Anasayfa MAKALELER Turan Eser ALEVİ SORUNUNA ÇÖZÜM MÜMKÜN, FAKAT BUNA SİYASİ HÜKÜMETLERİN SAMİYET SORUNU ENGEL (I)

Kitap

Alevilikte Cenaze Erkanı

Burada verilen cenaze erkânı, Alevi tasavvufunun özgün içeriği ölçü alınarak amacımız durumunda bulunan “ortak inanç uygulaması”nı yaratmak için yazıldı.Yazdığımız “ortak inanç uygulaması” ile çelişki oluşturmayan şu ya da bu bölgedeki-köydeki-yöredeki “ayrıntı” durumundaki “farklı” uygulamalar, bir “zenginlik” olarak algılanmalı, yaşaması için çaba harcanmalıdır. Devamını okumak için tıklayınız.
ALEVİ SORUNUNA ÇÖZÜM MÜMKÜN, FAKAT BUNA SİYASİ HÜKÜMETLERİN SAMİYET SORUNU ENGEL (I)
ALEVİ SORUNUNA ÇÖZÜM MÜMKÜN, FAKAT BUNA SİYASİ HÜKÜMETLERİN SAMİYET SORUNU ENGEL (I) PDF Yazdır e-Posta
Turan Eser tarafından yazıldı   
Pazartesi, 17 Kasım 2008 10:24
Toplumsal hafızamızı güncelleyerek devam edelim. AKP hükümeti Kasım 2007’de “Alevi Açılımı” projesini kamuoyuna duyurdu. İddialı bir çıkış yaptı. Yaparken de, Alevi kurumlarını taraf olarak tanımadı. AKP güdümlü Alevi lobisi örgütlemek istedi. Yani kendi Alevisini yaratmak istedi. Sonuç; kocaman bir fiyasko. Öyle bir fiyaskoydu ki, ...

Toplumsal hafızamızı güncelleyerek devam edelim. AKP hükümeti Kasım 2007’de “Alevi Açılımı” projesini kamuoyuna duyurdu. İddialı bir çıkış yaptı. Yaparken de, Alevi kurumlarını taraf olarak tanımadı. AKP güdümlü Alevi lobisi örgütlemek istedi. Yani kendi Alevisini yaratmak istedi. Sonuç; kocaman bir fiyasko. Öyle bir fiyaskoydu ki, “Alevi Açılımı” projesinin AKP sözcüsü Reha Çamuroğlu, Başbakanın Alevi danışmanlığından istifa etmek zorunda kaldı.

  

“Alevi örgütleri diyalogdan kaçıyorlar” diye yaygara koparan AKP hükümetinin aslında kendi arasında “sağırlar diyalogu” hakimdi. Öyle ki, Türkiye ve Avrupa’daki tüm Alevi örgütlenmelerini dışlayan bir tutum ve dayatma ile diyalog arayışını girildi. Sonuç ise, AKP hükümetine yöneltilen “samimiyetsizler” eleştirisinin ne kadar yerinde ve doğru bir değerlendirme olduğu kanıtlandı.

  

Bırakın Alevi örgütlenmelerinin tepkilerini,  görevinden istifa etmek zorunda kalan Çamuroğlu, Başbakanına  sunduğu ve Alevi örgütlerini haklılığını belgeleyen istifa mektubunda "Sayın Başbakanım, Alevilere karşı ayrımcılığın bitirilmesini istedik. Bitti mi? Sorabilir miyim; bürokrasinin üst kademelerinde, valiler arasında kaç Alevi var? Sadece bir vali mi? Bu yeterli mi? Peki emniyet müdürleri arasındaki durum ne? Ya altı yıllık iktidarımız boyunca devletten ihale alan kaç Alevi yatırımcı var? Belki hiç yoktur!"  demek zorunda kaldı.

  

Bunun üzerine Başbakan Recep Tayip Erdoğan ise Çamuroğlu’na dönüp "Ama, Diyanet’in dedikleri ortada". Yani hükümeti de aşan bir durum olduğunu anlattı.


Zaten  “Alevi açılımı” açıklandığında Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Yok böyle bir şey" demek zorunda kaldı. Yani Çamuroğlu’na “fazla ileri gitme” diye mesaj verildi. İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı ise Çamuroğlu’na uyarıda bulundu “cemevleri dinen mümkün değil” diye telkinde bulundu. Bu da yetmedi ardından Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz ise “Alevilerin devlete bakışı belli” diyerek sözü, “Reha yeni bakış açısı yaratamazsın”a getirdi.

