Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

Alevilik - Güvercin Donunda Hızır - Alevi Gündem, alevi haber, alevilik
   
 Güvercin Donunda Hızır

Güvercin Donunda Hızır
 Yazı Boyutu

 Tarih : 22.01.2010 - 10:40:11 


Güvercin Donunda Hızır


Güvercin Donunda Hızır
   Gürbüz Şimşek

            Anadolu’da halk inancında Hızır, Peygamber ya da ulu bir ermiş kabul edilir. Ondan ‘’Hızır Veli ya da Hızır Nebi’’ olarak söz edilir. Ölümsüzlük suyu içmiştir. Zaman zaman  dünyaya gelip halkın arasına katılarak  darda olanlara  yardımına  koşar ve doğaya  yeniden  can verir. Üzerinde çiçeklerden yapılmış bir cüppesi bulunan , kırmızı pabuçlu , aksakallı  ve nur yüzlü bir ilah olarak düşünülür. Elini sürdüğü kişilerin derdine derman hastalarına şifa dağıtır.
Hızır kültü’nün izlerini Nuh Tufanı’da , Tevrat’ta  Kuran’da  Hz. Ali’nin kabrinin bulunduğu Necef’de , Hz. Hüseyin ‘in şehid olduğu Kerbela’da  bulmak mümkündür. Yakın tarihlerimizde Ahmet Yesevi’de, Hacı Bektaşi Veli, Abdal Musa, Şah Kulu, Seyyit Battal Gazi, Hamza Baba, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet ve daha yüzlerce Ocaklarımızda yaşatıldığını biliyoruz.
Yine Azeri araştırmacı Mirali Seyidof’un yazdıklarından yola çıkarsak, Seyidof, Türk mitolojisiyle ilgili bir eserinde, Hızır’ın kelimesi, sıcak, hararet anlamını taşıyan Hız ile, yüce kişi, ilah manasına gelen ‘’er, ar,’’ yahut ‘’ır’’ kelimesinin birleşmesiyle türemiş bir isimdir. Bu sıcaklık ilahi  anlamını taşır. Hızır’ın Arapların Hızır’ı ile karıştırmamak gerekir diye de görüş belirtmektedir..Seyidof’un görüşleri   Azeri folklor verilerinden yola çıkmaktadır.
Gılgamış destanında ise, Tanrıça İştar  kıral Gılgamışa aşık olur; ama Gılgamış ,onun bütün sevgililerini öldürdüğünü bildiğinden , aşkına karşılık vermez. Buna öfkelenen  İştar, kralın üstüne azgın bir boğa saldırtırsa da, Gılgamış’ın  arkadaşı Enkidu kurtulamamış ve ölmüştür.Bunun üzerine Gılgamış da cüzzam hastalığına yakalanmıştır. Gılgamış da kendi kendine bende öleceğim galiba diyerek, bitkilerle ve çiçeklerle ilgilenen bir Hakım olan Ut-Napiştim’e akıl danışmaya gider. Ut-Napişdim Gılgamışın cüzzam hastalığına çare bulup ona Tanrıların kendisini nasıl ölümsüz kıldığını anlatır. Okyanusların dibinde yetişen bir bitkiyi kim alabilirse o ölümsüzleşir diye anlatır. Gılgamış’ta bunu alır fakat deniz yılanı bu bitkiyi aldığı gibi kaçıp gider. Akabinde  doğduğu kente giden  Gılgamış orada hakka yürür.
İşte şimdi altta anlatacağımız Hızır’la ilgili rivayetler ve beyanlar, Mezopotamya’da güçlü bir kralla, İştar ve Gılgamış’la ilgilidir.  Ut-Napiştim Hızır’ı temsil eder, Gılgamış’ta Musa’yı temsil eder. Ut-Napişdim bir hakim, bir hekimdir. Zorda olanın yardımına koştuğu gibi, bitkilerin efendisi ve de herkesin dertlerine derman, hastalarına şifa dağıtmıştır.
Bir rivayete göre de, Hatay gibi Orta Anadolu’dan hayli uzak  bir bölgede, Saint Georgeres’ın bir meşhur menkıbesi, bir Hızır efsanesi biçiminde yaşamaktadır. Bu efsaneye göre, bundan binlerce yıl evvel Samandağı’nın Hıdır Bey köyünde bir hayat suyu varmış. Bunu bir ejderha beklermiş. Bu sudan alabilmek için her yıl ona bir genç kız vermek gerekiyormuş. Bir gün sıra kralın kızına gelmiş. Kız bağlanıp bir yere bırakılmış. Tam ejderha geldiği sırada çobanın biri mızrağını çekerek  saplamış ve onu öldürmüş. Böylece kızı kurtarmış. Köylüler de suya kavuşmuşlar. Çoban kralın kızı ile evlenmiş. Halk çobana Hıdır Bey adını vermiş. Yere saplanan mızrağı ulu bir ağaç olmuş; köye de onun adını vermişler .(Hatay’da Hıdır -İlyas efsaneleri)
