ANKARA - Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız, ön rapora ateş püskürdü. Kendilerinin çalıştaya davet edilmediklerini belirten Balkız, Hükümetin, kendine yapay bir muhatap yaratarak, Alevileri asimile ederek Sünnileştirmeye çalıştığını söyledi. Madımak Oteli'nin park yapılması önerisine tepki gösteren Balkız, "Madımak Otelini yıkıp yerine park yaparak, o utançtan kurtulacaklarını mı sanıyorlar? O zaman Taksim Meydanını, Maraş sokaklarını da yıksınlar" dedi. Cemevlerinin kim ne derse desin kendileri için ibadethane anlamına geldiğini söyleyen Balkız, ön raporda dedelerin hizmetiçi eğitimden geçirilmesine ilişkin alınan kararı da "Öğretmenleri Bardakoğlu mu olacakmış?" sorusuyla ‘tiye’ aldı.
Balkız, ön raporu değerlendirirken şunları söyledi:
YAPAY MUHATAP: Daha önceki çalıştaylarda 5 hususta düşüncelerini birleştiren Alevi örgütlerinden bu son çalıştaya katılan Cem Vakfı ve çevresi bu kararlarla belli ki önceki düşüncelerinden vazgeçmiş görünüyorlar. Hep birlikte, 'Madımak oteli müze olsun, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi zorunluluktan çıkarılsın, alevi köylerine cami yapılmasın, cemevleri yasal statüye kavuşturulsun' demiştik. Bugün böyle bir mutabakata vardıklarına göre, hükümetle anlaşmış gözüküyorlar ama Alevilerin istemleri bu değildi, bu gelinen sonuca da razı olmayız. Hükümet kendine yapay bir muhatap yarattı, o yapay muhatap üzerinden şeriata doğru evrilen ülkemizde, kendi yol haritasını biz Alevilere dayatamaz.
OKULLAR KURAN KURSUNA DÖNECEK: Bu ikinci bir din eğitimi dersi, başka hangi anlama gelir, bütün ilköğretim okullarında kuran kurslarına çevirmek, imam hatiplere dönüştürmek başka ne anlam ifade eder. Diyanet İşleri Başkanlığı ha Daire Başkanlığı statüsünde kalsın, ha müsteşarlık düzeyine yükseltilsin. O kurum orada kaldıkça devletin dine, dinin devlete müdahale aracı görevini sürdürdükten sonra, laikliğe dair hangi isteğimiz yerine gelmiş olabilir ki.
O UTANÇTAN KURTULAMAZSINIZ: Madımak otelini yıkıp yerine park yapacaklarmış, böylece o utançtan kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Bir kez daha bu tür katlimalar yaşanmasın diye biz oranın bir insanlık ve utanç müzesi haline getirilmesini istemiştik, devleti yüzleşmeye çağırmıştık. Çünkü 3 temmuz 1993 günü devlet o otelde, yurttaşlarının can güvenliğini koruyamamış-korumamış, şeriatın faşist çeteleri karşısında savunmasız bırakmıştı. O oteli yıkarak o utançtan kurtulabileceklerini sanıyorlarsa, işe Taksim Meydanını yıkarak başlamalılar, 1 mayıs katilamı nedeniyle.
MÜCADELEDE YOLA DEVAM: Bu ön rapor çok önemli bir şeyi daha içeriyor. Alevileri asimile ederek sunnileştirmenin ortak yolunu bulmuşlar, başarılar dileriz, başarabilirlerse. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Toplantı ve gösteri yürüyüşü yasasından doğan haklarımızı, Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinden doğan haklarımızı sonuna kadar arayacağız. Yani Başbakanın meşhur söylemiyle, 'yola devam' diyoruz.
CEMEVLERİ İBADETHANEDİR: Onlar kabul etse de etmese de cemevleri ibadethanedir, bizim elektrik su paralarımızı ödeyerek bunu yerine getirdiklerini sanıyorlarsa aldanıyorlar, cemevlerinde ibadetlerini yapan dedelerimizin ve canlarımızın sadakaya ihtiyaçları yoktur. İmar planlarında cemevlerimize arsa tahsisini istiyoruz, nafaka değil.
