|
Ali Aksüt tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 12 Eylül 2008 12:13 |
|
Eğer Köln’den dost yürekli Keziban Souris “sence Ali Aksüt..” diye başlayan bir soru sormasaydı, başka şeyler yazacaktım.En zor şeylerden biri de insanlık adına ahkam kesmek olsa gerek. Antik çağın önemli düşünürlerinden Anaksagorus insan ve insanlık üzerine hayli kafa yormuş. Sonunda “insan bir us akıl varlığıdır” deyip çıkmış işin içinden. Anaksagoras insanın elleri olduğu için mi akıllı olduğunu yoksa akıllı olduğu için mi elleri olduğu sorusuna ilk yanıt arayanlardan da biri imiş. Düşünürün bulgusu doğrudur. İnsan uslu yani akıllı yaratıktır. Etimoloji sözlüğünde İnsan ; memelilerden, iki eli olan ve iki ayak üzerinde yürüyen, konuşan, uslu ve düşünmeye yetenekli canlı”dır. İnsan deyimi Arapçadır. Hint-Avrupa dil grubundan toprak-khen-kökünden türemiştir. Kökü toprağa dayanır. 35 milyon yıl kadar önce insanlaşmayı hazırlayan maymun türünün yaşadığı varsayılmaktadır. İlk insansı canlılar Kenyalılardır. Tüm inançlarda insan tanrılar tarafından yaratılmıştır. “Tüm insanların ölümsüz, insanların da ölümlü Tanrılar” olduğunu da bir insan söylemiştir. Birçok inanca göre insana biçilen kılıf köleliktir. Sümer inancına göre insanlar tanrılarına hizmet etmek için yaratılmıştır. İslam dinine göre insan kul (köle), Yahudi ve Hıristiyan inancına göre de bir çoban tarafından yönetilen koyundur. Felsefe de ise insan doğanın ürünü ve evrimin sonucudur. Felsefik düşünce de insan bilinçli çabası ile hayvandan ayrılır. Zeka yalnız yüksek hayvan türlerinde gelişmiştir.İnsan o üstün zekasının ve çabasının yardımı ile doğayı yararına değiştirip ona egemen olmuştur. Zeka ürünü alet insanın elindedir. Aleti bulup ve kullandıranlar akıllı (uslu) insanlar ile sadece başkalarının bulduğu aleti kullananlar iki ayrı insan sınıfı oluşturmuşlardır. Günümüzde sermaye ve emek sınıfı bu olgunun ürünüdür. Ama biliyoruz ki egemen ya da ezilen olmanın ötesinde “insan olmak” deyimi hiç birimizin dilinden düşmez. Nedir acaba insan olmak. Bir fiziksel evrimden geçen herkes insan olabilir mi? Bu soruya en güzel yanıtı Marx verse gerektir. Ona göre; “İnsanın özü, tek başına bir bireye özgü ve soyut bir şey değil, toplumsal ilişkilerin tümüdür.” İnsan insanlığın ürünüdür. “Bir elmanın tüm doğanın ürünü olduğu gibi..” Bir çocuk ancak bir insan topluluğu içinde yaşayarak insan olabilir. Eğer bir insan tümü ile paylaşmayı öğütleyen, eşitliği erdem sayan, ırkı, dili, dini, sosyal farkı gözetmeden insanı insan sayan öğreti ile donatılır ise insan olmak deyimi yerine gelir. Yoksa; İlk insan doğduğu Kenya’da olduğu gibi akbablar insan ölüsü yemek için bekleşir. Gider bir insan oğlu o resmi çeker de, o canlıyı kurtarmayı düşünmez. Güneş enerjisi dünyalının tümüne yeter. Bununla yetinmeyi sağlayacak birikim var iken dünya insanlıktan çıkmış, hayvanlaşmış sömürgenlerin istediği teknolojiyi kullanarak torunlarımıza bir şey bırakmamaktadır. Hayvana benzer iken alet kullanarak insanlaşmak bir evrimdir. Elindeki aleti kötü bir amaca kullanarak insan iken hayvanlaşmak da bir evrim sürecidir. Ben mutlu değilim. Çevremde kimse mutlu değil. Dünya hepimize yetecek kadar büyük ve güzel iken, ekmek bu kadar küçüldü ise birileri hayvanlaştı demektir. Birileri demokrat, aydın kılığına girmiş çalana hizmet ediyor demektir. Yanımızda yöremizde adam kılıklı özü uşak olanlar yaşıyor demektir. Şövenistin kökten dincinin işi iş demektir. Benim torunuma da geçirdiği ters evrimden sonra hayvanlaşan sömürgenin torununa da yaşanılır bir dünya gerek. Çan çalanların, ezan dinleyenlerin, deyiş okuyanların inanç önderleri, öğretmenleri bunları söylemiyorlarsa orada insanlık ölmüştür. Tersine evrim başlamıştır. Artık uçağa sapan taşı atanlar artacak, insanlık utanacaktır. Bir dünya düşlüyorum. Kadın ve erkeğin farkı sadece gövdesinin yapısı olsun. Sınırsız, kirletilmemiş bir dünyada yaşamak aynı dili konuşmak güzel olurdu her halde. Çocuktum, anam akşam yemeğinden önce birkaç yaşlı komşuya benimle yemek gönderirdi. O yemeği alanların mutluluğunu görür, yorgun ama kendimle barışık eve dönerdim.Yemek paylaştığımız komşularımız da biz de mutlu idik. Geçen yıl Hasançelebi’de aynı mahalleden geçtim. Hırsız korkusu ile olacak evlere demir kapılar yapılmıştı. Allah bilir akşam yemeğinin bir tasını bile komşusuna sunan olmadı. İnsanlık bu yıl da gözümde kaldı. İnsan olmak zor. İnceyi, inceliği aramak, güzeli düşleyip, sevgiyi yaratmak, emeğin lafını etmeden emeğe saygıyı öğrenmek olsa gerek insanlık. Bunları öğrenmez, öğretmez isek, kötülük bir atom çekirdeği gibi büyür ve tümümüz yok oluruz. İnsan gibi yaşamak için, sen ne yaptın demeden önce ben ne yaptım, ne yapabilirim, diye oku, öğren ve uygula. Daha Nurhak’ta nergiz, Toroslar da mersin çiçek açıyor. İnsan olmayanlar insan ol öğüdü bırakmazlar. Ahlakı paça arasına aptallar sıkıştırır. Ali AKSÜT
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 12 Eylül 2008 16:42 )
|
Değerli üyemiz Ali Aksüt Pazartesi, 18 Ağustos 2008 tarihinden beri bizimle beraber.
İletişim e-postası:
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Diğer Yazılarını Göster