Asur Kıralı Sargon’lu bir efsanede de, İştar'dan söz eder. Babası bilinmeyen  bir çocuk olarak doğan Sargon, bir sepete koyulup Fırat'a bırakılır. Bir köylüde bu çocuğu bulur ve de aldığı gibi İştar’a  götürür . Zaman içerisinde büyür ve de İştar tarafından onu Krallığa yükseltir. Görüldüğü gibi bu efsanenin konusu anlatmaya kalksam Musa Peygamberin hayat hikayesiyle tıpa tıp aynısıdır. Tevrat’ta da adı ''Saydalı Tanrıça'' olarak belirtilen İştar, genellikle doğurganlık simgesi taşıyan ,analık ve bereket tanrıça olarak kabul edilmiştir.
İştar'ı simgeleyen hayvanlar ''güvercin ve aslan'dır. Biliyorsunuz bizde Güvercin dostluğu, kardeşliği temsil eder.
 Alevilerde ise Aslan'ı  Hz Ali  temsil eder diye kabul etmişlerdir.
2.M. S.300 yıllarında bu efsane Grekçe  ve Süryanice  metinlerinde şöyle özetlenebilir. İskender insana ebedi hayat bahşeden bir çeşme olduğunu alimlerden öğrenir. Bunu aramak için ordusuyla yola çıkar. Yolda çeşitli olaylar sebebiyle askerlerinden ayrılmak zorunda kalır. Yanında sade aşçısı ( bazı metinlerde de bu aşçı Andreas’dır) vardır. Aşçı  yemek hazırlamak için bir çeşmeye gider; orada azıkları olan tuzlu balığı yıkamak ister. Fakat balık suya değer değmez canlanır içine atlayıp kaybolur. Aşçı bu suyun aranan hayat çeşmesi olduğunu anlayıp bir miktar içer ve geri döner. Bu olayı olduğu gibi İskender’e anlatır. Akabinde beraber aramaya giderler ve bulamazlar, bunun üzerine Aşçıyı öldürmeye karar verir ve de onun ayağına taş bağlayıp denize atar. Sonrada Aşçı  bir deniz cini olarak ebedi hayatına devam eder. Bu efsane İslam’ı kaynaklara şöyle geçer.  Nuh Peygamberin torunu  Yunan soyundan gelen İskender-ı Zülkarneyn, ebedi hayat veren  ve insanüstü güçler kazandıran ebedi bir hayat suyu olduğuna karar verir. Rivayette Tanrı ‘’Sam’’ın soyundan birine vermek arzusundadır. Zülkarneyn, halasının oğlu olup Hızır diye anılan ‘’Elyasa’’  ile askerlerinin refakatında yolculuğa başlar. Hayat çeşmesi , Karanlıklar Ülkesi’ndedir. Üstede yazmış olduğum gibi Hızır ebedi hayat suyu içer. Zülkarneyn bu hayat çeşmesi ona kısmet olmaz. Kaynaklar doğruysa tabi..
3. Şarkiyatların ileri sürdükleri üçüncü menşei, Yahudi efsanesinde belirtildiğine göre başlangıcı çok eskilere giden XI. Yüzyılda yazıya geçirildiği bilinen bir efsane kahramanı aslında Tevrat-ta Elijah yahut İlya, Haham Yeşua Ben  Levi ile bir müddet arkadaşlık eder. Yolculuk esnasında  İlya bazı tuhaf işler yapar ve Yeşua’nın bunlara canı sıkılır. Olup bitenlerin kendisine anlatılmadığı anlamayan Yeşua, İlya’da sebeplerini sorar. Oda gerekli açıklamaların ilahı bir takdir diye açıklar.
Bu efsanede nakleden Wensınck buradaki Yeşua’nın İslami kaynaklarda Hz. Musa’nın genç arkadaşı Yuşa b.Nün diye teşhis edildiğini söyler ki doğrudur.
Tüm bu anlatımlarda  Hz. Musa kısmen Gılgamış’ı ve İskender’i ,Yeşua Ben Levi’yi temsil eder. Hızır ise, sırasıyla Utnapişdim’i Andreas’ı  ve İlya’yı temsil eder.