 

Reha Çamuroğlu’na gelen en önemli siyasi fetva ise Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'na aitti. Bardakoğlu, Çamuroğlu'na "Cemevlerine yasal statü tanınamaz" dedi. Nokta.

  ALEVİ ÖRGÜTLERİ HAKLI ÇIKTI

Bunlar üzerine Reha Çamuroğlu, Başbakana dönüp, “Alevilere yönelik binlerce ayrım örneği verebilirim. Bu ayrımcılık sürdükçe Alevi örgütleri karşısında sıkıntıya düştüm." ve "Bu insanlar karşısında duvara dayandım artık" demek zorunda kaldı

 


Tarih 11 Haziran 2008’i gösteriyor. Başbakan, Çamuroğlu’na,  "Reha Bey, siz bu mektubu yazmamış, ben de kabul etmemiş olayım" dedi. Çamuroğlu, Başbakan’a elini uzatıp: "Allahaısmarladık Sayın Başbakanım" demek zorunda kalmıştır. Bu vedalaşmadan sonra her ikisi de hiç görüşmediler. Tarih 9 Kasım 2008’i gösteriyor, Alevilerin büyük yürüyüşü 100 bin insanla Ankara’da buluşuyor. Reha Çamuroğlu, Tekrar Başbakan Recep Tayip Erdoğanan’a, ikinci “Alevi Açılımı” ile MERHABA diyor.

 

Çamuroğlu 9 Kasım’da yeniden “Merhaba” demeden, önce neden "Allahaısmarladık Sayın Başbakanım" demesini açıklamalıdır. Madem ki AKP’nin 2007 yılındaki “Alevi Açılımı”  samimiyetten uzaktı, şimdi değişen ne oldu? Madem Çamuroğlu partisine güvenmedi, kendisini yolda bıraktılar “Alevi örgütleri karşısında sıkıntıya düştüm." ve  davasında yalnız kalıp "artık duvara dayanmak" zorunda kaldı, şimdi ne değişti de, tekrar, merhaba demek zorunda kaldı?  Bu tipik bir şark usulü kurnazlıkla beslenmiş politikacı tavrı değil de, nedir?

  YENİ ALEVİ AÇILIMI İÇİN FIRSAT MI YOKSA YEREL SEÇİM TUZAĞI MI?

Bu kısa girişten sonra şimdi “Yeni Alevi Açılımı”na gelelim.

 

9 Kasım Mitingi öncesi, Başbakan, Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu ve Reha Çamuroğlu'yla görüşüyorlar. “Cemevlerinin ibadethane yapılması”, “Cemevlerine bütçe ayrılması” ve “Dede, zakir ve hademelerin maaşlarının bütçeden ödenmesi” gibi yasal değişiklik mümkün mü diye nabız yoklanacakmış.  "zorunlu din dersinin kaldırılması"na ilişkin talep ise “mümkün değil, zor” denilerek gündem dışına alınıyor.

  YEREL SEÇİMLER YAKLAŞTI, ŞİMDİ İLGİNÇ ŞEYLER SÖYLENMESİ LAZIM

Mart 2009’da yerel seçimler var. Dolaysıyla yerel seçimlere yatırım yapmak siyasi partilerin asli görevleri arasındadır. Alevi toplumun son 20 yıldır yükselen örgütlü gücü, siyasi partilerin oy iştahlarını artırıyor. Bu nedenle yerel seçimler öncesi, Alevilere yönelik sahte vaatlerin tekrar gündeme gelmiş olması, tesadüf değil. Çünkü Türk siyasetinin gelenekselleşmiş ve klasik politika yapma yöntemidir. Samimiyetten ve sorun çözmekten uzaktır.

 


Fakat AKP’li Çamuroğlu bizden farklı ve iyimser düşünüyor; “Sorun ortada ve çözüme de çok yakın olduğumuzu hissediyorum." değerlendirmesini yapıyor, Alevilere dönüp “Biz ne yaparsak yapalım, baştan karşı mı olacaksınız yoksa diyaloga niyetiniz var mı? “ ve ''Oturup sorunların çözümü için konuşmak istiyor musunuz?”  diye soruyor.

