Ana sayfa
|
Radyo
|
Forum
|
Hesabınız
|
Haber Öner
  
Son Dakika
AleviGundem.com | Alevi Haber – Alevilik – Kızılbaş
Genç ALeviler
Ana sayfa Aleviler Dünya Editörden Kitap Kültür -Sanat Makale Manşet Ozanlar/Deyişler Siyaset Spor
             

‘Din dersi de kaldırılsın o zaman’
Milliyet yazarı Can Dündar, milli güvenlik dersinin kaldırılmasını değerlendirdiği köşe yazısında, ''Yalnız mesele çocukları ideolojik...
28/01/12 - 12:36 Yorum sayisi 0(0)
Uğur Mumcu’yu kim öldürdü?
Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 günü öldürüldü. Otomobiline önceden yerleştirilen C-4 patlayıcı...
24/01/12 - 1:56 Yorum sayisi 0(0)
Türkiye Uğur Mumcu’yu anıyor
Aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu 24 Ocak 1993'te yitirdiğimiz Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu, yurt...
24/01/12 - 1:55 Yorum sayisi 0(0)
Uludere Katliamı unutturulmayacak
Kategori: Aleviler, Manşet, Siyaset, üstmansetEklenme Tarihi: Oca 20th, 2012Ekleyen: sercesme
...

Derin vadilerin, bozuk karlı yolların, nerdeyse her bir kilometrede bir sivil yerleşimleri saran tanklı, toplu, tüfekli karakolların yaşamı kuşattığı coğrafyada, sınırın sıfır noktasında katledilen 35 insanın çığlıklarını yeniden yüreklerimizde hissetmek, unutturmak isteyenlere inat, unutmayacağımızı söylemek için Şırnak’ın Uludere İlçesi’ndeki Gülyazı Köyü’ndeydik.

Türkiye Barış Meclisi, Türkiye ve Avrupa’da faaliyet yürüten Alevi Bektaşi örgüt temsilcileri, Alevi dedeleri Uludere’de katledilen 35 Kürt yurttaşın acısını aileleri ve yakınlarıyla paylaşmak için Gülyazı köyüne bir taziye ziyareti düzenledi.

Ülkenin çeşitli bölgelerinden ve Avrupa’dan gelen temsilcilerle Uludere- Gülyazı Köyü’ne ulaşan yaklaşık 30 kişilik bir heyet katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri ve yakınlarıyla acılarını paylaştı.

‘ONLARIN CANI PARAYLA ÖLÇÜLEMEZ!’

Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından Gülyazı Köylüleri’nin acılı ama sıcak selamıyla, katliamın ardından hazırlanan geniş taziye evinde karşılanan heyet, ailelere baş sağlığı diledi. Katliamın, sürekli değişen ülke gündemlerine kurban edilemeyecek kadar ve acılarının bir tazminatla geçiştirilemeyecek kadar büyük olduğunu söyleyen analar, babalar, kardeşler katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasını talep ediyor. 35 gencin katledilmesinin ardından hazırlanan taziye evinde kaybettikleri evlatlarının resimlerinden oluşan panonun önünde yaslı ellerini bağrında birleştiren analar “çocuklarımızın canı parayla ölçülemez” diyerek adaletin yerini bulmasını istiyor.

Taziye ziyaretinde, Türkiye Barış Meclisi Sözcüsü Abdullah Kahraman, heyetin ziyaretinin ardından ülkenin birçok yerinde ve Avrupa’da toplantılar gerçekleştirerek katliamın takipçisi olacaklarının altını çizdi. Kahraman, yaşanan katliamı ve paylaşılan acıları gündemde tutarak gerçek failler ortaya çıkarılıncaya kadar çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi.

 
KİM NE DEDİ?
Ailelere acılarını paylaştıklarını söyleyerek baş sağlığı dileyen Alevi Bektaşi örgüt temsilcileri ve dedeler şöyle konuştu:

Selahattin Özel (Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı):
Dedemiz, pirimiz, mürşitlerimizle yollara düşerek buraya gelmemizin sebebi yanınızda olduğumuzu göstermektir. Akan kanın durdurulması için bundan sonra da yollarda olmaya devam edeceğiz.