Hızır’ın Lakabı, Adı Ve Soyu:
Hızır, asıl imlasıyla el-Hadır kelimesi , hemen bütün kaynaklarda da el-Hadr, el-Hıdr  şeklinde kaydedildiği görülse de el-Hadr olduğu kabul edilir.. Türklerde Hızır veya Hıdır, İranlarda ise Khezr şeklinde kullandığı görülüyor. El Hadr kelimesinin yine Arapça’daki el-Ahdar (=yeşil, yeşil dal veya yeşilliği çok yer)
Kıtabı Mukaddes’de gerçekten şöyle bir cümle bulunmaktadır.’’İşte adı Filiz (Yeşil) olan adam; oturduğu yerden filizlenecek ..
Hızır’ın soyu Nuh Peygamber, İbrahim Peygambere, Adem Peygamberin torunu gösterilmektedir. Hızır, Hz.Musa’nın rakibi Firavun’un oğlu  gösterilmektedir ki bu doğru değildir...
Hızır’ı öğreten, Hz.Musa’nın öğrenen bu nasıl düzelecek?  Hz. Musa Peygamber yani  Nebi. Hızır’a ise Nebi veya Veli diye söyleseler de, Sufilerin İlm-i Ledünni (İlmi ledün,çalışılarak,Kamil insan aşamalarında,Hak yolunda  yürümekle alınabilecek vehbi ilimdir, sırlar ilmine ilmi batın)  dedikleri ilmin mahiyetini tartışır.Tasavvuf çevreler Hızır’a Veli , diğer çevreler ise Nebi olarak kabullenmişlerdir.

Yaşadığı Zaman:
Kaynaklarımızda Hızır’ın Hz. İbrahim devrinde yaşadığı onunla Babil’den göç ettiğine, Süleyman Peygamber zamanında yaşadığına dair rivayetler vardır. Fakat Hz. Musa’dan çok önce İran Hükümdarı Efrudun b.Esfiyan devrinde hayatta olduğunu Zülkarneyn’in öncü kuvvetlerini yönelttiğini Hz. Musa zamanında yaşadığı kabul ediliyorsa da Hz. İbrahim döneminde de yaşadığı varsayılır. (Hızır’ın hayatı, Buda’nın yaşadığı hayatın bire bir aynısı olduğunu bazı rivayetler kabul ederler. Ehl-i Kıtap çevrelerinin haricinde, Uzak  Doğu Budist çevrelerinden gelmiş bulunduğunu göstermişlerdir..)
Tasavvuf çevrelerince Hızır’ın ebedi hayatta olduğu inancını benimsemiş olması, Hızır kültünü canlı tuttuğu gibi 20. yüzyıla değin canlı kalmıştır. Bu da Aleviler (Kızılbaşlar) tarafından bugünlere getirilmiştir Hızır Cemleri, üç gün anısına oruç tutulması, dilekler dilenmesi buna benzer deyişlerle, şiirlerle, koşuklarla anılmasıdır.
Hızır’ın Sünnilikten apayrı bir durum vardır. Özelikle Şiiler ve Aleviler Hızır’ı canlı tuttukları gibi, hayatta olduğu görüşünde birleşirler. Rivayetlere göre Hz. Ali’nin vefatında cenaze merasimine katılmış ve Ehl-i Beyt-e başsağlığı dilemişlerdir. Kerbela husumetinden sonra, Ehl-i Beyt ailesini teselli ettiği rivayet ediliyor..
Nasıl ki, Hz. Musa ve Hızır şeriatın birinci aşamalarını ve zahir yönünü yaşamışlar ise batın şeklinde düşünülürse de, Hızır eşittir Hakk’tır. Hak varlığın simgesidir. Varlığın yaratılmasında ise Hakk’la Hızır bire bir aynı kişidir.. Hızır özlemin aslanı, güvercini, atlısıdır. İsteyip de ulaşamadığın bütün isteklerinde, Hızır-Hakk’tan her zaman yardım dilemendir. Yoksa yaşamda umut olmadan var olamazsın. Umut Hızır’dır, Hakk’tır.  
Yine ünlü ilim adamı  Hazin’e göre Hızır diridir. Yine Delaliu, “Hoyrat Şerhi Kara Davut” adlı eserinde  Hızır’ın Hz. Muhammed ve Hz. Ali’ye iki duayı öğrettiği yazar.
Ab-ı Haya’tı içtiği anlatılan Hızır’ın Mürşid-i Kamil olduğunu Şah Hatayi’nin bir kaç nefesinden aktaralım:
     
