| Tarihin en büyük yalanına dair röportaj |
|
|
|
| Erdoğan Çınar tarafından yazıldı |
| Salı, 05 Ağustos 2008 08:24 |
|
Tarih de yalan söyler. Bu yalan, siyasal ve ekonomik erkin tarihselleştirilen ideolojik yalanıdır aslında. Ne var ki insanlığın ortak tarihinde bir sapma değil, yalanın tarihindeki bir insanlık ayıbıdır yine de bu. Tarih de yalan söyler. Bu yalan, siyasal ve ekonomik erkin tarihselleştirilen ideolojik yalanıdır aslında. Yalan; özgür düşünce ve duyarlılıkların yok edilmesi için sistemli bir mirasa dönüştürüldüğünde, bir kültür jenosidi inşasına da dönüşür aynı zamanda ve yüz yıllarca, bin yıllarca sürüp gidebilir. Ne var ki insanlığın ortak tarihinde bir sapma değil, yalanın tarihindeki bir insanlık ayıbıdır yine de bu. Binlerce yılı kapsasa da hiçbir örgütlü yalan, bir kültürün özünü yok edememiştir bugüne kadar. Zira bu öz, önünde sonunda bir duygudur; insanı ve âlemi bir kavrayıştır. “Pir Sultan’ım eydur, kalbimiz nurdur, Erenler gözlüdür, inkârcı kördür Gerçeğe giden yol kadimdir, birdir Her tepe başında ayrı yol olmaz.” Pir Sultan Abdal’ın bu dörtlüğü böyle ifade etmesinin nedeni ne ola ki? Yazar, araştırmacı Erdoğan Çınar, yeni yayınlanan Aleviliğin Kökleri adlı kitabında, insanlık tarihinin belki de en büyük yalanına uğramış, çok büyük, anlamı çok derin ama aynı zamanda çok sarih bir kültürün özüne doğru, çıkış ve yükseliş ışığına doğru, adeta elinden tutarak refakat ediyor okuruna. Aleviliğin Kökleri, kendi coğrafyasında ve dışarıda, binlerce yıldır bir yabancı, bir düşman gibi ideolojik ve fiziki katliamlara uğramış, aslında tüm zamanlar için geçerli olan aydınlatıcı bir kültürün kadim ama aynı zamanda modern sayılabilecek köklerine cesaretle uzanarak insanlığın bu ortak yalanını deşifre ediyor. “Derviş Yunus söyler sözü Yaş doludur iki gözü Bilmeyen ne bilsin bizi Bilenlere selam olsun.” Bir ortak acının dillendirilmesindeki olağanüstü şefkatin ve her şeye rağmen gizli affedişin bu inceliğine sahip bir kültürün özü, ne yapılırsa yapılsın, ne kadar üstü örtülmeye çalışılırsa çalışılsın, ne kadar kan akıtılmış olursa olsun bu evrenden yok edilebilir mi ki? Erdoğan Çınar, bu son derece aydınlatıcı kitabında Aleviliğin köklerini İslam’dan, hatta Hıristiyan’lıktan çok öncesine, binlerce yıl öncesine, bilimsel olarak Hitit İmparatorluğu’na kadar; bu imparatorluk içinde yaşamış olan Luviler’e (Aluviler) kadar dayandırıyor. Ki Luviler, son bilimsel bulgulara dayanarak Anadolu’da MÖ.6000 yıllarına kadar uzanıyor: “Görünen odur ki; ‘Aluvi’ sözcüğü dört bin yıllık uzun ve oldukça sancılı bir yolculuktan sonra dilden dile geçerek ve çoğu zaman da köşe bucak saklanarak kendisini bugünkü Türkçe’ye taşırken pek değişmeden, hemen hemen aynı kalmayı başarmıştır” diye belirtiyor Erdoğan Çınar. Yazar ayrıca Luviler’le ilgili şu bilgiye de yer veriyor kitabında: “Eski çağda, Kadın Ana’nın halkı Luviler (Işık insanları), Anadolu’nun dört bir yanına dağılmış özerk yapılara sahip, büyük bölümü ‘Ma’ya adanmış dergâh- devletlerin kutsal otoritesi altında yaşıyorlardı.” Prof. Dr. Bilge Umar’a göre “Ma”, Luvi dilinde “ana” demektir. Ve “Ma” Anadolu’nun bilinen en eski “Kadın Ana”sıdır. Erdoğan Çınar’ın Aleviliğin Kökleri, aynı zamanda -hatta özellikle- ideolojik ve siyasi ezber bozucu olarak tanımlanabilecek bir kitap. Aleviliği özellikle İslam’la buluşturan ideolojinin tekrar ve tekrar gözden geçirilip, sorgulanması gerektiğini algılatıyor insana; ve tarihin tezgahlanmış bu en büyük yalanını, tabuları kırarcasına deşifre ediyor. Doğru ve doğruluk. Gerçek ve gerçeklik. Vicdan ve idrak. Gönül ve bir olma. İnsan, toplum, doğa, evren… Aleviliğin Kökleri’ni canı gönülden okuduğumuzda kendi özümüzü, kendi köklerimizi de, daha bilinçli ve duyarlı olarak algılayabilmemizi -ister Alevi olalım, ister olmayalım- sağlayabilecek değerde bir çalışma. Yazarının, tarihin her türden dinsel baskısını da içselleştirerek, bu karanlığın ve tarihsel yalanın; Aleviliğin -İslam öncesi ve sonrası- bir dinsel sapma olduğu, bir büyük küfür olduğu yalanlarına karşı durarak, bu yasaklayıcı resmi ideolojileri de gün yüzüne çıkarmasıyla insanın nasıl çok yönlü sömürüldüğünü de bir kez daha anlıyoruz. Aleviliğin Kökleri, Erdoğan Çınar, Kalkedon Yayınları
|
| Son Güncelleme ( Salı, 05 Ağustos 2008 08:47 ) |