Turgut Öker (Avrupa Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı):
Biz Aleviler de devlet tarafından bombalanmanın, toplu katledilmenin ne olduğunu bilen bir toplumuz. Dersim, Sivas, Çorum, Maraş bunun örneklerindendir. Ne yazık ki bu topraklarda kimliğimiz ne olursa olsun devletin katilce kıyımlarına maruz kalmış topluluklarız. Bunun karşısında bütün katledilen, yok sayılan topluluklar olarak birbirimizin acılarını yüreklerinde hissederek, birbirimize elvererek bir daha bu katliamların bu topraklarda olmaması için buralara geldik. Bu acınızı ortadan kaldırmayacak olsa da bir semboldür. Ne koşullar altında olursa olsun bu katliamı size reva görenleri lanetliyoruz. El ele verir, birbirimizin acılarını yüreğimizde hissedersek yeni katliamların önüne geçebiliriz.

Ercan Geçmez (Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı): Ülkemizde Kürtlerin gördüğü zulüm ile Alevilerin gördüğü zulüm benzerdir. Bu zulümler bitsin diye buradayız. Umarız Türkiye bir daha böyle bir acıyı yaşamaz. Dileriz herkesin kendi dilini, dinini, kimliğini yaşayabileceği özgür bir ülke oluruz.

Emel Sungur (Pirsultan Abdal 2 Temmuz Vakfı Başkanı): Ben de analara seslenmek istiyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun öldürülen bütün çocukların anasıdır onlar. 34 canın resmini biz 1992’de Sivas’da da gördük. Acımız birdir ve bu tür katliamlarda en çok yüreği yanan analardır. Diğer yandan bu ülkeye barış gelecekse onu getirecek olanlar da yine analardır. Sizlerle gönül birliğimizi paylaşmaya yaşananları unutturmayacağımızı söylemeye geldik ve biz el ele verirsek bu acılar daha fazla yaşanmaz.

İbrahim Erdoğan (Özgür Demokratik Alevi Derneği Başkanı): Dedeleriz, pirlerimiz, başkanlarımızla bu güne kadar toplumumuz arasına örülen duvarları yıkmak, acınızı paylaşmak için geldik. Yaşadığınız acıyı kendi acımız gibi bilerek, bundan sonra daha da derinden hissedecek, unutmayacak, unutturmayacağız.

Hasan Hayri Dede:
Biz de Dersim’de yüz yıllardır bu acıları yaşıyoruz. Buraya Dersim 38’de Laç Deresi’nde yitirdiğimiz şehitlerimizin selamlarını getirdim. Yaşanan bu büyük acının Kürt halkının birlik ve beraberlik duygularını perçinlemesini diliyorum.

AİLELERİN ACISI DİNMEZ…

Bu davayı bırakmayacağız
Köylüler adına konuşan Zeki Tosun (katliamda yaşamını yitiren M. Ali Tosun’un babası), Alevi toplumuna, acılarını paylaştıkları dolayısıyla teşekkür etti. Tosun, AKP Hükümeti’ne seslenerek, tüm Kürt toplumu ve Türkiye’ye katliamın gerçek faillerini ortaya çıkarması çağrısını yaptı. Tosun şu mesajları verdi: “Bizi sınır kaçakçılığı ile itham ediyorlar. Sınır kaçakçılığının buralarda ve batıda tırlarla, gemilerle nasıl organize edildiğini biz çok iyi biliyoruz. Bizim bir parça ekmek ve karın tokluğu için, başka çaremiz olmadığı için yaptığımız ticaret birilerinin gözüne neden bu kadar battı ve bu büyük acıyı yaşadık? Bilemiyoruz. Biz 1915’lerden beri bölgemizdeki açlık ve yoksulluktan dolayı bu işi evimize bir parça ekmek getirmek için yapıyoruz. Bu büyük katliamda 34 çocuğumuzu kaybettik ve hepsinin de hayalleri, gelecek için planları vardı. Bu hayalleri çalmaya kimsenin hakkı yoktu. Kimilerinin ayaklarında lastik ayakkabıları vardı. Bu katliamın emrini kim verdiyse, her kim sorumluysa devletin bunu açıklıkla ortaya çıkarmasını bekliyoruz. Kimsenin anası, babası böyle bir acıya maruz bırakılmasın diye olayın arkasındaki emir komuta zinciri tüm açıklığıyla ortaya çıkarılana kadar biz bu davayı bırakmayacağız.”
 