 Azattır fenadan geçen
Zulmetin kapusunu açan
Hızır sıfat veli gerek
Hatayi sözünün manisin verdi
 
      
            Yar ile ettiği ahdinde durdu
            Cebrail  Musa’ya Hızır’a var dedi
            Mürşid-i kamile varmadan olmaz
Hızır’la ilgili olarak yine  Şah Hatay´- de şöyle sesleniyor:
Hızır’ın suyu benem
Ab-ı Hayat bendedir
Kevser’den içen geçsin
Kadr-ü Berat bendedir.
• Uşten ile cân benem
• Delil-ü burhan benem
• Bu cümle Kuran benem
• Savm-ü salat bendedir
15’yüzyıda Pir Sultan Abdal Hz. Hızır’ı nasıl ifade ediyor           
            Bismişah dedimde girdim helale
            Gözüm açıp bakdım bir hüp cemale
            Sıdk ile çağırdım ceddim celale
            Eriş Hızır Nebi canı gözlerim
• Yine Pir Sultan Abdal'ın şu  dörtlüğünde  Hızır'ın bin bir  adı olduğunu anlatmaktadır.
                      
                       Bin bir adı var adı Hızır
                        Her nerede çağırsan orada hazır
                         Ali Padişahdır Muhammed vezir
                           bu fermanı yazan Ali değil mi
• Yine 17. yy’da yaşamış olan Teslim Abdal şöyle söyler.
            Bülbüller gülşende efgane durdu
            Hüseyin Hakk’ı içün serini verdi
            Doldurdu doldurdu bir dolu verdi
            Ol Hızır’ın  yeşil eli sabakan
Hızır, Anadolu  insanın anlatımında değişik kıyafet  ve görünümlerle  zaman zaman , Bozat sırtında kimi zaman, yaya olarak  Anadolu diyarlarını karış karış dolaşmıştır. Zorda olanların yardımına koşmuştur. Yani Hızır, ümmetini  gözetler, denetler, vicdanı değerleri ölçerek gönüllere konuk olup  sevdalılar yardımcı  olan elle tutulmaz, gözle görülmez Nebi’dir , Şah-ı Merdan Ali’dir, Veli’dir.
            Elaman mürnet huzura geldik
            Yardım eyle Bozatlı Hızır
            Yüz sürüp  yerlere  yardım diledik
            Yetiş yardım eyle Bozatlı Hızır
           
            Toplanmış cemaat dua ediyor
            Hızır gelir diye herkes bekliyor
            Çağıran kişiye yardım ediyor
            Yetiş yardım eyle boz atlı Hızır
 
 
            Mümin olan yüzün hep Hakka döner
İrfan meydanında kaynayıp piş
Diz çökmüş önünde affını diler
Yetiş yardım eyle Boz atlı Hızır
           
            Seni seven canlar elini açmıç
            Hızır günü diye duaya durmuş
            Nebilik,Velilik tek tek sana gelmiş
            Yetiş yardım eyle boz atlı Hızır
           
            Mümin ikrarına sadık olunca
            Kusurunun ele alıp gelince
            Ağlayıp ,sızlayıp af dileyince
            Yetiş yardım eyle  boz atlı Hızır
 