BARDAKOĞLU ÖĞRETMEN Mİ OLACAKMIŞ?: Dedelerin hizmetiçi eğitimden geçmesine karar vermişler. Oğretmenleri bardakoğlu mu olacakmış? 'Alevilik hak-muhammet-ali etrafında oluşan bir inanç ve erkan yoludur' diye tanımlama yapmışlar. Ne hakları var böyle bir tanımlama yapmaya, bütün dertleri aleviliği kalıplamak, tanımlamak ve sunnileştirmek üzere yoğunlaştırma çabalarından başka birşey değil. Asimülasyona yol açmaktır bu.
İNANLAR ARASINDA SORUN YOK: İnananların arasında bir sorun yok, neye inanıyorlarsa inansınlar.. Bizdeki temel sorun, devletin kimi inananları kendine daha yakın muteber, diğerlerini, öteki görme anlayışından kaynaklanıyor. Camiye giden bir sunniyle, cemevine giden bir alevinin birbiriyle sıkıntısı yok.
Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan ise, Diyanet’in “A'dan Z'ye yenilenmesi” gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:
DİYANET YENİLENMELİ: 'Diyanet kaldırılmamalı ama A'den Z'ye değiştirilerek, tüm inançların temsil edilebileceği bir yapıyla yeniden oluşturulmalıdır' dedik, mutabakata varılan husus budur. Diyanetin nüfusunu artırmak değil, diyanet sınırlarının kendi içine çekilmesini isteyen bir mutabakat vardı.
PARK OLMASI DAHA DOĞRU: Avrupa'da Yahudilere yönelik, gaz odalarının müzeleştirilmesi kin ve nefretin canlı tutulmasına neden olmuştur. Alevi inancında kin ve nefere, cebir ve şiddete yer yoktur. Madımak Oteli'nde yapılanlar sadece Alevilere değil, tüm Türk insanına yapılmıştır. Orada ölen 35 kişiden 17'si Sünni’dir. Sadece Alevilere değil, Sünnilere de yapılmıştır. Bunun için de biz o otelin yıkılarak, yerine park yapılmasını istedik, parka da orada olanları anlatacak bir anıt koyulmasını önerdik.
CEMEVLERİNE HUKUKİ STATÜ: Çalıştay'da herkesin oy birliğiyle cemevlerine bir hukuki statü verilmesi gündeme getirildi, bunda mutabık kalındı. Cemevleri hukuki bir mabet mi olmalı, yoksa alevi yurttaşların bireysel ihtiyaçlarını giderecekleri islami tasaffuvu esas alan bin yıllık bir uygulamayı devam ettirdikleri bir mekan olarak mı nitelendirilecektir, bu tartışmaya açıldı. Bundan sonra da bunu tartışacağız. Bu bizim için çok da önemli değil.
ALEVİ DEDELERİ YETİŞTİRİLECEK: Alevi dedelerinin yetiştirmesi işini yine alevi dedeleri yürütecektir, tasavvufla ilgilenen sunni ulemalardan da bu çerçevede yararlanabilinecektir. Alevilik dersi için İlahiyatlarda yetiştirilecek öğretmenlerin de yine Alevi dedelerin çocuklarından olması önerildi. Eğer onlar yeterince ilgi göstermezlerse, bu işe ilgi gösterebilecek sunni arkadaşlarımızın çocuklarımıza eğitim verilebileceği belirtildi.
OBJEKTİF BİR DİN DERSİ OLABİLİR: Din bilgisi ve din kültürü objektif kıstaslara göre Alevi ve Sunni düşünürler tarafından beraberce yazılabilir. Çünkü dünya küçülüyor, Türk çocuğu tüm dinlerden haberdar olmalı, bunları tanımalı, bununla ilgili derse bizim itirazımız olmaz. Ama din eğitimi dediğiniz zaman seçmeli olmalı, zorunlu olmaktan çıkarılmalı. Bunun için Anayasa içinde bir değişikliğe de gerek yok. Anayasa'nın 24'üncü maddesinde, 'din eğitimi velinin isteğine bağlıdır' denilmektedir.
(Alevi Gündem)