‘YATAKLARINIZA NASIL GİRİYORSUNUZ!’
Katliamda ağabeyi Celal Encü ve kuzeni Serhat Encü’yü kaybeden Şükran Encü, diğer 32 kişiyi de kardeşi gibi gördüğünü söyleyerek şöyle konuştu: “Buradan AKP hükümetine ve insanlıktan nasibini almamış eli kanlı katillere sesleniyorum. Siz hiç insanlıktan nasibinizi almadınız mı, hiç sevgi bağlarında dolaşmadınız mı? Abimleri öldürdünüz paramparça ettiniz. Bombaladınız, yaktınız o da yetmedi kimyasal silahlara başvurdunuz. Son kez yüzlerini görüp vedalaşmamıza bile müsaade etmediniz. 34 kişi az mı geldi size kalkıp kalanları da hapishaneye attınız. Şunu hiç unutmayın ki siz bu katliamı unutturmaya çalıştıkça bu katliamı tokat gibi yüzünüze vuracağız. Geceleri gözünüze nasıl uyku giriyor. Siz katlettiğiniz 34 çocuğun ailesinin gözüne uyku girmediğini bile bile yataklarınıza nasıl girebiliyorsunuz. Vicdanlarınız nasıl bu kadar rahat!”

‘BAŞKA ANALARIN YÜREGİ YANMASIN’
Sabaha kadar ağabeyinin yolunu gözlediğini söyleyen Şükran Encü, sözlerini şöyle bitirdi: “Her sabah çay koyuyorum gelip içecek, yemek yiyecek diye. Ama biliyorum ki o bir daha hiç gelmeyecek. Sizler bize tazminat vererek bizi iş sahibi yaparak yaralarımızı saramazsınız. Gözyaşlarımızı silemezsiniz. Ancak bu istihbaratı kimin verdiğini ortaya çıkararak, Kürtlerle kalıcı bir barış ve eşit yaşamın şartlarını sağlayarak, hapishanelere attığınız kardeşlerimizi serbest bırakarak bizim gözyaşımızı dindirebilirsiniz. Bizim canımızı yaktınız, yüreklerimizi dağladınız. Bari başka annelerin babaların ki yanmasın.”

Emine Ürek, (Salim Ürek’in annesi) Devletin katliamın ardından kendilerini tazminatla susturamayacağını söyleyerek şöyle konuştu: “Ben bir anne olarak katledilen çocuğumun ve diğer çocuklarımızın değerinin parayla ölçülemeyeceğini söylemek istiyorum. Bizim ne satılık çocuğumuz ne de canımız var. Bu hiçbir vicdana sığmaz. Bizim yüreğimiz yandı ve bu acının telafisi yoktur. Bir komutanı görevden almakla bu katliamın hesabını soramazsınız. Bu katliam emrini verenlerden, katliamı geçekleştirenlere kadar tüm sorumlular açığa çıkarılıp cezalandırılana kadar biz rahat uyuyamayacağız. Kaymakama saldırdığı gerekçesiyle tutuklanan çocuklarımızın serbest bırakılmasını istiyorum. Tüm sorumlulardan davacıyız, gerekirse davamızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz.”

NİYE ÖLMEDİN? DAVASI…
İsmi önce katledilenler arasında verilen daha sonra adeta “Niye ölmedin?” denilerek hakkında dava açılan Ferhat Encü ise yaşadıklarını şöyle anlattı: “Katliamda 11 akrabamı ve kardeşimi kaybettim. Diğerleri de benim kardeşlerim ağabeylerimdir. Beni üniversitede okuduğum dönemde, Kürt halkı için bir bayram olan ‘Newroz’da halay çektiğim, slogan attığım’ gerekçeleriyle ‘örgüt propagandası yapmakla’ suçlayıp, mahkemeye verdiler. Davam başladı ve devam ediyor. Beni ölen 34 kardeşimin arasında gösterip bu katliamı örtmeye çalışıyorlar. Açılan dava ve yöneltilen suçlamalar adeta ‘niye sen de ölmedin’ davasıdır. Yaşanan katliam ve hemen ardından böyle bir davanın şahsıma açılması, bazı yandaş medya kesimlerinin ise istihbarat güçlerinin aleyhimde verdiği bilgileri bana hiç sormadan yayınlaması katliamın üzerini örtmeye dönük bir projedir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu katliamın üzerini örtemezler. Benim bir suçum varsa da adalet önünde onun hesabını vermeye hazırım.”(Serhat BOZTAŞ-Birgün)


Radyo Genç Aleviler Yurt Kitap Evi yıldız sürücü kursu duşakabin ankara
En Son Yorumlar
Etiketler