            Kemter Derviş diler özüne himmet
            Makrum etme beni ey mürüvvet
            Evliya enbiyanın yüzü suyu hürmet
            Yetiş yardım eyle boz atlı Hızır
Görüldüğü gibi değerli canlar, Anadolu insanı Hızır’ı hep yanında hisseder; onsuz bir yere gitmez ,darda olduğun zaman yanına koşar . Yeter ki özümüzü ikilemeyelim, Zor günlerde Hızır’ı anmak değil, her zaman anmak gerekir.
Yola çıkanlara ‘’Hızır yoldaşın ola’’ denilerek, rahatlarız, cesaret alırız. Hatta Çanakkale savaşlarında, kuşatıldıkları anda ‘’Yetiş Hızır’’ dediklerinde  sakallı, asalı bembeyaz  giysiler içerisinde  en önde koşanın  karşı güçleri bozguna uğratan  komutanın  kendilerine  yardımcı  olan bilgenin  veya dervişin Hızır olduğu iddia edilir.
İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde önemli bir emanet verildiğinde ,’’Bu Hızır Emanetidir’’ derler. Yani Onur bir görevdir. Size birisi Bu Hızır emaneti derlerse, sakın ona kem gözle bakmayın. 
Aleviler  Hızır’ı her zaman gönüllerinde yaşatmışlardır. Bununla birlikte Hızır’ misafirleriyle bütünleştirmiş olup , misafire Hızır misafir’i diyerek hürmette  kusur etmez
Şah Hatayi bir nefesinde Hızır’la Hızır’ı da Hz. Ali ile özdeşleştirmişler. Konağa, eve gelen misafirler  Hızır veya Hz. Ali gelmiş gibi itibar ve hizmet görür. Hatta Hacı Bektaşi Veli ocak’larında  icazetnamelerde  (Ayende ve revendeye it’am-ı- taam’’ )gelip gidenlere yedirme yeridir şartı konulmaktadır. Hacı Bektaşi Veli Dergahı’nda halen misafirler için bilhassa eskiden dergahlarda Hızır aşkına yemek için böyle bir yer mevcuttur.
Pir Sultan Abdal Ocağı’ndan olduğumuzdan, ben ve   kardeşlerimizi, Hızır gününde, ben henüz altı yedi yaşındayken, ben ve kardeşlerimi, taliplerimiz her birimizi  alıp evlerine  götürmek için önceden   babama söyler, Hızır orucunda üç gün bizleri alır evlerine davet ederler  Bildiğimiz dualardan ve ya Duaz-ı İmam okur, lokmalarımızı yer ve  tekrar bizi evimize getirirlerdi... (Kımıcılar,Ezaller,Felekkiller,Emikkiller… Yani anlam olarak taliplerimiz, biz ocak çocuğu olarak uğur getirdiğimizi ve hanelerine dirlik ve bereket gelindiğini, huzur getirdiğimiz ifade edilirdi Hızır gününde).  Babam’da bize nasihatlarında ve muhabbetlerinde   böyle anlatırdı.


Yine ''Pir Sultan Abdal'' bir nefesinde ''Hızır'’ı şöyle anlatır.
 
Misafir aşk kapusunun dilidir
Hızır’ı  kim severse o’nun  gülüdür
Tanrı misafiri pirim Ali’dir
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz
 
 
Bir eve kahrola misafir gelmez
Çalınsa çırpınsa  ektiği bitmez
Çağırsa bağırsa bir yere yetmez
Mihmanlar  siz bize sefa geldiniz
 
 
Hizmet eyle sen ki daima gele
Yavan yaşık bizim yüzümüze güle
Büyük küçük onu hep hızır bile
Mihmanlar siz bize sefa geldiniz
 
Misafir gelir ki kısmeti bile
Misafir Hızır’dır özrünü dile
Pir Sultan’ım misafir’e kul ola
Mihmanlar bize sefa geldiniz
 