  

Çamuroğlu Haziran’da “"Allahaısmarladık” diyerek çekip gitmesinin arkasındaki nedenlerin çabuk unutulduğunu sanıyor. Alevi toplumu ve onun kurumları balık hafızalı değildir. Madem ki “çözüme yakın”sın, AKP hükümeti olarak, TBMM’de her türden yasayı ve kanunu çıkaracak sayısal üstünlüğünüz var. Neden çözüme bu kadar yakınken, 7 yıllık AKP hükümeti Alevilere uzak durdu? Neden Alevi kurumlarına randevu vermedi?

  RESMİ POLİTİKAYLA YÜZLEŞMEDEN, HUKUKUN EVRENSEL İLKERİYLE BULUŞMADAN ÇÖZÜME YAKIN OLUNMAZ

Çamuroğlu’nun ihmal ettiği ve görmezden geldiği gerçekle yüzleşmiyor. AKP resmi politikaların ve 12 Eylül siyaset kültürünün ürünüdür ve bu resmi politikaların devamından yanadır. Yurttaş hakkını değil, iktidar hakkını koruyan hukuk anlayışından yanadır. İşte bu nedenle Alevi sorununda çözüme uzaktır. Çünkü Türkiye’de resmi siyaset alanı, çözüm bekleyen Alevi sorununu, makro siyaset düzeyine olumlu yönde ve Alevi kimliğini tanıma ilişkisi üzerinde taşımaktan hep çekinmiştir. Türk İslam Sentezi eksenindeki duruşun ısrarı ise bunun ana sebepleri arasındadır. Asırlardır inkar edilmiş Alevi sorunu karşısında, siyaset alanı demokratikleşme perspektifi çerçevesinde ele alınması konusunda tutarlı ve evrensel insan hakları çerçevesinde bir politik hat üretilmemiştir. Alevi sorununu tanıma ilişkisi üzerinden makro siyasi alana taşınması, toplumdaki önyargıları kırmaya hizmet edecek ve toplumsal dokulara eşit koşullarda bir arada yaşama kültürünü nüfuz ettirecek ve bu ortak değerlerin bir arada yaşamasına katkı sunacaktır. Böylece, bugüne kadar çatışma kültürü üzerinde beslenen siyaset, yerini hazmetme kapasitesi yüksek ortak gelecek projesini besleyerek, demokrasin derinlemesine inşasına olanak sunacaktır. Bunun için yapılması gereken bir dizi siyasi görev kararlılık ve irade beyanı beklemektedir. AKP buna karar vermelidir. Aleviliği devletleştirmeden, Alevi yurttaşlarının temel taleplerini ideolojik kaygılar gütmeden, hukukun ve demokrasinin evrensel ilkeleri ekseninde, Alevi kurumları ile çözmeye hazır mı? değil mi?

  ALEVİLİĞİ DEVLETLEŞTİRMEK VE TARİHSEL YANILGININ DEVAMITürkiye’de ciddi bir hata yapılmıştır. Bu hata, bugünkü gericiliği ve siyasal islamı besleyen hatadır. Bu hata, kuşkusuz, tarihsel olarak devletin dini kendisine mal etmesiyle başlamıştır. İnancı ait olduğu yere, yani bireyin vicdanına bırakmayıp, devletleştirmesidir. Yani siyasetin ve toplumun, devletiasli görevi olan sosyal, sağlık, eğitim, ekonomik ve hukuksal anlamda kamusal hizmetlerini daha nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz üretmesi gerekirken, bunları ihmal edip, din ve dindar üretmek üzerinden geliştirdiği politikayı, tarihsel bir yanılgının devamı ve zararlı olduğunu görme zamanı gelmiştir. Yani, Türkiye’de  din, vicdan ve inanç özgürlüğünden uzaklaşmış, laiklik ilkesine aykırı gelişen süreç Avrupa deneyiminin tersine, devletin dini kendisine mal etmesini sağlamıştır. AKP’nin “Alevi Açılımı” ise, bu tarihsel hataya, Alevileri 21. yüzyılda ortak etme çabasıdır ve Aleviliği devletleştirme amacı güderek, Alevi kimliğini devlet katında homojenleştirip, asli değerlerine ve öğretisine yabancılaştırmaktır.  Devam edecek….

 

 

Değerli üyemiz Turan Eser Cumartesi, 19 Temmuz 2008 tarihinden beri bizimle beraber.

İletişim e-postası: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Diğer Yazılarını Göster

Alevi Gündem, Powered by Joomla!; Joomla templates by SG web hosting