir.Haklı taleplerimize karşı  hep önümüze  DİB  fetvaları gelecektir.İktidarlar  artık  bu statükoya teslim olmuş durumdadır.Daha geçen  hafta Kandıra cezaevindeki alevi can’ın tamamen yasal hakkı olan  dede talebi yine bu kurumun arkasına sığınılarak  yerine getirilmemiştir. Laik ve demokratik bir ülkede DİB gibi bir kurum olursa olacağı budur.

Pers İmparatorluğunu yıkan  Eski Yunan uygarlığının doğuya yayılmasında etkili olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüş olan Büyük İskender, felsefenin duayeni sayılan  önemli filozofundan biri olan Aristo’ya   “Zapt Ettiğim Topraklardaki İnsanları Tahakkümüm Altında Tutabilmek İçin Neler Yapmalıyım?” Bunun için:

* Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Sürgüne mi Göndereyim?

*Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Hapse mi Atayım?

*Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Kılıçtan mı Geçireyim ?

diye bir mektup yazar ve kendisine görüşlerini  bildirmesini ister: Aristo mektubu alınca önce her felsefeci gibi bir durum tespiti yapar.

* Sürgünde Toplanıp Sana Karşı Başkaldırırlar,

* Hapishaneler Militan Yuvası Olur, Kontrolden Çıkar,

* Onlardan Sonraki Kuşak İntikam Hırsıyla Büyür, Tahtını Sallar.

Aristo bu tespitlerden sonra yaşadığı döneme uygun ama aslında  üzerinden asırlar geçse de  bu gün bile gerçekliğinden bir şey kaybetmeyen  çözüm yollarını sıralar:

* İnsanların Arasına Nifak Tohumları Ekeceksin,

*İnsanlar  Birbirleriyle Savaşınca Hakem Olarak Kendini Kabul Ettireceksin,

* Hakemlik yaparken insanların anlaşmaya Giden Bütün Yollarını Tıkayacaksın.

İşte  Aristo  asırlar önce günümüzde emperyalizm diye  tanımladığımız  anlayışı böyle  dile getirmiş .Şimdi kıssadan hisse almak bize düşüyor.Yüzlerce yıl aleviler  var olma ve inançlarını özgürce yaşama mücadelesinde   özellikle kuruluşunda emek verdikleri  devletler tarafından baskı ve zulüm görmüşlerdir.İskender’in  tedbirleri olan  sürgüne gönderilmek,hapse atılmak veya kılıçtan geçirilmek ve hatta ateşle sınanarak  yakılmak dahil aleviler  ile  haksızlığa karşı başkaldıran diğer bütün halklar için uygulanmıştır.Yıllardır Alevilere  yaşananları reva görenler sanırım  Aristo’nun tespitlerini ve önerilerini çok iyi  öğrenip uygulamışlardır.Ancak Aleviler olarak  tarihsel olgulardan  yeterince ders almadığımız  görülmektedir.

Sonuçta  çözüm adına söylenecek çok şey var..Bütün mücadelemizin  başarısı birbirimize inanmak, güvenmek ve  örgütlü olmaktan geçmektedir.Oyuna  gelmeyelim.Kurumlarımıza ve yöneticilerimize sahip çıkalım.Başkasının gözündeki çöpünü  değil kendi gözümüzdeki merteği görelim.İnandıklarımızı eyleme dönüştürelim.Gerisi laf-ı güzaftır.  Aşk-ı nizyazla.

12.01.2012-Mersin

MEHMET ŞAHİN

Alevi  Kültür Dernekleri Genel Merkez Yöneticisi


Sitemiz Yazarlarından