 
 Pir Sultan Abdal, kendi yorumuyla Hızır’ı anmazsan misafir gelmez der. Hizmet eyle ki daima  hanene gele, Hızır gözüyle göresin.   Can gözüyle bir terazide tutasın ki, kısmetin arta, yuvan şen ola  der. Karacoğlan  ise Hızır’ı şöyle tarif eder.
• Deryalar üstünde Bozatlı Hızır
• Benli Boz’a binmiş o da geliyor
            Görüldüğü gibi Hızır geniş coğrafyalarda dile getirilmiştir. Yani görüldüğü her de Hızır evi, Hızır çeşmesi, Hızır mağarası diye önemli isimle anılır.
 Anadolu’da eskiden dedeler, pirler tüm taliplerini  genellikle yürüyerek dolaşmak mümkün olmadığından. Hızır orucu yörelere göre değişir. Çünkü Hızır hangi köye gider, hangi eve giderse uğur gelir.
Yine Anadolu’da yaşayan Aleviler, sabah güneşi  doğar doğmaz  yakındaki taşa veya ağaca (Ya Hızır) diyerek  niyaz ederler. Rivayete göre Hz. Ali Şehit edildiğinde, güneşe dönerek göğe yükselmiştir.  Ayrıyeten  bizim evin bitişiğindeki Kutsal Tekke var. Pir Sultan Abdal  Horasan’dan ilahi gücüyle getirdiği  kutsal mübarek taş’a, biz dahil hiç  kimse niyaz etmeden o kapıdan geçmez. Tekke’ye yaptığımız niyaz da Hızır Nebi'yi, Pir Sultan Abdal’ı görürüz. Üstelik niyaz edenlerin işinin rast gideceğini, gönlündeki kirlerinden arındırılacağı bilinci ile Pir Sultan Abdal’dan yardım dileğinde bulunmaktır.  Dua edilirken ‘Hak Muhammed Ali’ yardımcım olsun deriz. Burada Hakk’ın yerine ''Hızır'' denilmektedir.
 Hızır Oruçları Diyanet saatiyle ilgisi yoktur. Hızır  Aleviler arasında  çok özel  bir yere sahiptir. Fakir’in yanında, zalimin karşısındadır. Çıkar hesapları güdenlerin karşısındadır. Yalan söyleyenlerin, dedikodu yapanların, karşısındadır. İşleri rast gitmez. Değerli canlar. 
Hızır orucu üç gün tutulur. Salı, Çarşamba, Perşembe  Cumayı bağlayan gece bölgelere göre, cem yapılır. Qawute veya  kavut  yapılır inanışa göre bir odaya konur. Hızır gelecek diye sonra Qawute eğer kesilmişse kurban ile birlikte lokma olarak dağıtılır.  Hızır Kurbanı sıradan kurban gibi değildir. Kurban edilecek olan hayvan, erkek ve de önceden ayarlanmış ve beside tutulduğu gibi yıkanır, tüyleri taranır, gelinlik bir kız gibi süslenmiş şekilde bekletilir.  (Tığlanacak zamanı ve de Hakk’a gideceği saat) Daha sonra Tığlanmak için, bir Dede'nin veya bir Ana'nin kurban duası ile tığlanır. Kanı ise kesinlikle kazılmış bir yere akıtılır. Kurban'ın kanı, biz, Aleviler için kutsaldır. Rengi kırmızı olduğu gibi, Kırklar Cem'inde Hz Ali'nin koluna neşter attığında, diğer canlarında kolunda kan damlar. Hz Ali'nin kolundaki kan damlası durduğunda, diğer cem erenleri ve analarında kolundaki kan damlası durur.Anlam olarak canların bir beden olduğu, her birisinin aynı terazide oluşu, Kırklar cemindeki kan ritüeli herkesin eşit oluşunu ve de Hz. Ali’de bunu koluna neşter vurması ile kanıtlamış olmaktadır… Bu konuyu anlamanız için Miraç olayını bilmenizde yarar var diye düşünüyorum...                                      
