|
|
|
Tarih : 03.02.2010 - 11:31:44 |
|
| Diyanet İşleri Başkanlığından yapılan bir açıklamada, cemevlerinin ibadethane olarak kabul ettirilmeye çalışılmasının milli birlik ve bütünlüğü bozacağı iddia edildi. |
|
|
|
Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan bir açıklamada, cemevlerinin ibadethane olarak kabul ettirilmeye çalışılmasının "milli birlik ve bütünlüğü bozacağı" iddia edildi.
İzmir İl Genel Meclisi'nin 2009 Aralık ayı toplantısında, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması için aldığı temenni kararına, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan olumsuz yanıt geldiği belirtildi. Diyanet İşleri Başkanı adına Hukuk Müşaviri Mustafa Davarcı tarafından İzmir İl Genel Meclisi'ne gönderilen açıklamada, cemevlerinin ibadethane olamayacağının ifade edildiği öğrenildi.
AKP hükümetinin geçtiğimiz hafta sonu düzenlediği yedinci ve son "Alevi Çalıştayı"nda, cemevlerinin bir statüye kavuşturulması ile ilgili olarak net bir sonuç ortaya konulmamıştı. Diyanet'in bu açıklaması da, hükümetin "Alevi Açılımı"nın, Alevi yurttaşların taleplerine cevap vermeyeceğini oldukça açık bir şekilde ortaya serdi.
"Tek ibadethane var, o da cami..."
Aleviliğin İslam'dan ayrı bir din olarak gösterilmesinin ve cemevlerinin bir ibadethane olarak caminin karşısına konulması yaklaşımının "milli birlik ve bütünlüğü bozacağı" iddiasında bulunulan Diyanet açıklamasında, "İslam'ın 14 asırlık teori ve pratiğinde, cami ve mescitler, belli bir mezhebin namaz kılanların ve camiye gelenlerin değil, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun bütün Müslümanların ortak mabedi olarak varlığını sürdürmektedir. Alevilik, İslam kültürünün bütününden ayrışan değil onu tamamlayan bir unsurdur. Cemevleri de özgün, kültürel ve mistik kimliği ve misyonu bulunan ve korunması gereken bir zenginliğimizdir. Cemevlerinin ibadethane olarak gösterilmeye çalışılması tecrübeye ve bilimsel kriterlere uygun değildir" denildi.
Diyanet'in korkusu: Alevilik'ten ayrı bir din mi yaratılmaya çalışılıyor?
AKP hükümetinin "Alevi Açılımı" kapsamında programladığı "Alevi Çalıştayları"nın 2009 yılının Ağustos ayında gerçekleştirilen üçüncüsüne, Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun Başkanı Hamza Aktan da çağrılmış, Aktan, Alevilerin somut talepleriyle ilgili Diyanetin hiçbir olumsuz tavrı olmadığını, ancak cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi konusunda "tereddütleri olduğu"nu söylemişti.
Hamza Aktan, "Müslümanım diyen kişinin ibadet yeri camidir. Bunun dışındaki diğer yerler olsa olsa, kültürel, dini, mistik, ilmi faaliyetlerin icra edildiği mekanlar olabilir. Eğer biz cemevlerini caminin alternatifi gibi görürsek, o zaman İslam dışında başka bir şeyin mi tartışması gündeme getiriliyor gibi endişe taşıyoruz. Cemevi inşa ederken arsa ve maddi yardım istiyorlarsa alsınlar buna hiçbir mani yok. Ama 'bu mekan camiye alternatif, Alevi-Bektaşilerin mabedi' denirse bunda sakınca görüyoruz" şeklinde konuşmuştu.
Aradan geçen sürede yapılan dört çalıştayın ardından, Diyanet'ten gelen son açıklama, Diyanet'in "tereddüt"lerinin sonlanmadığını gösterdi.
Öte yandan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), hükümet yetkililerince uzun süredir dikkatli bir şekilde takip edildiği ve sonucunun öngörüldüğü tahmin edilen bir davayla ilgili olarak dün verdiği bir karar, Diyanet'in açıklamasındaki vurguların da arka planını ele verdi.
Bilindiği gibi, AİHM, Alevi bir yurttaşın başvurusu üzerine Türkiye aleyhine açılan bir davada, Türkiye'de nüfus cüzdanlarındaki din hanesine "İslam" yerine "Alevi" yazdırılabilmesi hükmünü verdi. Kimi çevreler ve basın yayın organları ile AKP hükümeti, AİHM'in bu kararıyla birlikte Aleviliğin ayrı bir din olarak kabul göreceği endişesi duymaya başladı.