Hintlilerde günümüze kadar Hace Hızır adında bir dervişi kutsamaktadır. Dereler ilahı ya da akarsularda cin olduğu inancı vardır. Anadolu’da olduğu gibi Hintlilerde de Hace Hızır'ın ak sakallı, yeşil giymiş bir ihtiyar bilge olduğuna inanılır. Detaylara inildiğinde Hace Hızır ile Alevilerdeki Hızır aynıdır.
• IRAN= Şirvan bölgesinde Bacervan şehri yakınlarında Hızır evi vardır.
•  SURIYE= Şamda Ümeyya camisinde Hızır makamı vardır.
• LÜBNAN= Cebel eteklerinde Hz. Hızır Aleyhisselam makamı olduğu biliniyor.
•  KUDİS= Mescid-i Aksada bir Hızır kapısı vardır.
• FAS= Fes şehrinde Sidi Harazem'de Hızrıye tarikatı bulunmaktadır.
• IRAK=Bağdat’ta Hızır makamı vardır.
• TURKMENISTANDA= Semerkand'da Hızır makamı vardır.
• MISIR= İskenderiye kalesinin sahil kapısının adı Hızır kapısıdır.
• AZARBEYCAN = Şirvanlılar Hızır-ı inde adındaki bir türbeye bugünde ziyaret etmektedirler. Söylenceye göre Hızır bu türbede yatmaktadır.
• Evliya Çelebi Kudüs dolaylarında Hızır-ı İlyas makamı olduğunu beyan eder. İlyas Peygamber burada bir kaya üzerinde ibadet etmiş olup başlarının ve dizlerinin izi çıkmıştır.
Ayrıca Sivas, Malatya, Edirne, Tokat; Çorum, Samsun, Merzifon,Yozgat, Tunceli, Bingöl, Kars bu bölgelerde Hızır’ın olduğu yaşatıldığı rivayetler arasındadır.                                            
 Tarihi Taberi'de, Hz. Muhammed şöyle buyurmuş. Hz. Muhammed sual etmiştir ki, Kardeşim  Musa’ya Allah rahmet eylesin, ne olurdu Hızır Aleyhisselam’a daha fazla sabır gösterseydi de daha çok bilgi ve beceri sahibi olurdu. Ancak şu üç şeyi bildirdi' dedi, bizde zikrettik.
Ne zaman yola çıkarsan Pir Sultan Abdal’ı an… Ne zaman yolda belde kalırsan Hızır’a sor... Ne zaman yalan ve gaybet edersen Hızır’ı anma.....Çünkü Hızır Nebi, (Veli-İlmi Ledün) bu yolda ikilik edenlerin darda darına, zorda kalanın yanında olmaz...
Abdülkadir İnan'ın kaydettiği,
Rengine şifa tileymen dihkançiga
Hazret-i Hızır Ata-dur, sizden meded tileymen
Derdige deva tileymen, mataçiga pir olgan
bu tarzda şaman duası, Şamanistlerin Hızır’dan yardım diledikleri gibi, Alevi -Bektaşilerin duaları ile  Şamanistlerin gülbanklarıyla bir  bağ kurulabilir kanısındayım...
Sevgili canlar şu altın değerindeki atasözünü de gönül bağınızın bir köşesine ekin...
''Her vakdini hazır bil, her gördüğünü Hızır bil''
Hak- Muhammed- Ali yardımcımız Bozatlı Hızır yoldaşımız olsun...

Gürbüz Şimşek

Kaynaklar: Pir Sultan Abdal Ocağı Yazmaları
 Tarihi Taberi, Sahihi Buhari
AABF-Ismail Kaplan
Esat Korkmaz Çalışmaları
Hasan Kilavuz Dede
Ahmet Yasar Ocak, Hizir Yahut Hizir-Ilyas Kültü
Hasan Harmancı Çalışmaları

 

 


  Editör :  AleviGundem

 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 9 Puan Verildi
 Kaynak :  Alevi Gündem

 Kategori  Alevilik

880 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 2 )   

  G.Simsek

Tarih : 22.01.2010 16:50:42  

  Cevap ; &221;&222;TAR,tAPINAK FAH&221;&222;ESD&221;R,

Cevapla


Alıntı : İşcanbaba

İŞTAR, Sümerlerdeki, Tapınak ve Savaş, Bereket Tanrıcası İNNEANNA nın diğer ismidir, ve Tapınak Fahişesidir, HIZIR kültü ie alakasını bulamadım, ilginç bir tesbit.

Gılgamış destanını bir çok yazar ele almış. Bunlar arasında tabiki İştar'ı sizin gibi yorumlayan canlarda olabilir. İştar'ın anneside babasıda tanrıdır, zaten destan içerisinde bunlarda belirtilmişdir.İştar'da bir tanrıça olduğuna göre,Gılgamışın annseside bir tanrı olduğuna göre, Gılgamışın ve arkadaşı Engüda ile yapdığı birliktelik ve akabinde Gılgamışın ölümsüz suyu bulmak için verdiği mücadele ile Musa ile Hızır'ın veya İskender ile ahçısı veya Tavrattaki anlatımlar hepsi birbirini tamamlar yöndededir. Fakat Gılgamış destanını birde Yuva yayınlarındaki Gılgamış destatında okumanızı öneririm . Kolay gelsin ..


İp Adresi Kayıtlı   

 İşcanbaba

Tarih : 21.01.2010 09:09:35  

  İŞTAR,tAPINAK FAHİŞESDİR,

Cevapla


İŞTAR, Sümerlerdeki, Tapınak ve Savaş, Bereket Tanrıcası İNNEANNA nın diğer ismidir, ve Tapınak Fahişesidir, HIZIR kültü ie alakasını bulamadım, ilginç bir tesbit.


İp Adresi Kayıtlı   

Sayfa  

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
 Köşe Yazıları

alevigundem

alevigundem ¬
İŞARET FİŞEĞİ

Esat Korkmaz

Esat Korkmaz ¬
ALEVİ OLMAK AŞKA ÂŞIK OLMAKTIR

Hasan HARMANCI

Hasan HARMANCI ¬
Kim İleri Kim Geri

Hamza Aksüt

Hamza Aksüt ¬
ALEVİ KİMDİR, ALEVİLİK KRİTERLERİ

Haşim KUTLU

Haşim KUTLU ¬
Evladı Kerbelayık Be Hatayık

Ünsal ÖZTÜRK

Ünsal ÖZTÜRK ¬
DÜALİZM

Turan ESER

Turan ESER ¬
DEDELİK TALİMAT DEĞİL, İKRAR, RIZALIK VE YOLA HİZMET KURUMUDUR.

Murtaza Demir

Murtaza Demir ¬
Anayasa Paketinde Alevi Talepleri Neden Yok?

Durak ARSLAN

Durak ARSLAN ¬
Taşımak…

İsmail KAPLAN

İsmail KAPLAN ¬
Türkiye Şeriata Doğru

Hüseyin DEMİRTAŞ

Hüseyin DEMİRTAŞ ¬
ALEVİLİĞİ TANIMLAMA, TANI

Mihrac Ural

Mihrac Ural ¬
KAOS İÇİN YALAN HABER

Feramuz Acar

Feramuz Acar ¬
2 Temmuzda SİVASta, 3 Temmuzda ÇORUMdayız..

Hıdır Yergezen

Hıdır Yergezen ¬
Alevi Bektasi Inancinin Kadim izleri (4)

Rıza AYDIN

Rıza AYDIN ¬
SIDKÎ BABA’NIN BİR NEFESİNİN AÇTIĞI ÇIĞIR

Seyfi Maxundi

Seyfi Maxundi ¬
EŞİK (ŞEMÛG)

Ahmet Koçak

Ahmet Koçak ¬
Genç Aleviler Konuşuyor - Bölüm III

Reber Cengiz Ünal

Reber Cengiz Ünal ¬
Sürgün Bir Ozan: Emekçi

Seyit Gezek

Seyit Gezek ¬
NE YAPILMAK İSTENİYOR

Fezali

Fezali ¬
Yazı Eklenmemiş
 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
8  Eylül 2010  
Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Paz
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.5033 1.5106
  Euro 1.9179 1.9272
 
 Reklam



 





Alevilik | Gündem | Siyaset | Dünya Gündemi | Kültür Sanat | İnanç | Bilim | Köşe Yazıları | Duyurular | Mürşitler/Pirler/Talipler/Ozanlar/Deyişler | Yeni Çıkan Kitaplar | GÜLBANKLAR(HAYIRLILAR) | Erkanlar | Araştırmalar Ve Tezler | Biyografi/Otobiyografi | Gizlilik Politikası


 
 

   © Copyright - 2008- Alevi Gündem, alevi haber, alevilik - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu site

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.

0,69 saniye.